8/10
·397 syf.··
2026 102. kitabı
Daha önce Sultan 2. Abdülhamid Han'ın hayatı ve padişah olduğu dönemdeki siyasi ve tarihi olaylar hakkında bilgisi olmayanlar için tam bir başlangıç kitabı olduğunu söyleyebilirim. Sultan 2 . Abdülhamid Han tahta çıkmak için 33 sene bekledi 34 yaşında tahtta çıktı ve 33 sene Osmanlı Devletini yönetti onun tahta olduğu dönem dünyanın en bela zamanıydı yani sömürgeciliğin zirve yaptığı dönemdi. Sultan diğer devletlerle denge siyaseti kurarak Osmanlı Devletinin yıkılmasını geciktirmiştir. Kitap dönemin tarihi olaylarını bölümlere ayırarak bilgiler veriyor. Sultan ve o dönem hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin okumasını tavsiye ederim.
Ulu Hakan Abdülhamit Han ve Liderlik SırlarıHüseyin Tekinoğlu · Kamer Yayınları · 201598 okunma
Puan vermedi·324 syf.··
2026 9. kitabı
Hayatı ve yaşamıyla en tartışılan padişahlar arasında olan 2. Abdülhamid'in 33 yıl süren saltanatının tahttan indirilişiyle son bulmasından sonraki dönemi anlatılmıştır bu kitapta. Mekan ve yer olarak kitapta geçen atmosfer sürgüne gönderildiği Selanik şehrindeki Alatini Köşkü'dür ağırlıklı. Yazım için yararlanılan kaynak, sürgün sırasında kendisi ve maiyeti ile ilgilenmesi için vazifelendirilen Doktor Atıf Hüseyin Bey' in hatıratlarıdır. Kitabın ilk yarısında daha çok sürgün yerine ve köşke alışma sürecine, düzenin oturtulmaya çalışmasına yer verilmektedir. Adeta minimal bir saray hayatı oluşturulmaya çalışılmış, mütavazi da olsa konfor sağlanmaya çaba harcanmış. Bunlar detaylandırılmış. İkinci yarısında ise Abdülhamid'in fikri yapısı, hatıraları, düşünceleri yansıtılmış. Hatıratları yazan doktor aslen muhalif bir görüşe sahip. Abdülhamid'in saltanat dönemine eleştirel bakan birisi. Yazarımız kitabın genel kurgusunda bir denge gözetmiş. Salt eleştirel ya da övücü bir yönlendirme yok. Bu yönüyle daha keyifli olmuş. Servetin ve gücün döngüselliğine güzel örnek teşkil eden güzel bir kitap olmuş. Yazarın sade, yalın, keyifli dili her zamanki gibi yoruculuktan uzak sürükleyiciliği arttırıcı. Dönemi hissettirici yanları mevcut bir tarihi roman diyebiliriz.
Kaplanın SırtındaZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202215,6bin okunma
Reklam
9/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 01:27
Turgut Özben'in kaybıyla yolumuza başladık... ya da kaybettik mi demeliyim? Kitap, daha ilk sayfalarda okuyucuyu bir belirsizliğin içine itiyor. Turgut Özben'in üç yıldan beri 'kayıp' olduğu bilgisi, aslında sadece fiziksel bir kayboluşu değil; bir insanın kurulu düzeninden, kimliğinden ve toplumsal rollerinden kopuşunu temsil ediyor. Bir insan neden tüm izlerini silip gitmek ister?.. Belki de 'tutunmak' o kadar ağır gelmiştir ki, kaybolmak tek kurtuluştur... Sayfa 29 (Alıntı): Havaya kaldırdığı Selim'i duvara sürüklendi. Siyah saçlarından yakalayarak başını duvara dayar: "Dökülmeyen saçlarından asacağım seni." diye bağırırdı. "Erkeğin kılları göğsündedir, oğlum Selim." Hemen gömleğini çıkarır ve boynuna kadar bütün gövdesini kaplayan kıllarını gösterirdi Selim'e. "İğrençsin Turgut. Sen onları, üniversite kantinindeki kızlara göster. Kapat şu ormanı." Bir erkeğin yanında soyunmasından sıkılırdı Selim. "Beni, aşağılara çekiyorsun Turgut. Senden kurtulmalıyım." Turgut, pantolonunu da çıkarır, kollarını açarak bağırırdı. "Ben, senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların; ben senin bilinçaltı ormanlarının Tarzanı! yemeye geldim seni. Benden kurtulamazsın. Ben, senin vicdan azabınım!" "Bağırma, anladık. Benim vicdan azabım bu kadar kıllı olamaz. Ruhbilimci Tarzan, lütfen giyin."[Bu sahnede sinirlenmem gerekiyordu ama kahkaha attım. Aklıma bir anda televizyon ekranında beliren Yaprak Dökümü (Orman Tarzanı) Tahsin'in duş alma sahnesi geldi.] Sayfa 33-34-35: Turgut'un Rüyası üzerine 1) Aslında Selim’i değil, kendi kibrini gömüyor. Selim’in ölümü bir mikrop gibi Turgut’un zihnine giriyor ve onun o 'mühendis titizliğiyle' kurduğu düzenli hayatını çürütmeye başlıyor. 2) Cenaze töreni, toplumun her şeyi nasıl bir 'tiyatroya' çevirdiğini
2024 Okuma Raporları
