GÜÇ TAHTI
6/10
·312 syf.··
2026 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 11:33
Herkese merhaba Yeni serimize merhaba diyorum.. rina kenttimiz gelmiş, hemen alıp okuduk tabi... bu aralar kendisinden hiç haz etmesemde ( devamlı gay kitabı yazıyor sınırlerimi bozuyor) merak ettiğimiz adamlar var yani onlara devam etsen ama gay olmayanlar heto olanlardan bahsediyorum. puan : 5,5 dan 6 dır hahahah Zaten gay kitaplarıda bana fazla ütopik geliyor, mafya liderlerin oğulları gay fılan fılan... neyse sınırlenmeye başlıyorum yoksa yazacam yazacam... Gelelim kitabımıza; diğer kitaplarda en merak ettiğim karakterlerden biriydi Ria, o kadar erkek egemenlığı içinde tek başına mücadele eden kadın karakteri kım olsa merak ederdi.Ama aynı şeyi erkek karakter için diyemeceğim, kendisinden hiç haz etmedim valla,ria neden bu karakter yazılmış anlamış değilim... Kitabın konusu bakında gayet güzel intikam ve bunun üzerinden anlaşmalı evlilik ve güçlü kadın karakter en sevdiğimizidir. Ama zaten 300 sayfa olan kitabın 200 sayfasını kyle seks oyuncuları ile Ria’yı taciz etmesini okuduk... bu arada en sevmediğim olaydır smut sahnelerde seks oyuncaklarının kullanılmadı ama kyle beyfendisi sevişirken hoşlanmıyormuş ama karısı erkeklerin olduğu toplantılarda karısına seks oyuncuğı ile taciz etmesi tahrik ediyormuş .. iğrençç hiç beğenmedim... bide Kyle gerçektem kötü bu arada, ıntıkam için yol alışı fılan kendince mutlaka sebebleri var bu kitapta bilmıyoruz. 2. Kitapta anlıyacağız herhalde ama bu kitapta kyle hiç sevemedim. Ria sevdim ben... kitap aktı gitti tabi, Bence aşırı basit yazılmış bir kitap daha iyisi yaza bilirdi bence rinacık ama neyse gaylerden bin kat daha iyidir zaten... seriye hemen devammm.. sonu baya heyecanlı bitti. Bu arada ren yayınevini ilk önce tebrik etmek istiyorum bekletiltik ama anında serinin 2 kitabını cıkarttıkları için tşk ederim ama
Dark romance
Güç TahtıRina Kent · Ren Kitap · 2026167 okunma
Güzel ve akıcı bir çocuk kitabı
Puan vermedi·128 syf.·
2026 13. kitabı
Bu kitabı 5.sınıftaki bir öğrencim vasıtasıyla edindim. Bazı hatalar ve eksikleri olsa da çocuklar için oldukça güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. Hatalardan birkaç örnek verecek olursam; "2³=2×2×2" yazılacağı yerde "23=2×2×2" şeklinde yazılması; aynı şekilde "dairenin alanı=pixr²" yerine "pixr2" yazılması, pisagor teoreminde de yine "a2+b2=c2" yazılması gibi muhtemelen dizgi sırasında oluşan üssün kayması; 2'nin kuvvetlerinin kastedildiği yerde "2'nin katları" ibaresinin yazılması -kat ve kuvvet aynı şey değildir!- fark ettiklerim. Bir çocuk kitabında tüm matematik tarihçesine değinilemezdi tabii ki ama günümüzü şekillendiren Alan Turing'i gözüm aradı. En azından en sondaki tarih şeridinde yer alabilirdi. Öğrencilerime önereceğim, proje ödevleri için kullanacağım bir kitap olacak. Hem hataları da bulmalarını isteyeceğim ki daha dikkatli okusunlar :) Kştap son sayfalarda birkaç düşündürücü soru ve matematik hatalarının bedellerine dair gerçek hikayelerle zenginleştirilmiş. Sayfaları renkli ve eğlenceli karikatürlerle dolu 4-5-6-7. sınıflar için uygun olduğunu düşünüyorum.
