"Vakti israf eden, hissiyatı yoksullaştıran, dünyana ve yürüyüşüne bir anlam katmayan her şeyden gitmeyi bilmek gerek. Zihnen ve kalben olgunlaştırmayan şeyler, insanın yolunu hiçbir yere çıkarmaz, bütün direncini ve güzel duygularını istismar eder."
Kitaba bu sözle başlasam mı başlamasam mı diye düşünürken yazsan ne kaybedersin diyerek eklemeye karar verdim. Bence gayet yerine oturdu. Kitabı okuyanlar bilir.
Zihnindeki düşüncelerinden, bedenindeki yüklerinden ve dahi yorgunluklarından, dünyanın hırs ve maddi nesnelerinden, kavga gürültüsünden uzaklaşıp ruhunu düşsel bir yolculuğa çıkarmak isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir kitap önerisi söylemiş olalım.
Kitap tam olarak dünyada yaşayıp dünyayı yaşamamak mottosu üzerine o kadar güzel bir şekilde inşa edilmiş ki hayran kalmamak elde değil. İbrahim Kalın ağabeyin dediğini de buraya eklemeden olmaz gibi; "Dünyada olup dünyadan olmamak dünyada olduğumuzu unutmadan bizim serüvenimiz burda bizim imtihan dünyamız bura."
Ne güzel ifade etmiş değil mi?
Ayrıca Cahit Zarifoğlu adıyla paylaşılan ancak Ayla Aydemir'e ait olan şu dizelerle pekiştirmek yerinde olacak.
"Burası dünya!
Ne çok kıymetlendirdik.
Oysa bir tarla idi;
Ekip biçip gidecektik."
Kitap fazlasıyla merak uyandırmıştır diye düşünüyorum. İçeriği hakkında kısaca bilgi verip bitirmek yerinde olacaktır.
Kitap yazarın kendi adıyla anılan karakterin Avustralya'da dışlanan, insan yerine konulmayan aborijinlerle çıktığı yolcuğu konu alıp, yolculuk bittikten sonra hayatında bambaşka bir döneme geçmeyi hatta bambaşka biri olarak hayatına başlamaya karar veren bir çift yürekle karşılacaksınız. Bu yolculukta kendine dönmeyi, içe bakmayı, ruhunu hissetmeyi öğrenen karakterimiz bize o duyguyu o kadar güzel yaşatıyor ki etkilenmemek elde değil. Tabi yolculuk sonunda