19 Eylül
Yalnızlığa, sıkıntıya, korkuya ve güçlüğe karşı silahlanmak istiyorum. Önce kendimi silmek istiyorum, bir hamlede kökünden. Sonra en baştan başlayarak bütün hücrelerimi düşüne düşüne, tek tek, ağır ağır yeniden yerleştirmek... Kendimi kendim yaratmak istiyorum.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
12 Eylül faşizminin yalanlarla asılan çocuk kurbanı Erdal Eren
46 gün içinde 19 Mart 1980'de idamına karar verildi. Ne Erdal Eren'in henüz 17 yaşında olması, ne de avukatlarının sunduğu delil ya da tanıklar kararın uygulanmasını engelleyebildi. Bunlar; otopsinin usul ve yasaya aykırı yapıldığı, ölenin vücudundan çıkan kurşunun Erdal'ın tabancasından çıkıp çıkmadığının açıklığa kavuşturulmadığı, olay yerinde keşif yapılmadığı, tanıkların dinlenilmediği Erdal'ın on sekizden küçük olup olmadığının araştırılmadığı, takdir hakkının kötüye kullanıldığı gibi gerekçelerdir. Ama askeri başsavcılık hemen harekete geçerek, bozma kararına itiraz etti.
Sayfa 628 - İmge
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Zafer ve Ötesi
19 mayıs 1919'da Samsun kıyısından başlayan yolculuk, 9 eylül 1922'de İzmir'de sona erdi. Ama bu son, bir başlangıçtı da... İstiklâl Savaşı, İzmir rıhtımlarında başladı ve orada bitti. Adına Milli Kurtuluş Hareketi denilen büyük ve çağdaş hareketin kuruluş ve inşa devri ise bu bitişten sonra başlayacaktır. Çünkü zafer, Gazi Mustafa Kemal için gaye değil, vasıtaydı.
Sayfa 495·Kitabı okudu
12 Eylüľden beș hafta sonra, takvimler 19 Ekim 1980'i gösterdiğinde, Türkiye'nin yeni muktediri Kenan Evren, can yoldaşı ABD'ye verdiği sözü tutacak, Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına dönüşünü onaylayacaktı. Yıllar sonra, ABD Başkanı Carter anılarında "Asıl zorlandığım konu, Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına yeniden dönüșünű sağlamak oldu. Türkiyede 12 Eylül olmasa bu başarılamazdı" diyecekti.
Alıntı
Dinlenmek için çıktığı seyahatten Eylül sonlarına doğru daha yorgun ve bitkin olarak Kahire'ye döndü. Damadı Muhittin Bey'e yazdığı 27 Eyül 1935 tarihli mektubunda, "Ben çok ihtiyarladım, çok zayıfladım. Hiç dermanım yok. Tebdil-i havadan hiç müstefit olamadım. Bakalım Allah ne gösterecek?" diyecektir¹⁸⁶. Aralık 1935'te çekilen bir fotoğrafını Abbas Halim Paşa'nın kızı Prenses Emine Hanım'a gönderirken arkasına şunları yazacaktır: Şu serilmiş görünen gölgeme imrenmedeyim... Ne saadet, hani ondan bile mahrumum ben. Daha bir müddet eminim ki hayatın yükünü, Dizlerim titreyerek çekmeye mahkumum ben. Çöz de artık yükümün kördüğüm olmuş bağını, Bana çok görme, İlâhî, bir avuç toprağını!.. Muhtemelen aynı fotoğrafı bir başka dostuna gönderirken arkasına başka bir kıta yazacaktır. Bunlar ölümün ayak seslerini duyan şairin kendisiyle son latifeleşmeleri, dostlarına son işaretleri gibidir: Hepsi göçmüş, hani yoldaşlarının hiçbiri yok! Sen mi kaldın, yalınız kafileden böyle uzak? Postu sermekse merâmın yola, serdirmezler; Hadi, gölgenle beraber silinip gitmene bak. Memleketine olan hasreti iyice artmıştı. Mısır'da ölmekten, orada kalmaktan da korkuyordu. Nihayet 1936 yaz başında (17 Haziran) İskenderiye'den bindiği vapurla İstanbul'a döndü. Tabiri caizse naaşını alıp vatanına gelmişti. Eşref Edip'in naklettiğine göre karşılayanlardan birinin "nasılsınız Üstad?" sorusu üzerine. "İşte gördüğünüz gibi, canlı cenaze" diyecektir¹⁸⁷. Karşılamaya gelenler, muhtemelen takipten çekindikleri için iki elin parmakları kadardı. Orada bulunanlardan biri, o yıllarda Askeri Tıbbiye talebesi olan Fethi Tevetoğlu anlatıyor: "17 Haziran 1936 Çarşamba günü, bir Mısır-İngiliz kumpanyasına ait, Mısır bandıralı, beyaz renkli Muhammet Ali el-Kebir gemisi ile Galata Rıhtımı'na yanaşmıştı. Geminin
Sayfa 137 - İstanbul Zaim Üniversitesi Yayınları
Tarih
Türk milletinin ölüme yürüdüğü bir dönemde, Sakarya Savaşı’nın en şiddetli günlerinde İstanbul’da Vahdettin‘in düğün töreninin heyecanı yaşanıyordu. Vahdettin 1 Eylül 1921 tarihinde nimet hanımı nikahına almıştı. Anadolu’da oluk gibi Türk kanı akarken İstanbul’da görkemli bir düğün yapacak kadar milli bilinçten yoksun olan Vahdettin bu esnada 61, Nimet Hanım ise 19 yaşındaydı. Vahdettin’in ilk evliliğinden olan kızları ulviye Sultan 29, Sabiha Sultan 27 yaşındaydılar. 
Sayfa 111 - Destek Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı