CossetteJV

CossetteJV
@1dosto1ben
C’est la vie c’est comme ça !
Puan vermedi·904 syf.··
2026 12. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 20:21
Kişisel Yorumum ve Analizlerim Ecinniler, daha önce okuduğum hiçbir Dostoyevski romanına benzemiyordu. Bu yüzden kitabı okurken sık sık diğer eserleriyle kıyasladığımı fark ettim. Bir Budala, Karamazov Kardeşler, Suç ve Ceza ya da Ezilenler kadar hızlı içine çekmedi beni. Hatta uzun bir süre boyunca alıştığım Dostoyevski atmosferini tam olarak hissedemedim. Yaklaşık dokuz yüz sayfalık bu romanda çok fazla karakter ve olay örgüsü bulunuyor. Bu nedenle karakterlere ve ilişkilerine hâkim olmak zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. Romanın büyük bir kısmında daha farklı bir anlatım ve kurgu yapısı hissediliyor. Ben kendi adıma Dostoyevski’nin o tanıdık kalemini ve derin psikolojik yoğunluğunu daha çok son yüz elli sayfada hissettim. Ancak kitabın final bölümlerine yaklaştıkça roman bambaşka bir noktaya ulaşıyor. Dostoyevski’nin insan ruhunu çözümleyen o güçlü anlatımı, vicdan, günah, ölüm, inanç ve Tanrı kavramları etrafında etkileyici bir derinlik kazanıyor. Özellikle insanın kendi günahlarıyla yüzleşmesi ve cezasını yalnızca ahirete bırakmayıp bu dünyada da yaşaması fikri beni çok etkiledi. Ecinniler benim için kolay okunan bir roman olmadı. Sabır isteyen, dikkat isteyen ve üzerine düşünülmesi gereken bir eserdi. Buna rağmen özellikle son bölümlerde karşıma çıkan bazı cümleler ve alıntılar uzun süre aklımda kalacak kadar etkileyiciydi. Benim için Dostoyevski’nin en sürükleyici romanlarından biri olmasa da kesinlikle okunması gereken eserlerinden biri oldu. Farklı yapısıyla beni zaman zaman zorladı ama aynı zamanda düşünmeye ve sorgulamaya sevk etti. Fyodor Dostoyevski Ecinniler
Alıntı
EcinnilerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20197,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·626 syf.··
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 09:43
Jane Eyre Jane Eyre’i bitirdim ve gerçekten çok beğendim. Yazıldığı döneme göre oldukça akıcı, sade ve anlaşılır bir dili vardı. Klasiklerin bazen ağır ilerleyen yapısına alışık olduğum için bu kadar rahat okunabilmesi beni şaşırttı. Zorlayan değil, aksine okuyucusunu içine çeken bir kitaptı. Altı günde bitirdim ve okurken hiç yorulmadım. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri duygu aktarımı oldu. Charlotte Brontë duyguları o kadar net ve pürüzsüz aktarmış ki, okurken karakterlerin hislerini doğrudan hissedebiliyorsunuz. Ayrıca yazarın zaman zaman okuyucusuyla konuşması çok hoşuma gitti. Okuru unutmadığını hissettiren küçük detaylar, kitabı daha samimi ve canlı hale getiriyordu. Ben okuyucusuyla sohbet eden yazarları gerçekten çok seviyorum. Jane Eyre karakterini ise ayrı sevdim. Gururlu, dik duran, vicdanlı ve karakterinden asla ödün vermeyen bir kadındı. Aşkı uğruna kendini kaybetmeyen, kendi değerini koruyan bir karakterdi. Özellikle sadakati, adalet duygusu ve hayata karşı olan sağlam duruşu beni çok etkiledi. Bu kitap bana şunu düşündürdü: Bir insanı gerçekten asil yapan şey dış görünüşü değil; tavrı, karakteri, vicdanı ve duruşudur. Jane Eyre de tam olarak böyle bir karakterdi. İyi ki okumuşum dediğim, bende güzel iz bırakan kitaplardan biri oldu.
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,2bin okunma
9/10
·622 syf.··
2026 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 11:49
Merhaba, Oblomov’u bitirdim ve gerçekten uzun zamandır beni bu kadar etkileyen bir roman okumamıştım. Rus edebiyatını zaten ayrı seviyorum ama bu kitap benim için bambaşka bir yerde oldu. Oblomov’da aslında biraz kendimi gördüm. Sanırım hepimizin içinde biraz Oblomov’luk var. Her insanın hayattan korktuğu, kaçtığı ya da tutunamadığı bir noktası oluyor. Romanda dışarıdan bakınca tembellik gibi görünen şeyin aslında çok daha derin olduğunu düşünüyorum. Oblomov sadece tembel bir adam değildi. O, hayattan vazgeçmiş, umudunu kaybetmiş, yaşamaktan korkan bir karakterdi. Bence Oblomov oldukça zeki, duygusal ve ileri görüşlü bir insandı. Ama fazla hassastı. Stolz’un onun için söylediği “güvercin ürkekliği” sözü karakterini çok iyi anlatıyordu. Hayatın yükü, karar vermek, mücadele etmek onu korkutuyordu. Bu yüzden kendi içine kapandı ve yaşamın dışında kalmayı seçti. Olga ile yaşadığı o masum aşk da beni çok etkiledi. Birbirlerini sevmelerine rağmen ondan vazgeçmesi belki de yaptığı en doğru şeydi. Çünkü bazen aşk, bırakabilmektir. Sevdiğin insanın hayatını yarım bırakmamak için geri çekilmektir. Stolz’un onu hayata döndürme çabaları da çok dokunaklıydı. Ama bazı insanlar ne kadar çabalarsa çabalasın hayata tam anlamıyla tutunamıyor. Belki hepimizin içinde başaramadığı, eksik kaldığı bir yer vardır. İnsan bazen çok ister ama yine de olmaz. İvan Gonçarov’un duygu aktarımını inanılmaz güçlü buldum. Oblomov’un yaşadığı tereddütler, pişmanlıklar, kararsızlıklar ve içsel çatışmalar bana çok yoğun geçti. Kitabı okurken birçok yerde karakterin duygularını gerçekten hissettim. Benim için çok özel bir eser oldu. Hem düşündüren hem insanın içine dokunan bir romandı. Keyif alarak okudum ve herkese kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan biri oldu.
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 9. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 12:37
Bukowski ile tanıştım ama ne tanışma! Pis Moruk İtiraf Ediyor’u bitirdim, itiraf edeyim gerçekten ağzı çok bozuk bir kitaptı. Adından zaten neyle karşılaşacağımı az çok tahmin ediyordum ama bu kadarını beklemiyordum. Kitapta 50 yaşına gelmiş bir yazarın hayatından kesitler var. Ama öyle alışık olduğumuz olay örgüsü olan, başı sonu belli romanlardan değil; daha çok farklı zamanlarda, farklı insanlarla yaşadığı anılarını biriktirmiş gibi. Çok farklı, hatta tuhaf bir tarzı var. Okurken bazı yerlerde dürüst olayım yüzüm kızardı, her şeyi o kadar açık ve filtresiz anlatmış ki... "Çok bayıldım, bittim" diyemem belki ama garip bir şekilde kendini okutuyor. Yani fena değildi, farklı bir şeyler okumak isteyenler için değişik bir deneyim olabilir. Şehrin arka sokaklarında, kirli ama dürüst bir yolculuğa çıkmışım gibi hissettim.
Pis Moruk İtiraf EdiyorCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 2013626 okunma
Puan vermedi·472 syf.··
2026 8. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 22:35
Cennetin Kökleri, benim için kolay okunan bir kitap olmadı. Anlatımı yer yer zorladı, akışı ağırdı ama buna rağmen içinde çok güçlü bir fikir taşıyor. Morel’in filler için verdiği mücadele aslında esaret altındayken ortaya çıkan bir düşüncenin peşinden gitmesiyle başlıyor. Afrika’da Fransız sömürüsüne karşı duruşu bana İnce Memed’i hatırlattı. Tek başına bir direniş, bir ideal uğruna verilen mücadele… Ama bu kitapta sadece “iyi-kötü” ayrımı yok. Fillerin öldürülmesi bile sadece bir vahşet değil; kuraklıkla, kıtlıkla yaşayan insanların hayatta kalma çabası. Bu da romanı daha da hüzünlü yapıyor. Morel karakteri güçlü ama aynı zamanda sistemin içinde kaybolma ihtimali olan biri. Onu destekleyenler de var, kendi çıkarları için kullanmak isteyenler de… Bu da hikâyeyi daha gerçek kılıyor. Minna ile olan ilişkisi ise benim en çok merak ettiğim kısımdı. Onun duygusunu daha net hissederken, Morel hep biraz mesafeli kaldı. Genel olarak düşündüğümde; kolay bir kitap değil ama doğa, vicdan ve insan üzerine düşündüren, yorucu ama değerli bir okuma oldu.
Alıntı
Cennetin KökleriRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2024189 okunma