Puan vermedi·250 syf.··
2026 84. kitabı
SAYANORA MAGİC & Büyülü Bir Öfke . Tanaka üçüzlerini hatırlıyorsunuz değil mi? Hani bir tek babaları gözetiminde büyü yapmaları izni olan, fakat her çocuk gibi farkedilmeyeceğini sanarak yapılmaması gerekeni yapıp belayı üstlerine çeken kardeşler. O haftaki at resmi yapma ödevleriyle uğraşıyorlardı ki, Akira resme kabiliyeti olmadığını anlayıp büyüsünü yaptı. Evet, yine yaptı! Fakat bu sefer evde olmaları ve büyüyü sesli yapması babasının farkına varma sebebi oldu. Dinledikleri uzun nutuk sonrası geri alınmayan büyü ile resim okula götürülmüş, Gina'nın dikkatini çekmiş, büyükannesi hakkında ileri geri konuşarak Akira'yı daha da sinirlendirmişti. Akira, Gina'ya ders vermek istemiş fakat Maru'nun ceza almasına sebep olmuştu. Şimdi ne yapacaktı? Okuldaki tek ve en yakın arkadaşını kızdırmış, onu teselli etmeye çalışan kardeşlerinin gözü önünde büyük felakete doğru sürüklenmiştiler. Yine Akira, yine yanlış yapılan bir büyü ile olay anına gitmek yerine, 1966 yılında büyükannesinin onların yaşındaki hali zamanındaydılar. Geri dönmek istediklerinde ise geçmişte süper güçleri olmadıklarını fark etmeleri uzun sürmedi. Şimdi ne yapacaklardı? Bu zamanda kalmak istemedikleri gibi güçleri de olmayınca yanıt tekti! Neler yaşandı, neler oldu? Kendi zamanlarına dönebildiler mi dersiniz? Hepsi ve daha fazlası üçüzlerin macerasında. .
Sayanora Magic Cilt 4Burakkuberi · Xlibris Yayınları · 20261 okunma
İslamın Dirilişi
10/10
·69 syf.··
Beğendi
·
2026 77. kitabı
Türk Düşünce Tarihinin önemli isimlerinden Sezai KARAKOÇ' un 1966-1967 yıllarında Diriliş Dergisinde yayımlanan başyazılarının derlenmesiyle oluşturulan kitabıdır. Eserde İslam kültürü ve dünyasının gerileyişinden bahsederek, içinde bulunduğu bu durumdan çıkabilmesi için neler yapılması gerektiği konusunda önemli bilgi ve tavsiyeler yer alır. Bu diriliş aşamalarını; Düşüncede diriliş, İnançta diriliş, Edebiyat- Sanatta diriliş ve Aksiyonda diriliş başlıklarıyla açıklayarak anlatmış. Devamında ise Batı eleştirisi yapıp, Doğunun mevcut durumunu gözler önüne serip, diriliş hareketinde İslam coğrafyasının sorumluluklarını anlatarak, dili dini ne olursa olsun tüm insanlığa çağrı yaparak kitabı tamamlamıştır. Ufuk açıcı ve okunmasını tavsiye ettiğim kitaplardan. Bu vesileyle: Üstadı Saygı ve Minnetle Anıyorum...
İslâmın DirilişiSezai Karakoç · Diriliş Yayınları · 202111,7bin okunma
Reklam
Puan vermedi·56 syf.·
2026 415. kitabı
Özü itibariyle teknik, insanın kendi başına hakimiyet sağlayamadığı bir şey... Martin Heidegger Martin Heidegger’in 1966 yılında Der Spiegel dergisi editörlerinin sorularını yanıtladığı ve ölümünden sonra yayımlanmış bu söyleşi, 20. yüzyılın en etkili filozoflarından birinin düşünce dünyasına ve çağının karanlık sayfalarına ışık tutuyor. Heidegger’in Üçüncü Reich yıllarında Nazi rejimiyle işbirliğine ve üniversitedeki rektörlük dönemine dair soruları ilk kez açıkça yanıtladığı, bir yandan da siyaset ve felsefe arasındaki ilişkiyi, teknolojinin etkisini ve modern çağın krizlerini ele aldığı bu söyleşi, filozofun geç dönem düşüncesinin bir özeti niteliğinde. Der Spiegel Söyleşisi Düşünmek edimsizlik değildir, bilakis dünyanın yazgısıyla diyalog içindeki eylemin bizatihi ken­disidir. S,:39
Araştırma-İnceleme Siyaset-Politika Tarih
Der Spiegel SöyleşisiMartin Heidegger · Yapı Kredi Yayınları · 202510 okunma
7/10
·226 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 17:48
Suat Derviş'in (Hatice Saadet) pek çok takma adından biri olan Filiz Hataylı ismiyle 1966 yılında gazetede tefrika hâlinde yayımlanan romanı. Şöhret ve sahne hayatı için küçük yaştaki kızını terk ederek müzik dünyasına atılan bir kadınla karısını öldürmekle suçlanan, aslında masum, nakli sırasında bulunduğu trenin kaza yapmasıyla kaçan bir adamın karşılaşmalarıyla başlayan bir macera. Kadın çocuğunun ölüm haberini alınca intihar etmek üzere yazlık evine gider. Bu sırada kaçak adam da saklanmak için bu eve girmiştir. Adam kadını intihar fikrinden vazgeçirmeye çalışırken kızınınkine karşılık kendi hayatını kurtarması için kadından yardım ister. Adam suçsuzluğunu ispatlamak için gerçek katilleri bulmak zorundadır. Ünlü şarkıcı yardım etmeyi kabul ederek canına kıymayı olay çözülünceye kadar erteler. Böylece olay başlar. Bu kişilere tesadüfen katılan bir kadın ve bir erkek daha işin içine girer. Sonrasında sürükleyici, maceralı bir polisiye roman beklentisi boşa çıkıyor. Hiç de heyecanlı, polisiye sayılabilecek bir anlatı ortaya çıkmıyor. Hikâye kahramanlarının trajedisi üzerine kurulu dramatik bir öykü de ortaya konmamış. Kişilerin yaşadıkları korkunç olaylar birbirlerine anlatmaları ya da kendi hatırlamaları ile okuyucuya bildiriliyor ancak yaşatamıyor. Bana hissetiremedi, sadece bildirdi. Sonuçta işler kolayca halledilip roman bitiverdi. Ne macera, heyecan ne de kahramanlara acıtan, onları büyüten bir anlatı ortaya çıkmış. Zayıf bir anlatımı var. Belki yayımına başlandığında tamamlanmamıştı ve gazeteye her gün bir bölüm yetiştirebilmek için çarçabuk, özensiz yazıldı, bilmiyorum. Kötü ya da basit bir dili ve üslubu yok ama edebî bir dil de değil. İçeriğe uygun sayılır, daha iyi olabilirdi. Bazı cümle kurulumları, ifadeler sorunlu ancak bu teknik kaynaklı olabilir.
