SÜRGÜN ÜLKEDEN BAŞKENTLER BAŞKENTİNE
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin
Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği
Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Uzatma dünya sürgünümü benim
Güneşi bahardan koparıp
Aşkın bu en onulmazından koparıp
Bir tuz bulutu gibi
Savuran yüreğime
Ah uzatma dünya sürgünümü benim
Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil
Ayaklarımdan belli
Lambalar eğri
Aynalar akrep meleği
Zaman çarpılmış atın son hayali
Ev miras değil mirasın hayaleti
Ey gönlümün doğurduğu
Büyüttüğü emzirdiği
Kuş tüyünden
Ve kuş sütünden
Geceler ve gündüzlerde
İnsanlığa anıt gibi yükselttiği
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim...
Düşün bir kere, Allah seni affetmezse, sen İzzet ve kudret sahibi Allah'tan gazabını işitmiş ve O seni, aşağılatıcı ve kuvvetli pençeleriyle zebanilere havale etmişken, sen ensen ve boynundan onların pençelerinin şiddetli dokunuşlarından başka bir şey duymazsın. Sen zebanilerin elinde, yüzün kara olarak cehenneme götürülürken, helak olduğuna kesin olarak inanmış ve perişan bir vaziyette cehenneme doğru sürüklenirken kendini bir tahayyül et! Kararmış yüzünle, kitabın sol elinde, yaratıkların arasında feryat ve figan ederek geçip gidiyorsun....
Çok eskiden rastlasacaktik..
Bir sabahın seherinde
Bir akşam karanliginda
Bir iyi geceler mesajın da
Karsilasacaktik seninle
Baslardim seni sevmeye
En baştan...