1mona

1mona
@1monarokaa
Ah Zeze ah!
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
Nasıl başlasam şeker portakalı incelemesi için bilemiyorum.. Ah Zeze ah! Seni nasıl anlatmalı? Yüreği büyük kendi küçücük olan çocuk! Büyüklerin dünyasında her sıkıntıda haylazlığı bahane edilerek dayak yiyen ve zekası ev içinde keşfedilmeyen kaşif... Bir çocuğun dünyasının ne kadar büyük, hayal gücünün ne kadar sınırsız olduğunu bizlere hatırlatan Zeze... Satır aralarına sığınabileceğiniz, çocukluğunuzdan bir iz bulabileceğiniz, tebessüm ederken ağlayabileceğiniz, mükemmel bir eser. Çok yoksul bir ailenin oğlu olan Zeze; hassas, zeki ve duygusal bir çocuk. Etrafına özel bir sevgiyle ve oldukça duyarlı yaklaşıyor. Fakat bir yandan da yaramazlık yapma isteği başına çorap örüyor. Bu yüzden sürekli dayak yiyor ailesinden. Sahip olduğu Portakal ağacı ile kurduğu iletişim, Portekizli ile arasındaki bağ ve birçok şey Zeze’nin dünyasını farklı kılıyor. Çünkü kendisi de farklı ve özel bir kalbe sahip bir çocuk. Hayatın hem masum renklerini hem de acımasız renklerini görüyorsunuz bu kitapta. Yüreğinize dokunmasını iyi biliyor. Bu kitabın adını duyduğunuzda üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin farklı bir tebessüm ettireceğinden eminim.. İleride tekrar okuyacağımdan eminim..Kesinlikle tavsiye ederim.. Keyifli okumalar
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275bin okunma
Reklam
9/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2023 2. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2023 13:46
İki farklı yaşamı ayıran bir tel örgü ve bu tel örgüde başlayan dostluk.... Shmuel ve Bruno'nun dostluğu. Aslında bakarsanız hiç büyümek istemezdim. Bazı düşünceleri hiç görmemiş, bilmemiş olmayı yeğlerdim. Irkçılık gibi.. savaş gibi... Ama pek tabii bu mümkün olmuyor, dünya üzerinde insanlar var olduğu sürece.. Kitap; II.Dünya savaşı sırasında Almanların Yahudi insanlara karşı acımasız şekilde yaptıkları soykırımı anlatılıyor. Yazar kitabın sonunda ”Bu olanlar çok uzun zaman önce oldu, böyle bir şey asla bir daha olmaz. Bu zamanda ve bu çağda.” diye bitiriyor cümleyi. Peki gerçekten böylemi. O yaşanan canilikler uzun zaman önce miydi? Bir bakalım yaşadığımız dünyaya; Myanmar’dan Suriye’ye, Doğu Türkistan’dan Irak’a, Filistin'e, Afrika’ya, birbirine kırdırılan insanlardan iliğine kadar sömürülenlere... Zalimlerden kaçmak için, mülteci olma pahasına çıktığı yolun ne derece tehlikeli olduğunu düşünmeden bir umuda sarılarak, ülkesini terk edip Akdeniz’de, Ege’de, Meriç’te batan botlardan dolayı boğulan insanlara, masum canlara. Birde bu yandan bakın uzun zaman öncemiymiş. Ne diyordu Serenad kitabında Zülfü Livaneli , “Her iktidar öldürür ! Kimi daha az, kimi daha çok”.
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,6bin okunma
Acaba hepimiz birer mazoşist olabilir miyiz?
