Kıyamet Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki, 2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim. 3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? 4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz. 5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister. 6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar. 7. Göz şimşek çaktığında, 8. Ay tutulduğunda, 9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde, 10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?" 11. Hayır, yok sığınacak yer! 12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün. 13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da. 14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Sayfa 47 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Nasıl Konuştuğun Senin Asıl Kimliğindir ..
Kur'an'da konuşma ahlakıyla ilgili 8 şey tavsiye edilir: - Kavl-i hasen: "İnsanlarla güzel konuşun..." (2/83) - Kavl-i adll: "Konuştuğunuzda adil konuşun..." (6/152) - Kavl-i sedid: "Sağlam-doğru konuşun..." (33/70) - Kavl-i leyyin: "Onunla (Firavun'la) yumuşak konuşun..." (20/44) - Kavl-i kerim: "Onlarla (anne-babayla) gönül alıcı şekilde konuşun..." (17/23) - Kavli ma'ruf: "Onlar çirkin ve yalan söz söylüyorlar. (Siz böyle yapmayın...)" (58/2) - Kavl-i meysur: "Hiç değilse rahatlatıcı (kolaylaştırıcı) bir söz söyle..." (17/28) - Kavl-i tayyib: "Güzel söz, kökleri sağlam ve dalları göğe uzanan bir ağaca benzer..." (14/24)
Sayfa 51·Kitabı okudu
Duygu ve Düşünce
Reklam
"Rabbinden sana vahyedilene uy. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır." (Ahzap, 33:2)
Sayfa 63·Kitabı okudu
Din
Yakîn üç mertebededir:
1- Muayene, müşahede mertebesi: Bu mertebede bilinen, görülene ters düşmez; Allah’ı bilen kimse O ’ndan en iyi haber verendir. Bu yakîn mertebesi, sıddıklar ve şehidlere hastır. 2- Tasdik ve teslim mertebesi: Bu, haberlerde kendisini gösterir. Bu mertebede Allah’ı bilen kimse, O’ndan haber veren bir müslümandır. Bu, müminlere ait bir yakîn mertebesidir. Onlar ebrar sınıfıdır. İçlerinden bir kısmı sâlih, bazısı da daha aşağı bir hâldedir. Ayet-i kerimede: “Bu onların ancak iman ve tesllmiyetlerini arttrdı." [Ahzab 33/22] buyrularak imanın artması ve eksilmesi yönüne işaret edilmiştir. Bu mertebede bulunanların iman ve yakîni bazen onu takviye edecek sebeplerin bulunmayışı ve ihtiyaç duyulan şeylerin noksan olmasıyla zayıflar. Sebeblerin bulunması ve normal seyrin devamıyla da kuvvetlenir. Onlar, vasıtalara bakıp onlarla fazlaca ilgilenmeleri sebebiyle perdelenirler aynı zamanda onlar sayesinde gerçeği keşfederler. Halkla içiçeyken ünsiyet ve gayret içinde; onlardan ayrı iken yalnızlık ve noksanlık hâlindedirler. Aralarında çeşitli ihtilaflar ve değişik görüşler bulunabilir. Bu, onların eşyaya ve olaylara değişik bakışlarından ileri gelmektedir. 3-Yakînin üçüncü ve en alt derecesi zan mertebesidir. Bu, ilim, doğru haber ve alimlerin sözleriyle kuvvet kazanır. Bu gruptakiler, Allah-u Teâlâ’nın özel yardımı ve nasibi ile imanlarını kuvvetlendirirler. Delillerin yok olması ve söz sahiplerini susmasıyla zayıflar. Bu, istidlale, aklî ilim ve izahlara dayanan bir anlayıştır. Müslüman kitlede, rey, aklî ilim ve kıyasa dayanan kelamcıların yakîni bu kısma girmektedir.
