Günümüzde her şeyin gerçeği değil temsili bulunmakta. İnsanlar kendilerine belirli imaj hedefleri belirleyip, bir nevi insan avına çıkabiliyorlar. Aslında hiç öyle olmamasına rağmen dindarmış, entelektüelmiş, romantikmiş, yardımsevermiş gibi davranan birçok insan var. Bu insanlar imajlarını tamamen, vaat ettikleri kişiliğe göre dizayn edebiliyorlar. Dinledikleri müzikler, sosyal medya hesapları, giyim tarzları bu "mış gibi" imajı desteklemek üzere kurgulanmış olabiliyor. Bir ilişkiye başlarken balo etkisi tuzağına düşmemek için, o kişinin vitrinine değil uzun vadede yaptıklarına bakmamız gerekir. Öbür türlü bizi bekleyen şey kocaman bir hayal kırıklığı olacaktır.
Hissettiğin acı, acının ortaya çıkış anından itibaren geçen zamanla birlikte azalmaya başlar. Ama bu azalma doğrusal bir azalma değildir. Diyelim ki başlangıç anında hissettiğin acı 100 üzerinden 96.
Acının azalması genelde şu şekilde olur: İlk başta 96'dan 85'e düşer, sonra 90'a çıkar, sonra 73'e düşer, sonra 82'ye yükselir. Aslında daha fazla iyileşirken arada geriye dönüşler oluyordur, ama sen hep kötü hissettiğin için, sadece yükselişleri fark edersin ve acın hiç geçmeyecek gibi gelir. Ama her şeye alışırsın.
Ama dünya olduğu gibidir; ne iyi ne kötü, ne de
adil bir yerdir. Başımıza gelen kötü şeyler bazen seçimlerimizle ilgili olabilir ama bazen hiç tahmin etmediğimiz şeyleri yaşayabiliriz. Bu durum yaşadığımız şeyi hak etmekle ya da etmemekle ilgili değildir. Kötü şeyler herkesin başına gelebilir; bu durum senin iyi ya da kötü birisi olduğun anlamına gelmez.