Matematik
Matematik Tarihine YolculukClive Gifford · Orenda · 202311 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·903 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
64 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 20:46
Merhaba sevgili okur, Kitap için hazırlanmış önsözleri okurken gözüm korkmadı değil. Okuma zevkini ve rahatsızlığı aynı anda hissedecek olmak belirsizliği arttırırken, kitabın sekiz senelik bir araştırmanın ve yazarın iki bin ciltlik uzman kütüphanesinin ürünü olduğunu öğrenmek heyecanımı arttırdı. Eco’nun dil cambazlığı ve uydurukçuluğunu merak ederek ve “Her şey her şeyle bağıntılıdır”, “Göstergebilim” ipuçlarıyla başladığım bir okuma yolculuğu oldu. Üç ay süren bir zaman diliminde tamamlayabildiğim, dokuz yüz sayfalık kitabı iki paragrafta anlatamam tabii ki ama bende bıraktığı izlenimi kısaca özetlemek isterim efenim. Okuma yolculuğum “kabala” üzerine araştırmalar yaparak başladı. Kitabın derinliklerine daldıkça merak ettiklerim arttı. Sonra, gül-haç kardeşliği, kurgu evreni, tapınak şovalyeleri, Hasan Sabbah, nostradamus, büyü, sihir, ebcet, simya, mitoloji, sayıların gizemi, felsefe taşı, batıl inançlar ve bilimsel açıklamalar, gizli örgütler ve daha niceleri… derken kendimi derya deniz bir okuma içinde buldum. Okudukça derinleşen, bildiklerimi buz dağının görünen yüzü gibi hissettiğim bir yolculuğa çıktım. Komplo teorilerinin hangisi doğru hangisi uydurma her şey birbirine karıştı. Zaten yazarın amacı da buydu. Diotallevi’nin dediği gibi: "Düzmece bir metni uğraşa uğraşa yeniden kurarak gerçeğe varmak." Bir “şey”in derinine daldıkça o “şey” tarafından sarılırsınız ve görebildiğiniz tek şey gerçeklerden çok derinine daldığınız o “şey”in kendisi olur. Ve siz bunu gerçekliğin ta kendisi zannedersiniz. Kitabın olay örgüsü tam olarak bunu anlatıyor. Lorenza Pellegrini, Belbo, Riccardo hikayenin baş kişileri. Onların dalgaya alarak başladıkları editörlük yolculuğu içinde kayboluşları ve kendi yalanlarına inanmaları hâli insanoğlunun nesillerdir süregelen komplolara
Foucault SarkacıUmberto Eco · Can Yayınları · 20211,948 okunma
9/10
·91 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 00:18
Antoine de Saint-Exupéry’nin küçük Prens eserini her okunduğunda insanın içini ısıtan ama bir o kadar da derinlere dokunan, zamansız bir başyapıt. 90 sayfa, 1 oturuşta bitiyor. Masalsı bir dil, çizimler basit. Saint-Exupéry sana masal anlatmıyor, yetişkinlerin ne kadar saçmalaştığını hatırlatıyor. Antoine de Saint-Exupéry’nin bu eseri bir çocuk kitabı gibi görünse de aslında yetişkinlerin unuttuğu o saf bakış açısını geri kazanma rehberi gibidir. Küçük Prens'in gezdiği gezegenlerdeki tipler aynen biziz kral emretmeden yaşayamayan aslında kimseyi yönetemeyen patron tipi iş adamı yıldızları sayıp "benim" diyen adam. Sen de Excel tablosuna bakıp mutlu olmuyor musun bazen? Sarhoş utandığı için içen, içtiği için utanan döngü. Hepsi 2-3 sayfada anlatılıyor ama kendi hayatından birini buluyorsun mutlaka. Dil çok sade çeviriye göre değişir ama İnkilap baskısı akıcı. Çocuğa okur gibi değil, yorgun bir yetişkine "yavaşla" der gibi yazılmış. Cümleler kısa, ama her cümlenin altında 3 kat anlam var. Kitabın tek eksi yani 1-2 sayfada cümleler eksik kalmış o kadar. Her yaşta farklı bir katmanı keşfedilen, elinize aldığınızda birkaç saatte biten ama etkisi ömür boyu süren bir yol arkadaşıdır bu kitap. Henüz başlamadıysanız, o yıldızların arasındaki yolculuğa çıkmanın tam zamanı. Keyifli okumalar.
