kitabın kesişim noktası akıl–iman–tefekkür üçgeni.
İnsan önce akılla ikna olur, sonra kalple teslim olur.Bu, özellikle Bediüzzaman Said Nursî’nin düşünce yöntemi üzerinden anlatılıyor.
Yazar imanı sadece duygu değil aklî temellendirme olarak ele alıyor.
Sorgulamadan inanmaktan hoşlanmıyorsanız
Dini duygusal değil bilinçli yaşamak istiyorsanız
“Müslümanca bilinç” arayışınız varsa tavsiye ederim
Kitapta:
insan zihni,
anlam arayışı,
modern insanın boşluğu,
ruhsal tatminsizlik
gibi konular iman perspektifiyle açıklanıyor.
Sadece “yapmalısın” diyen dini dil beni tatmin etmiyor açıkçası. Daha çok modern dünyada imanını savunabilecek zihinsel dayanak arıyorum
Bu yüzden
Din bana psikolojik olarak da bir açıklama sunuyor gibi hissettirdiği için bu kitabı beğendim
Ve kitapta öne çıkan diğer konular;
materyalist düşüncenin eleştirisi
bilimsel verilerden tevhid çıkarımı
kâinatı delil olarak okumak
Kalbin eğitilebilir olması teması benim dikkatimi çekti.Kalp rastgele olgunlaşmaz.Akıl doğru çalışırsa kalp dönüşür.
Yani kitabı sadece bilgi için değil,
kendimi inşa etmek için okumuş oldum