Abdulselam

Abdulselam
@1Abdusselam
Ölüler gibiyiz göğün altında
Lisans
146 kütüphaneci puanı
169 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
9/10
·401 syf.·
Beğendi
·
2023 52. kitabı
İlmek ilmek işlenmiş, yoğun dil işçiliği içeren, okurken biraz zorlanacağınız bir roman. Bu tarz kitapları yayarak okumak lazım, tabi ben çok yayamadım onun için çok beğensem de okurken beni yoran bir kitap oldu. Kitaba gelecek olursak, yazar Aziz karakterini o kadar iyi işlemiş ki olayları bizzat yaşamış kadar oldum. Karakter analizi, zamanın şartları, anadolu insanının her zaman ki bakış açıları, pireyi deve yapmaları, iki camiye girip çıkanı evliyaullah sanmaları. Açıkcası her şeyiyle bizden bir karakter, bizden bir hayat. Kitapta beğenmediğim yerler de vardı, bunlar özellikle Tekke'de baba dedikleri kişinin bazı konuşmaları ve yaşayışıydı. Bir örnek verecek olursam; " Allah rahmet etsin, edecek tabi, etmeyip ne yapacak." (syf: 355) Kitapta en kıl olduğum söz buydu. Bir de peygamberliğin küçük ve basit olduğunu söyleyen bazı yerlerde vardı. Pek çok şey yazmak isterdim ama işte kimse okumayacak zaten. O bir puanı da böyle saçma sözlerden dolayı kırdım. Ama yinede yazara bir lafım yok, sonuçta o karakterlerin düşüncesi ve yaşayışı o şekilde. Neyse genel olarak her şeyiyle beğendim, ben yazarım diye dolaşan günümüz bazı yazarların yazamayacakları bir eser. Uzun lafın kısası, Edebiyat görmek isteyenler okusun.
Edebiyat & Roman
Kıyamet Emeklisi - 1. CiltŞule Gürbüz · İletişim Yayınları · 20221,013 okunma
Reklam
6/10
·120 syf.·
2023 50. kitabı
Çok daha yaratıcı bir şeyler bekliyordum. Ama sanki acemi birinin elinden çıkmış gibi duruyor. Çoğu yerde sıkıldım, sırf bitsin diye okudum bitirdim. Yazarlardan doğrudan alıntı yapmak yerine, küçük bir hikaye şeklinde doğal bir diyalog oluşturarak yazarların düşüncelerini yerleştirebilirdi. Şahsen ben böyle bir şey bekliyordum. Keşke yazarımız takdim kısmında hayal ettiği gibi bir roman yazsaymış, daha doğal ve akıcı olurdu.Yine de fena bilgiler içermiyor, yazarlar ile ilgili ufakta olsa bilgiler edinmiş oluyorsunuz. Beğenedebilirsiniz, zaten herkes beğenmiş ama ben beğenemedim maalesef.
Edebiyat
Derde Deva RandevuMurat Menteş · April Yayıncılık · 20193,884 okunma
Sanırım aşk bir kavuşamama sanatı!
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
2023 16. kitabı
Bu kadar çok okunmuş bir kitaba inceleme yazmak istemiyordum. Nasılsa en iyi incelemeler yazılmış ve herkesin de bildiği bir kitap diye. Ama kitabın tesirinde o kadar kaldım ki, kitap hakkında birkaç şey yazmak istedim. Dün gece sahura kadar merak içerisinde okuyarak bitirdim kitabı. Ve bitirdiğimde içimde bir sızı vardı. Sanki Raif değil de ben yaşamıştım herşeyi. Onun bir boşlukta, bir arayışta olması, emsalleri ve diğer insanlar gibi dünyalık beklentilerinin olmaması beni karakterle bütünleştirdi adeta. Çok geniş sınırlar içerisinde geçmemesine rağmen oldukça akıcıydı, herşeyiyle bana kitap dediğin böyle olur dedirtti. Raif'in yaşadığı o derin duyguları yazarımızın kabiliyeti ve tabi o dönemin nahif diliyle okumak bambaşkaydı. Kitap ilk başlarda Raif'in sıkıcı ve tekdüze hayatını ele alıyor, daha sonrasında önceden yazdığı bir yazıyı aynı iş yerinde çalışan bir arkadaşının okumasıyla Raif'in dilinden kendi hayatını okuyoruz. Kitabın başlarında ev halkının Raif'e olan muameleleri beni hem sinirlendirdi hemde üzdü. İlk okuduğumda sinirleniyordum, niye izin veriyorsun onların böyle yapmalarına diye. Ama sonlara doğru ona hak vermeye başladım. Seni anlamazlar Raif Bey, onlara göre sen enayi, saf ve vurdumduymazsın. Ama bilmiyorlar ve anlamıyorlar ki enayi olan kendileri. Burası dünya, burada saygısızca ve para hırsıyla yaşayarak ömrünüzü tüketiyorsunuz. Sonra o hırsla kazandığınız paraları kullanmadan ölüyorsunuz ve herşeyiniz varislerinize kalıyor. Sanki sizden sonraki neslin kölesiymişsiniz gibi. Maria'nın güven arayışı, sevgiye, aşka olan inancını yitirmesi. Raif'in sessizliği ve içine kapanması, kalabalıktan ve insanlardan nefret etmesi. Hepsi insanlar yüzünden, bizi çok konuşturan da az konuşturan da, insanlara kötü gözle bakmamıza sebep olan da insanlar.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376bin okunma
Bir kadın için hayatınızı mahveder miydiniz?