Sayfa 33, 34 - Semerkand Yayıncılık, 3. Baskı, Eylül 2004 (Çev: Yakup Çiçek ve Dilaver Selvi)·Kitabı okuyor
“Boşansaydınız,” dedim, “o kadar cesaretin yok muydu?” “Sende var mı o cesaret?” dedi. Sesi buz gibiydi. Acının insan ruhuna yayılması için ne kadar zaman geçtiğini o anda anladım. 1, 2, 3, 4… Bende de yoktu o cesaret… 8, 9, 10… Hiç olmadı… 12,13… Ayrılma kararını veren Melek oldu… 16, 17, 18… Ayrılmak istedi, beni ikna etmeye çalıştı, gözyaşlarıma göğüs gerdi, benimle ağladı, daha önce boşanmış olan arkadaşlarıyla yemeğe çıkmamı sağladı, yayınevinden benim için izin aldı, tatile çıkmam için baskı yaptı, ailesiyle konuştu, avukat ayarladı, boşanma terapistinin seans ücretlerini ödedi… 32, 33, 34… en sonunda bir not bırakıp gitti… 41, 42, 43… ve bitti… 50. Elli saniyelik bir şeydi.
Alıntı
Ipuwer Papirüsü
Ipuwer Papirüsü¹ (IP) ya da Ipuwer’in Nasihati olarak bilinen papirüs yazısı Kadim Mısır’daki açlık, kuraklık, ölüm ve şiddetli bir kaos ortamını ağıt diliyle anlatan tartışmalı bir metindir. Bazılarına göre bu papirüs kutsal metinlerin Çıkış anlatısındaki musibetlerden bahsetmektedir.Papirüs metninin başlangıç ve sonuç kısımları korunamadığı için Mısırbilimcileri metni tarihlendirmekte, içeriğini yorumlamakta ve anlattığı olaylar hakkında nihai bir kanaate ulaşmakta güçlük çekmişlerdir.Papirüste belirli bir dönemde Kadim Mısır’da meydana gelen şiddetli doğal afetler anlatılmaktadır. Büyük ölçüde Tevrat’teki Çıkış dönemi musibetlerini hatırlatan bu afetler arasında oldukça ilginç bir şekilde Mısır halkının ilk doğanlarının öldüğü de kaydedilmiştir. Ipuwer Papirüsü’nde kaydedilmiş felaketler ile Çıkış sırasında yaşanan musibetler şu şekilde ilişkilendirilebilir: 1. Musibetler bütün ülkeyi kuşattı. Her yer kan oldu (IP 2:5). İşte, nehir kana döndü; herkes susuzluk çekmekte (IP 2:10). Nehrin bütün suları kana dönüştü (Çık. 7:20). Mısırlılar içecek su bulmak için nehir kıyısını kazmaya koyuldular; çünkü nehrin suyunu içemiyorlardı (Çık. 7:24). 2. Ağaçlar yerlere devrildi, dalları koptu (IP 4:14). ... ve dolu bütün ağaçları yıktı (Çık. 9:25). 3. Her yerin tahıl ürünleri kaybolup gitti (IP 3:10). ... keten ve arpa mahvolmuştu (Çık. 9:31). 4. Kuşlar ne bir meyve ne bitki bulabildi (IP 6:1). ... (çekirgeler) toprağın her otunu ve doluların bıraktığı ağaçların bütün meyvelerini yediler (Çık. 10:15). 5. Ülkenin her yanında inleme sesleri ağıtlara karıştı (IP 3:13). ... ve Mısır’da büyük bir feryat koptu (Çık. 12:30). 6. İşte, ölüler nehre gömüldü; nehir mezar, mezar nehir oldu (IP 2:6), her yer kardeşini toprağa veren insanlarla doldu (IP 2:13). Mısırlılar ilk doğanlarının
¹“Papyrus Leiden 344" olarak adlandırılan papirüs, İsveç diplomat Giovanni Anastasi tarafından ele geçirilmiş ve 1828 yılında Hollanda, Leiden Müzesi'ne satılmıştır. Papirüs metninin ilk kez tam tercümesi 1909 yılında İngiliz Mısır-bilimci Alan ·Kitabı okudu
Din
Reklam
Reklam