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202530 okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2026 369. kitabı
Bergsonculuk,Nedir? Fransız filozof Henri Bergson (1859-1941) tarafından geliştirilen, gerçeğin akıl veya bilimsel analizle değil, sezgi (entüisyonizm) yoluyla kavranabileceğini savunan felsefe akımıdır. Maddeyi zekâ, yaşamı ise sezgiyle açıklayan bu öğreti, zamanı bölünemez bir akış (süre) ve yaşamı yaratıcı bir hamle olarak görür. Bergsonculuk (1966), Deleuze'ün daha sonraki bağım­sız yapıtlarını hazırlayan erken dönem felsefe tarihi çalışmalarından biridir. S:7 Bergsonculuk, 20. yüzyılın başlarında pozitivizme bir tepki olarak doğmuş ve özellikle sanat, edebiyat ve metafizik alanlarında etkili olmuştur. Ayrıca, Gilles Deleuze gibi düşünürler tarafından yeniden yorumlanarak güncel felsefede "süre", "fark" ve "hafıza" gibi kavramlar üzerinden yaşamaya devam etmiştir. Bergsonculuk bergson 1937 yılında vasiyetnamesine, öldükten sonra katolik kilisesince vaftiz edilmek istediğini yazar... yahudi düşmanlığının hızla yaygınlaşmasından korktuğu için değil, bilakis nazilerin gözüne batmak ve onları kendince protesto etmek için yapar bunu... 3 ocak 1941'de, alman işgalindeki paris'te, yahudi olduğunu kaydettirmek için saatlerce kuyrukta beklerken zatürreye yenik düşer ve yere yıkılır. Henri Bergson
Felsefe düşünce eleştiri kuram
BergsonculukGilles Deleuze · Alfa Yayınları · 202186 okunma
8/10
·96 syf.·
2026 129. kitabı
“Şâhidinin Kaleminden” 31 Mart Fâciası 31 Mart Vakası deyince benim aklıma ilk olarak Divan-ı Harbi Örfi'de idamla yargılandıktan sonra, beraat edip, Sultanahmet'e doğru giderken meydandaki idamları görünce, Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin söylediği "zalimler için yaşasın cehennem" sözü gelir. Bunun için incelemenin merkezine de bu sözü aldım. 31 Mart Fâciası adlı eseri okudum. 96 sayfalık bu kısa hatırat, bir gün hatta birkaç saat içerisinde rahatlıkla okunabilecek bir kitap. Düşündürdüğü meseleler ise oldukça büyüktü... 31 Mart Vak’ası sonrasında Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Divan-ı Harb-i Örfî’de yargılanır ve beraat eder. Mahkemeden çıktıktan sonra gördüğü idam manzaraları karşısında söylediği “zalimler için yaşasın cehennem” sözü, dönemin karmaşasını, korkusunu ve sertliğini anlatan en çarpıcı ifadelerden biridir. Bu kitap da insanı tam olarak böyle bir atmosferin içine sokuyor. Taşkışla’da mızıka zabiti olarak görev yapan Mustafa Turan, 1966 yılında yayımlanan bu eserinde 31 Mart Vak’ası’nı Taşkışla’da yaşanan hadiseler üzerinden anlatıyor. Yazar, olayların öncesinde ve sonrasında bizzat gördüklerini aktarıyor ve bütün bu sürecin bir komplo olduğuna inanıyor. O dönemde kendisi de İttihat ve Terakki Cemiyeti mensubu olduğu için içeriden bir bakış sunması kitabı ayrıca dikkat çekici hâle getiriyor. Mustafa Turan’ın üzerinde en çok durduğu meselelerden biri ise Selanik merkezli Mason locaları ve bunların İttihat ve Terakki üzerindeki etkisi. Özellikle Emanuel Karasu etrafında şekillenen yapının cemiyete nüfuz ettiğini düşündüğünü açıkça ifade ediyor. Yazara göre 31 Mart Hadisesi de dahil olmak üzere yaşanan birçok gelişme, Filistin’de Yahudi devleti kurulmasına karşı duran Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmeye yönelikti.
Tarih
“Şâhidinin Kaleminden” 31 Mart FâciasıMustafa Turan · İslâmbol Yayınları · 20253 okunma
Reklam
Reklam