9/10
·276 syf.·
Beğendi
·
2023 15. kitabı
Kitap boyunca adı geçmeyen kahramanımız Üniversite'de bir kızla tanışır ve karakterimizin hayatını baştan aşağı değiştirmeye başlar. Tahmin edebileceğiniz gibi bu iyi olarak değil tam tersine diplere çekmeye başlar kahramanımızı. "Bir kadın için hayatınızı mahveder miydiniz? " sorusuna ise karakterimiz koşarak evet der ve bundan da zevk alır. Çünkü ona göre kalp akıldan önce gelir. Ne kadar diplere çekse de o buna takılmaz, aşkın bir gereği der ve onun için perişan olmak en muhteşem şeydir. Okurken o kadar kızdım ki, yapma bir kız için hayatınla oynama. Sen ne yaparsan yap kızın umurunda değilsin, o saplantılı aşığına saplantılı olarak aşık. Ama o hiç vazgeçmedi. Muradına da erdimi bilinmez. Bir erkeği ne yaparsa yapsın sevmeye devam eder miydiniz? Bu soruya kör aşığımız Eda düşünmeden evet der. Belki düşünse, azıcık da olsa mantık çerçevesinde bakabilse anlayacak. Ama o kendi hayatını tek bir kişiye bağlamış, onunla mutlu olacakmış gibi inandırmış. Kendisi de biliyor, nasıl biri, neler yapma potansiyeli var ama yok o bunlara rağmen ille de Savaş, Savaş diyor. Gerçekten anlam veremiyorum böyle durumlara, hani gerçek hayatta böyle birileri olmasa Yazar'ın kafasından uydurduğu gerçeklik payı olmayan bir şey der geçerdim ama öyle değil. Baya baya gerçek, o gerçeği bildiğim için kızıyorum. Birini tanımamak için ya kör olmak lazım ya da karşımızda ki çok iyi rol yapması lazım. Öyle bir şeyde yok, herşey ortada. Bağımlı, şiddete eğilimli, sana etmediğini bırakmamış ama sen hâlâ ya düzelirse deyip peşinden koşuyorsun. İnsan aşık olduğunda iyi biri olmaya başlar, insanı iyi olmaya sevketmeyen aşkta doğru bir aşk değil bana göre. Eda'nın" Onda bir tuhaflık vardı. İlk zamanlarda tanıdığım, aşık olduğum Savaş gibiydi." demesi aklıma kadınların ilk tanıdıkları haliyle erkeklere
Edebiyat & Roman
Şanzelize Düğün SalonuTarık Tufan · Doğan Kitap · 20248,6bin okunma
Yazar yaşadığı şeyleri yazmış. Günlük gibi neredeyse. Pek edebi bir yönü ve düzgün bir mesajı yok. Bence abartılmış bir kitap, herkesin yazabileceği türden. Nasıl beğeniliyor bilmiyorum, küçük yaşlardan itibaren yaşadığı cinsel ilişkiler (sanki normalmiş gibi), ihanet, din ve dindarlıkla ilgili yazılmış. İnce bir kitap yarım mı bırakılır diyordum ama bırakılıyormuş. Daha da Tezer Özlü okuyacağımı sanmıyorum.
Edebiyat
Çocukluğun Soğuk GeceleriTezer Özlü · Yapı Kredi Yayınları · 202520,4bin okunma
Reklam