Frans Kafka (1883-1924)
...qisasını heç bir şey etməməklə alır. Nifrət etdiyi deyilə bilməz; amma sevdiyi də...
Sayfa 384·Kitabı okuyor
Alıntı
ÖMER NASUHİ BİLMEN (1883-1971)
1883 yılında Erzurum'un Salasar Köyü'nde doğdu. Babası zamanın âlimlerinden Hacı Ahmet Efendi, annesi Muhibe'dir. İlk tahsiline, Ahmediye Med-resesi müderrisi olan amcası Abdürrezzak İlmî ve Erzurum Müftüsü Müderris Hüseyin Raki Efendiden okuyarak başladı. 1908 yılında İstanbul'a gelerek, Fatih Dersiamlarından Tokatlı Şakir Efendi'nin derslerine devam etti ve icazet aldı (1909). Daha sonra imtihanla Medreset'ül Kudat'a girdi ve 1913 yılında aliyyül-ala derecesiyle mezun oldu. Daha sonra açılan ruus imtihanını da kazanarak Fatih dersiamı olarak göreve başladı. İlk memuriyete Fetvahane-i Aliye'de başlamıştır. Fatih Camii'nde, Sahn-ı Seman Medresesi'nde âli kısmı Kelam Müderrisliği yapmış Medresetül-Vaizin ve Daru'ş-Şafaka'da dersler vermiştir. Ayrıca İstanbul İmam-Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsü'nde usûl-i fıkıh ve ilmi kelâm dersleri okutmuştur. Daha sonra Telif Heyeti Azalığına getirilmiş, bir müddet Temyiz Mahkemesi Şeriyye Dairesi Mümeyyizliğinde de bulunmuş ve 1922 yılında Meclis-i Tedkikat-ı Şeriyye Dairesi Azalığına getirilmiştir. 1926 yılında İstanbul Müftü Muavinliğine ve 1943 yılında ise seçimle İstanbul Müftülüğüne tayin olmuştur.15.06.1960'da vekâleten, 30.06.1960'da ise asaleten Diyanet İşleri Reisliği yapmıştır. 06.04.1961'de emekli olmuştur. Ömer Nasuhi Bilmen Efendi, gerek ilmi ve ahlâkî otoritesi gerekse samimi dindarlığı ve tevazuu ile dinî konularda Türkiye'de müslüman halkın başlıca güven kaynağı olmuştur. İnançta, ibadet ve ahlâkta Ehl-i sünnet mezhebini şahsında tam bir liyakatla temsil ettiği için herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştı. Şüphesiz bunda yaşadığı sürece aktif politikanın dışında kalmasının da önemli rolü vardır. Zira Ömer Nasuhi Bilmen de selefleri gibi dini meseleler söz konusu olunca asla taviz vermeyen bir yapıya sahipti.
Kitap Alıntısı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tekin Alp (Moiz Cohen, Munis Tekinalp) (1883-1961). Musevi bir aileden gelme. Selanik’te hukuk öğrenimi gördü. 1905’te gazetelerde yazıları çıkmaya başladı. 1908’de İttihat ve Terakkiye katıldı. 1912’de İstanbul’a geldi. İstanbul Üniversitesinde hukuk ve iktisat dersleri verdi, ama yaşamını esas olarak tütün ticareti yaparak kazandı. Farklı bir kökenden gelmesine karşın önde gelen bir Türk milliyetçisi ve Türk milliyetçiliği, pan-Türkizm ve ulusal ekonomi alanlarında çok sayıda yazısı olan bir yazar.
Şemsettin Günaltay (1883-1961). Darülmuallimin-i Aliye’de (Yüksek Öğretmen Okulu) ve İsviçre’de öğrenim gördü. Öğretmenlik yaptı. İttihat ve Terakkiye katıldı. 1914’te İstanbul Üniversitesİ’nde Türkçe ve İslâm tarihi profesörü oldu. Ulum-ı Edebiye Fakültesi dekanlığına getirildi. 1915’te siyasete atılarak mebus seçildi. Mütareke döneminde öğrencileri ulusal direniş yanlısı protesto gösterilerinde yöneterek sivrildi. İstanbul’da yeraltı direniş örgütlerinde çalıştı. 1923-1954 arasında milletvekilliği yaptı. 1949- 1950’de başbakanlık görevinde bulundu. 1960 darbesinden sonra Kurucu Meclis üyesi, bir yıl sonra da senato üyesi oldu. Siyasi kariyerinin yanısıra bilimsel çalışmalarını da sürdürdü ve İslâm’ın modern bir yorumunu yapan çok sayıda eser yayınladı.
madam corinne ve ailesine dair..
Büyükbabam ile büyükannemin iki kızları ve bir oğulları olduğunu belirtmiştim. Çocuklara Corinne, Henry ve Edith adları verilmişti. 1883 yılında dünyaya gelen ilk çocuk Corinne, yıllardır evlat özlemi çeken aileyi büyük sevince boğar. Bu tarihlerde Tergiman ailesinin üç oğlu, aileleriyle birlikte Harbiye Afet Sokak'ta üç katlı bir evde oturmaktadır. Corinne daha çocukluk döneminde güzel sanatlara ve müziğe olan yeteneğini belli eder ve ailesi küçük kıza piyano dersleri aldırmaya başlar. Kızlarını sürekli destekleyen babası, genç kızı eğitim için Fransa'ya gönderir. Paris Konservatuvarı'nın piyano ve şan bölümlerini başarıyla tamamlayan Corinne, mezuniyet sonrası İstanbul'a döner. Ailenin 1888 yılında Henry adını verdikleri bir oğulları olur. Üstüne titrenen bu erkek evlat ne yazık ki genç yaşta difteriye yakalanarak yaşama veda eder ve aileyi büyük bir mateme sürükler. Corinne'nin Paris'teki eğitimi sırasında bu defa da bir kız kardeşi dünyaya gelir. Edith adı verilen, kardeşlerine hiç benzemeyen kara gözlü, kara kaşlı, hep gülen bu bebek, Henry'nin ölümünden sonra ailenin nazar boncuğu gibi büyütülür. Edith de Corinne gibi güzel sanatlar, müzik ve yabancı diller konusundaki yeteneğini kısa sürede belli edecektir. Beş dil öğrenen Edith, okumaya olan düşkünlüğüyle kütüphanesini değişik dillerden oluşan kitaplarla doldurur. Çocukluğumda annemin bu özelliğiyle övündüğünü hep anımsarım. Güzelliği, zarafeti ve şıklığıyla her zaman dikkatleri üzerine çeken anneme benzemek için sık sık onun ayakkabılarını giyerek ayna karşısına geçer, yabancı dil diye uydurduğum sözcüklerden oluşan bir dille konuşur oynardım. Küçük ayaklarıma geçirdiğim o günün modası ince, yüksek topuklu ayakkabılarına verdiğim zararı hiç unutmamışımdır. Corinne gibi Edith de zeki ve kültürlüydü. Her ikisi
Sayfa 25·Kitabı okudu
Frans Kafka (1883-1924)
İçimizin boşluğunu doldurmaq, çatışmazlıqlarımızı tamamlamaq, mütləq və düzəlməz təkliyimizi həmyaşıdlarımızın tənhalığı ilə aradan qaldırmağa çalışmaq, tənhalığı tədricən artırmaq, taleyimizə dözmək üçün təsəlli deyilsə, nədir sevgi?
Sayfa 378·Kitabı okuyor
Alıntı