Hakikat şuydu ; sevgi, insanın ulaşabileceği en yüksek ve en büyük hedefti. O anda, insan şiirinin, düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum : İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Elinde hiçbir şeyi kalmamış insanın dahi, kısacık bir an için bile olsa , sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabileceğini anladım. ..
Sevgi fiziksel bir varlık olarak, sevilen kişiden çok daha öteye gidiyordu. En derin anlamını tinsel varlıkta, iç benlikte buluyordu. O kişiningerçekten var olup olmadığı, yaşayıp yaşamadığı önemini bir ölçüde yitiriyordu.
Yakîn(kesin) bilgi , bilinenin kuşkuya yer kalmayacak bir şekilde açığa çıktığı; yanlışlık ve yanılgı imkanı olmayan bilgidir. Kalbe bu yönde farklı en küçük bir ihtimal dahi gelmez... Güven içinde olunmayan hiçbir bilgi kesin bilgi değildir.
Mutluluk ve erdemin sırrıdır; yapmak zorunda olduğun şeyi sevmek... Tüm şartlandırmanın amacı budur : İnsanlara kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek .