Güneş öyle şahane ve pırıl pırıl aydınlatıyor ki odamın içini. Yan odanın penceresi açık, sokakta çıt yok, bir pazar öğleden sonrası; kulağıma çok yakından bir tarlakuşunun sesi geliyor, komşu avluya bakan pencerelerden birine, o güzel kızın penceresine konmuş, şakıyor. Uzaklarda, ücra bir sokakta bağırarak karides satan bir adamın sesi geliyor kulağıma; hava öyle sıcak, lakin şehir öyle issız ki -o zaman gençliğim aklıma geliveriyor ve ilk aşkım- ve ben o zamanlar hasret çekerdim, şimdiyse sadece ilk hasretimin hasretini çekiyorum. Gençlik nedir? Bir rüya. Aşk nedir? Rüyanın özü.