10/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2023 23:14
İnsanları ayırmaya ne meraklıyız! Sen siyahı seviyorsun ben beyazı, sen ocusun ben bucu... Saçma sapan binlerce şey üzerine ayırıyoruz ama bir iyi ya da kötü ayırımı yapmak aklımıza gelmiyor! Ve bu farklar yüzünden onları yok olmaya mahkûm ediyoruz! İkinci Dünya Savaşı yılları, Meşhur toplama kampları... Ne kitaplar yazıldı ne filmler yapıldı. Ama hiçbiri yaşayan biri kadar anlatamaz yaşanan acıyı! Peki onlar bunu anlatmak isteyecek mi? Hangi kelime orada yaşananları dile getirmeye yeter ki? Ya da bu onları bu acıları yeniden yaşamaya itmek olmaz mı? "Yaşadık­larımız hakkında konuşmayı sevmiyoruz. Onları yaşamış olanla­rın hiçbir açıklamaya ihtiyacı yok. O olayları yaşamayanlar ise ne o zaman hissettiklerimizi ne de şimdi hissettiklerimizi anla­yabilir." (s. 20) Acıları anlatamaz dediysem bu konuda yapılan çalışmaları da yabana atmak istemiyorum! " Çizgili Pijamalı Çocuk," gerek kitabı gerekse filmi yüreğimi dağlamıştı. Yaşamadan bilemeyiz ateşte yanan insanın etinin kokusunu! Ya da çok az insan "Hayat Güzeldir" filmini ağlamadan bitirebilmiştir. O kemik yığınlarını üst üste görmek... Ve tabii "Piyanist" +Lütfen ateş etmeyin, ben Polonyalıyım. - Neden o zaman o lanet Alman paltosunu giyiyorsun? + Üşüyorum. Evet hepsi birer başyapıt! Ama hangi çalışmayı okursak ya da izlersek izleyelim o günleri yaşayanlar kadar acıyı hissedemeyeceğimiz ya da anlatan birinin ağzından dinlemediğimiz sürece o acıyı yaşamanın ne demek olduğunu bilemeyeceğimiz bir gerçek! İşte yaşayan biri: Viktor E. Frankl! “Kitaplar yalan söylüyor!” İnsanın, şu kadar saat uyumaksızın yaşayamayacağı söylenirdi. Kesinlikle yanlış! (s. 31) İnsan en güçlü performanslarını en zor dönemlerde sergiler. Hayatta kalma güdüsü bunda oldukça etkilidir. "Öyle yaşayamam böyle yaşayamam" safsataları gerçekten
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
8/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2022 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2022 17:36
Ah ah her kitap bittiğinde böyle mi hisseder bir insan.Sizde de var mı bilmiyorum ama ben tıpkı insanlara olduğu gibi kitaplara ilk başta bağlanma konusunda sıkıntı yaşıyorum.Livaneli'nin bu kitabında da oyle oldu sanki biraz.Kitaba ilk başladığımda çok sıkıldım ama okudukça kitapla bağım arttı. Gelelim Livaneli'nin ELİA İLE YOLCULUĞUNA.. Amerika'da yaşamış bir Anadolu Rumu olan Elia Kazan'ın hikayesi...kitabı bitirdiğimdeki hissiyatım aidiyet duygusunun ne muazzam bir duygu olduğuydu.Livaneli yine bir yere dokunmayı başarmıştı.İnsan hiç görmediği bir kültürü hiç bilmediği toprakları özler mi? Onca başarı,Oscar heykelciğine rağmen mutlu muydu Elia Kazan? Nereli olarak kabul etmişti o ödülleri ya da içinden kimlere ithaf etmişti? Toplumlar insanlardan oluşuyordu ama insan onun bir parçası hissediyor muydu kendini? Peki ya Livaneli'ye ne demeli sürgün olduğu ve kaçak pasaportla kaçtığı ülkeye milletvekili olmak,kırmızı pasaport hakederek geri dönmek ondaki aidiyet duygusu peki o nereli hissediyor kendini belki de Elia ile kurduğu muazzam dostluk bu duygunun temeli üzerine inşa edilmişti. Okunmalı
Elia ile YolculukZülfü Livaneli · Karakarga Yayınları · 202012,5bin okunma
Puan vermedi
Merhabalar *Serenad* ile karşınızdayım. Livaneli öyle bir anlatım tarzıyla yazmış ki kapılmamak elde değil. Üslubu, anlatımı, olayların gelişi , sonucu öyle yerinde ki... Livaneli'nin okuduğum ilk kitabıydı.İyi ki de ilkmiş ki beni bu yazara bağladı.İlk baştaki tasviri betimlemeleri insan biraz sıkıyor fakat kitaba alıştığınız da akıp gidiyor roman.. İçeriğinde ise; Gerek siyasal, geçmişte tarihte yaşananlar, günümüz Ülkelerinin ve Türkiyenin neler yaptığı, nazi fasizşmi, yahudi soykırımı ana temeli bu olaylarıdır. Almanya yahudileri katlettiği. Alman asırlı bir genç profesör katledilmekten olan yahudi asırlı bir genç kıza aşık olur. Ve sevdiği kız için Almanyayı terk ediyor, ve bir sürü kötü olaylar başlarına geliyor. İçindeki sevgiyle yıllarca yanan adam en sonunda küle dönüşüyor. Ve struma gemisinin olduğu yere küllerini döktürüyor... İlk günkü gibi aşık olan bu adam nasılda onca yıla rağmen hala aşkı sevgisi aynı ilk gün ki gibi taze...Bu hikayeyi canlandıran "Maya" ana karakterimiz Max ile tanıştıktan sonra dünyanın ne kirli ve hep bir çıkar peşinde koşan insanları daha iyi anlıyor. "Çeşitli amaçlar peşinde, çeşitli kaygılarla akıp gidiyordu hayat. Ama kimse kimsenin hikayesini bilmiyordu. "diyordu yazar... Mayanın' da dediği gibi" çünkü ancak hikayesi anlatılan insanlar var oluyordu "... Ve biliyorum ki ne zaman kenidimi kötü hissetsem onca insanın yanında kendimi yalnız hissetsem hep Zülfü livaneli'nin dediği gibi ; " Bu dünya da sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru kızım, insanlara karşı kendini koru!
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2015163,8bin okunma