DİNGİN BİR ÖFKEYLE Utanç nice uzak bir duygudur ki Görülmez bir kez olsun yüzünüzde Onur eğreti bir giysidir Durur dökülürcesine üstünüzde Küçümsemek içinize oturmuş Bir yılan zehri her sözünüzde Gülmek yüzde kırışıklık korkusu Hain bir parıltıdır gözünüzde Yalan ki döne döne düştüğünüz Bir bataklıktır büyür özünüzde Güneş bile mevsimlik bir modadır O yaz yanığı uzak teninizde Dünya yaşlı bir çocuktur horladığınız Güler bir gün tüm acısıyla elimizde 1979
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Şiir
(Kabe Baskını) … 1979 yılının 20 Kasım sabahı… ,imam sabah namazını kıldırdı. … tespih çekip, dua ederken, birden silah sesleri duyuldu, üç beş derken çoğaldı. Mermiler tavanlara vuruyor, oradan oraya sekiyordu. … önünde de asker var, "Memnu!" dedi. … öğle oldu ama ezan okunmadı, …Baskını bitirmek için dışarıdan müdahale yapıldı. Birçok asker ve hacı öldü. … Türk işçileri "Biz üstten delik açıp gaz verelim" demiş. Bunun için 50-55 delik açmışlar. …gazdan hepsi bayılınca inip topladılar. …Olayın nedeni ise Mehdi falan değil bir aşiret reisinin hükümeti ele geçirmek istemesiymiş. … Ancak 14 gün sonra Kâbe'de güvenlik sağlandı ve Harem-i Şerif açıldı. Ben de Kâbe'nin her yerini dolaştım. … Karşılıklı atılan kurşunlardan Harem'in mermerleri paramparça olmuştu. Değiştirirken alt kısmına soğuk hava tertibatı döşeyip, güneşte ısınmayan mermerler koydular.
Sayfa 199·Kitabı okudu
Reklam
12 Eylül’e giderken:
CHP hükümetinin son aylarını, “fiili bir iç savaş ortamı” olarak nitelendirenler fazla abartma yapmış sayılmamalıdır. Yıl sonuna doğru ara seçimlerdeki yenilgiyi bahane eden Ecevit istifa ederek hükümeti siyasi rakibi Demirel’e devretmiş oldu. Demirel, yeni bir istikrar programı hazırlama görevini, başbakanlık müsteşarlığına getirdiği Turgut Özal’a verdi. MESS ve Sabancı Holding’in yöneticisi olarak yerli sermaye çevrelerinin ve Dünya Bankası bağlantılarıyla beynelmilel sermayenin güvenini kazanmış özellikleriyle T. Özal, bu tarihten başlayarak 1980’li yıllar boyunca iktisat politikalarının belirlenmesinde baş rolü (başbakanlık müsteşarı, başbakan yardımcısı, ANAP genel başkanı ve başbakan olarak) oynayacak kişi olarak karşımıza çıkmaktadır. 1979 yılının son günlerinde başbakan Demirel’e sunduğu “hizmete özel” bir raporda Özal, “24 Ocak kararları” diye anılacak istikrar programının esaslarını ve gerekçelerini ortaya koymakta ve savunmaktaydı. Bu raporun en ilginç savlarından biri, Türkiye’nin bu derecede “yüksek” ücretlerle ihracat yapamayacağı; dolayısıyla ayakta duramayayıp batacağı görüşüydü ve bu nedenle ücretleri disiplin altına alacak yöntemler muhakkak bulunmalıydı.
Alıntı
74 petrol krizi dış kaynakla ötelendi / 77’de tam kriz yaşandı.
Ecevit hükümeti iki yıl boyunca önceki iktidarın ağır ekonomik mirasıyla uğraştı. Beynelmilel sermaye çevreleri, hatta Ecevit’in dost bilerek destek için başvurduğu Avrupalı sosyal demokrat hükümetler, yeni kredi kanallarının açılmasının ön-koşulu olarak IMF ile standart bir istikrar politikası çerçevesinde anlaşmayı talep ediyor; hükümet ise, bunalımın faturasını emekçi sınıflara yıkan bu türden bir programı bir “siyasi intihar” olarak görüyor ve direnmeye çalışıyordu. Ancak iktidar, bunalım koşullarında uygulanabilecek bir “alternatif politika”ya ne kuramsal, ne de politik bakımdan hazır değildi. Dolayısıyla bir yandan IMF kökenli telkinlere kısmi (ve gecikmiş) ödünler veren; öte yandan ithalat tıkanmalarından ve piyasadaki genel kargaşadan kaynaklanan güçlükleri, fiyat kontrolleri ve polisiye önlemlerle karşılamaya çalışan çelişkili iktisat politikaları izlendi. Sonuç, yemeklik yağlardan benzine kadar uzanan bir dizi temel malda kuyruklar ve (malın cinsine göre değişen boyut ve biçimlerde) karaborsaların oluşması ve genel fiyat düzeyinin 1978’de yüzde 53, 1979’da yüzde 64 oranlarında artması oldu. 1977 sonunda Demirel hükümeti tarafından 17.50 TL’den 19.25 TL’ye çıkarılmış olan doların resmî kuru, Ecevit hükümetince 1978 Şubatında 25 TL’ye, 1979 Haziranında 47 TL’ye çıkarılıyordu. Böylece, 1946, 1958, 1970 yıllarındaki gibi istisnai bir operasyon sayılan devalüasyon, 1977’den itibaren her yıl, gerekirse birkaç kez başvurulabilecek olağan bir ayarlama haline gelmekteydi. Demirel ve daha sonra Ecevit hükümetlerince yapılan devalüasyonlar IMF tarafından yetersiz operasyonlar olarak değerlendirilmişlerdi; zira bunlar, standart IMF modelinin öğeleri olan, fiyatlar serbest bırakılırken ücretlerin ve tarımsal desteklemenin dondurulması ve toplam talebin parasal önlemlerle
74 petrol krizi kıvılcım oldu ama yangının büyümesinin nedeni Türkiye’nin zaten ithalata ve dış dövize bağımlı bir sanayileşme modeline sahip olmasıydı.·Kitabı okuyor
Alıntı
Stefanos Yerasimos, Türk-Sovyet İlişkileri Ekim Devrimi'nden Milli Mücadeleye (İstanbul: Gözlem, 1979) adlı kitabında, Müdafaa-i Hukukçular ile Bolşevikler arasındaki ilişkiler üzerinde durmaktadır.
Türk toplumunda devam eden kimlik bunalımı yüzünden, Jön Türk dönemindeki entelektüel tartışmalar (bir ölçüde bunlar bugün de halen sürmekte), çok sayıdaki kitap ve makaleye konu olmaktadır. Niyazi Berkes’in yukarıda sözü edilen Development of Secularism’i (Türkiye'de Çağdaşlaşma) en önemli başlangıç kitaplarından biridir. Başvurulacak diğer çalışmalar şunlardır: Hilmi Ziya Ülken, Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi (2, baskı, İstanbul; ülken, 1979), içinde önemli bütün düşünürler için tanıtım yazıları bulunmaktadır
Reklam
Reklam