İlk helikopterler
1965 Pakistan - Hindistan Savaşı sırasında Pakistan 100 civarında tank kaybetmişti. Bu dönemde Türkiye Pakistan'a 100 adet M-47 tankını devretti ve Pakistan'ın tanklar karşılığında yapmış olduğu ödemeyi İtalya'daki agusta firmasına sipariş edilen helikopter için peşinat olarak kullandı. İlk genel maksat helikopterleri 1966'dan itibaren teslim alındı. İlk partide teslim alınan 18 adet AB-204 helikopteri ile Güvercinlikte bir helikopter bölüğü oluşturuldu.
Sayfa 219·Kitabı okuyor
1966 yılında, ünlü filozof Bertrand Russell’ın girişimleri sonucu, Amerika’nın Vietnam’da işlediği suçları araştırmak ve hukuka göre karar vermek üzere kurulan ve Russell’ın onursal başkanı olduğu Milletlerarası Savaş Suçları Mahkemesi (Russell Mahkemesi), Aybar’ı yargıçlarından biri olarak seçmiştir. Mahkemenin diğer 14 yargıcı arasında, Lelio Basso, Simone de Beauvoir, Isaac Deutscher, Jean-Paul Sartre, Gunther Anders gibi isimler vardır. Aybar, Vietnam’a gönderilen iki heyetten birine başkanlık etmiş ve Vietnam’da bir ay kalmıştır (1967 Ağustosu). Aşağı yukarı bir yıl çalışan mahkeme, 1 Aralık 1967’de en önemli kararını açıklayarak son bulmuştur: Amerika, Vietnam’da soykırım suçu işlemiştir.
Alıntı
Reklam
Hacı Ömer Sabancı (1906-1966). Türkiye’nin ikinci büyük sanayi ve ticaret topluluğunun kurucusu. Sadece köyde eğitim gördü. 1918-1926 arasında Adana’da ilk modern çırçır fabrikasını açtı. Bu tarihten başlayarak işlerini, başta tekstil, yağ, lastik, otomobil lastiği ve inşaat olmak üzere bütün sektörlere yaydı. 1947’de Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri olan Akbank’ı kurdu. 1967’de ailenin işleri Sabancı Holding bünyesi altında toplandı. Hacı Ömer Sabancı’nın ölümünden sonra holdingin yönetimini oğlu Sakıp Sabancı devraldı. 1980'lerin liberalizasyon politikaları sırasında, Özal ailesiyle sıkı bağlantıları sayesinde grup iyice büyüdü ve Türkiye’nin önde gelen holdingi olan Koy Grubu’yla boy ölçüşür hale geldi.
Brezilya karması 1966 Dünya Kupası’nda kazaya kurban gittiğinde birçok intihar ve sinir krizi vakaları oldu.Ayrıca halk Brezilya futbolunu temsil eden boş bir tabutu Samba yaparak caddelerde dolaştırdıktan sonra götürüp gömdü.
Cemal Gürsel (1895-1966). 1. Dünya Savaşı’na katıldı. 1918 de Filistin’de İngilizlere esir düştü. Bir yıl sonra özgürlüğüne kavuştu. Önce İstanbul’a döndü, kısa bir süre sonra Anadolu direniş hareketine katıldı. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Harp Akademisi’nde eğitimini tamamladı. 1946’da generalliğe yükseldi. 1958’de Genelkurmay Başkanlığı’na atandı. 3 Mayıs 1960’ta öneri ve uyarılarda bulunan bir mektubu yüzünden DP hükümeti tarafından emekliye sevk edildi. 27 Mayıs 1960 darbesinin başına getirildi ve darbeden sonra Milli Birlik Komitesi başkanlığını üstlendi. 1961 seçiminden sonra tabii senatör oldu. 26 Ekim 1961’de dördüncü cumhurbaşkanı seçildi. 1966’da görevini sürdürürken, yedi ay komada kaldıktan sonra öldü.
Atatürk'ün "Türk milleti, başına geçireceği insan-ların kanındaki cevher-i asliye dikkat etmelidir" sözü açık anlamı ile "Türk ırkından olmayanları başına geçirme" demektir. Bu söz mücerret bir övünme veya şatafat değil, acı denemelerden doğmuş bir gerçek, yabancı soyluların getirdiği felâketlerden alınmış bir derstir. Bunu Atatürkçü geçinip de Türkçülük düşmanlığı yapanları uyarmak için hatırlatıyorum. Yoksa Atatürk bunu söylememiş olsaydı biz yine ırkçı olacaktık. Aklı-mız büyük olaylardan ders almayı emrettiği; tarih kendi derslerinden faydalanmayanları bağışlamadığı için ve en sonra yüzyılların gerisinden gelip bize şeref veren milli şuur ve gururumuz böyle gerektirği için ırkçı olacaktık. Şeref meselesine önem vermemiş toplumların sonu kölelik ve hayvanlıktır. Çünkü şeref yalnız insanlarda olan bir duygudur. Irkçı değil misin? Irkçılığa düşman mısın? Öyleyse sen günün birinde Athenagoras'ı Türkiye Cumhurbaşkanı görmekte sakınca bulmazsın. Belki de Batı Hıristiyan dünyasının sevgisini ve yardımını kazanırız diye düşü-nürsün. Sen bir Yahudi sarrafın maliye bakanı olmasına da ses çıkarmazsın. Kendi kesesini doldurmasına ve İsrail'e transferler yapmasına rağmen bütçeyi kabartacağı için sevinç bile duyarsın. Hatta Kürt devleti kurmak için bunca Türkün kanına giren Şeyh Said'in torunlarından birinin başbakan veya devlet bakanı olmasına da ses çıkarmazsın. Sen yalnız Türkçülüğe karşı çıkar, Türk ırkçılığını yerer, Turancılığa düşmanlık edersin. Çünkü sen ya Türk ırkına yüzyıllarca kölelik etmiş bir milletin mensubu yahut da beyni işlemeyen, yobazlaşmış, okuduğunu sin-dirememiş bir budalasın. Ötüken, 15 Şubat 1966, Sayı: 26
Sayfa 106 - 107·Kitabı okudu
Reklam
Reklam