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bu kitabı anlayabilmeniz için öncelikle Gnostik /Rafızı düşünce tarzı /ezoterik /hermetist /alşimist/seküler /deist/Simya/kabalist/ateizm/ kelimelerine aşina olmanız ve hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Dünya masonlarının 5/4 ü bu üst localar tarafından yönetilir. onaylamayan hükümetler GÖZE GÖRÜNMEZ sorunlarla baş başa kalır. insan hakları arkasında da yine gül ve haç LOCASI VARDIR 2.dünya savaşı : Alman Kontes Pletenburg ve eşi dr.erich vermehren 1944 istanbulda sürdürdükleri falaliyelerinde ünlü Enigma kodlarını ellerinde tutmalarına rağmen çözememişlerdi.MI6 ingiliz ajanları tarafından kahireye götürüldüler ve Enigma kodları İngilizlere teslim edildi.ve bu Hitler’in sonunu hazırladı. İlginç bir isim campenalla soylu üstün ırk tezi yabancı gelmedi demi hitlerin arı ırk arayışı yeni dünya düzeni papa 27 yıl hapse attı sonrasında başa geçen papa 8. Urban campanellayı hapisten çıkarmakla kalmayıp kendine danışman yaptı ve beraber sihir büyü astroloji simya konularında çalıştılar ve papaya eğitim verdi. Kraliçe Elizabeth katoliklerin gizlice izlenmesi için walsingham göreve getirdi cambride seçilen bu ajan İskoç kraliçesi mary suartı idama götüren kişidir. Paracelsus: Erasmus,Agricola,ve martin Luther’in çağdaşı olan paracelsus Chiristendome Gül ve Haç Kardeşliği’in tarihsel önderi .1513-1521 yıllarında tatar hanlarına esir yaşar 1521 de tatar hanının oğluyla istanbula gelir felsefi taşını edinir solomon trismosinus tarafından verilir.kendisi cerrah doktor.simyacı kabbala eğitimi aldı Johann valentin andrea 1587-1654 Gül ve haç kardeşliği ilk resmi kurucusu ve sözcüsü kabul edilmiştir. Paracellsus’un tilmiziydi. Tarihte en önemli şifre anahtar yapımcısı Fransız kriptolojist Etienne bazerison diğeri abd başkanlarından Thomas Jefferson dur.ikisi de Gül ve haç
Gül ve Haç KardeşliğiAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2003440 okunma
Maarifperver Sultan II. Abdülhamid
8/10
·190 syf.··
2026 39. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 19:58
33 yıllık saltanatında birçok konuda eleştiriye uğrayan, yaptıklarıyla bugün dahi hem eleştiri hem de takdir toplayan Sultan II. Abdülhamid’in belki de tüm tarih severler tarafından ortak kabul gördüğü konu eğitimdir. Sultan idare ettiği hemen hemen her yerde eğitim altyapısını düzenlemiş ve modern Türkiye’nin temellerini atan nesil Sultan’ın kurmuş olduğu eğitim kurumlarında yetişmiştir. Bu kitap da Sultan II. Abdülhamid döneminde kurulmuş olan eğitim kurumlarını ele alıyor. Eğitim kurumları hakkında bilgi verilerek yer yer nerede ne kadar okul açıldığı veya bu okullarda ne gibi müfredatlar okutulduğu tablolar halinde verilmiş. Sultan II. Abdülhamid üzerinde okuma yapanlar için farklı bir okuma eseri olacaktır.
1000Kitap
Maarifperver Sultan 2.AbdülhamidAhmet Vurgun · Yeditepe Yayınevi · 20207 okunma
“Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” Üzerine
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 22:50
Spoiler İçerir!!! Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nu bitirdiğimde içimde uzun süre dinmeyen bir hüzün kaldı. Bu yalnızca karşılıksız bir aşk hikâyesi değildi benim için; görülmemiş olmanın, tanınmamış olmanın ve bir insanın başka bir insanın hayatında silik bir gölgeye dönüşmesinin hikâyesiydi. Mektubun hitap kısmından itibaren bunun hissi yüzüme çarptı: “Beni hiç tanımamış olan sana” Bir mektubun böyle başlaması bile insanın içine işliyor. Çünkü daha en başta, bir ömrün kırgınlığı tek bir cümleye sığdırılmış oluyor. Kitaptaki en sarsıcı şeylerden biri, kadının sürekli aynı noktaya dönmesiydi: “Sen beni hiç tanımadın.” Oysa adamla üç gece geçiriyor, hatta çocuğunun babası o adam. Buna rağmen hâlâ onun zihninde yalnızca kısa süreli bir yabancı olarak kalmış olması çok acıydı. “Beni tanımamıştın. O an tanımadın, hiçbir zaman, hiçbir zaman beni tanımadın. O anın hayal kırıklığını sana nasıl anlatabilirim, bilmiyorum sevgilim. Çünkü o zaman böylesi mukadderatı, senin tarafından tanınmamak gibi ömrüm boyunca mahkûm olacağım kaderin acısını ilk defa yaşıyordum. Şimdi de o yazgıyla hayattan göçüyorum. Hâlen senin taraf tarafından tanınmamış olarak. Bu hayal kırıklığını sana nasıl tasvir edebilirim ki?” (Syf 26-27) Burada içim gerçekten sıkıştı. Çünkü yalnızca romantik bir hayal kırıklığı yok, bir insanın varlığının fark edilmemesi gibi çok daha derin bir yalnızlık var. Kadının aşkını okurken zaman zaman büyülendim, zaman zaman da ürktüm. Çünkü bu sevgi, alıştığımız türden bir sevgi değil. Daha on üç yaşındayken adama saplantılı bir hayranlıkla bağlanıyor, evine girip çıkan insanları “hoşlandıklarım” ve “bana itici gelenler” diye ayırıyor. Bu noktada aşk, masum bir duygudan çıkıp neredeyse kimliğini yutan bir bağlılığa dönüşüyor. Hatta hiç kimsenin onu kendisi gibi köle misali ve köpeğin
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Karbon Kitaplar · 2017266,7bin okunma
Reklam
Reklam