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · İnkılâp Kitabevi · 2026279,9bin okunma
8/10
·284 syf.··
2026 78. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 15:32
2.kitapta ise kapana kısılmış Dimitri ve onu kurtarmaya çalışan Sandy okuyoruz. Kadın karakterinin kendisini tehlikeye atmasına sinirlendim ama o da çocuğunun babası için bunu yapmak zorundaydı çünkü Dimitri'nin elinde olan bir durum yoktu. Ben yazarım bu serisinde sevdim kesinlikle konusu olan aksiyonu olan bir kitaptı ve cinselliği hiçbir şekilde ön plana almamış diğer kitapların da olduğu gibi bu benim için çok büyük artı kitabı bomboş smut sahneleriyle doldurmamış. Kitap bir darkrom türüdür ve yetişkinler içindir
1000Kitap
Tattooed HeartKat Steele · 02 okunma
Bakılmayan Pencere'ye Düşürülen Notlar
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 00:00
#Bakılmayanpencere @tubakaratop'un ilk eseri. Çok önce ele aldığım ama bir türlü yazamadığım geç kalmış inceleme yazımla Can Tuba’ya özürlerimi sunarak şunu söyleyebilirim ki her öykünün heyecanına ve sevincine şahitlik ettiğim, küçük kardeşim dünya evine giriyor gibi müjde alıp beklediğim bir ortak mutluluk kaynağımızdır Bakılmayan Pencere. Biz nasıl omuz omuza verdiysek yazarlık macerasında, hep diledik ki yazdığımız kitaplar da raflarda, fuarlarda, kitap kargolarında, sitelerinde; akıllarda ve gönüllerde hep yan yana olsun. Öyle de oldu çok şükür. Herkes bir şeyler söyledi, yazar Tuba Karatop Bakılmayan Pencere'yi işaret etti bizlere. Denize bakın, dedi, hiç bakmadığımız gibi. Çiçeklere, göz göz meyve veren ağaçlara, bizimle konuşmak isteyen kuşlara bakın! Pencereden bakmak yetmedi, manzaraya doymak için paçalarımızı sıvayıp denize yürüdük çıplak ayak. Bir ağacın gövdesinde nefeslendik. Bir kaplan geldi yanımıza; bir karaca, bir kumru sohbetimize eşlik etti. Diliyorum ki Tuba gönlümüze dokunmaya devam etsin, unuttuklarımızı hatırlatsın, unutmadan önce değerini bildirsin. Kalemi bereketli ve hep hayır yolunda olsun… 22 öykünün olduğu kitapta ilk öykü, yazıldığı zaman yüreğime mesken kurmuş İğde Ağacı. “Gözlerim dallarında gezindi. Bazı insanların ağacı görüp mutlu olmamasına şaşırıyorum,” diyen yazara hak vererek uyku mahmurluğuyla gözlerimi kapatıp biraz dinlenmek istedim. Gövdesine dokundum. "Kesmeseler seni. Meyveni seven çoktur hem.”, “Mucize beklemiyordum. Sadece bir teselli işareti. Belki o an yaprakları daha çok eser, küçük bir ses çıkarır.” 2.öykü, kitabın adı da olan Bakılmayan Pencere. Hani kimsenin oturmadığı koltuklar, sandalyeler; kimsenin bir kere alıp denemediği elbiseler, tezgâhta çürümeye yüz tutmuş meyve sebzeler olur ya bakılmayan pencere de
Edebiyat
Bakılmayan PencereTuba Karatop · Şule Yayınları · 202517 okunma