… ve şımdıye kadar şükür yapmadaki eksiklerini anlar ve o zaman görür ki, veren de, alan da, zarar ve faydayı sağlıyan da Cenâb-ı Hak imiş ve Allah bir kuluna iyilik ihsân etmeyi murad etse ona, takva ve ibadet elbisesini giydirip süsler ve üstün derecelere çıkarıp, huzuruna girmeğe yakışır bir hale sokar
Sayfa 337·Kitabı okuyor
Din
Kanuni Sultan Süleyman, asrının efendisi olmaya koşuyordu. Türkiye'nin hudutları, Atlas Denizi'nden Kafkas Denizi'ne kadar 2.600.000 kilometre dahilinde genişleyecek, Türk orduları Almanya İmparatoruna, Macaristan kralına ve İran şahına baş eğdirtecek, Fransa kralını esaretten kurtarıp krallar ve prensler esir edecekti. Barbaros Hayrettin, Turgut ve Piyale paşalar Akdeniz'de, Seydi Ali ve Murad reisler Hint Denizi'nde dolaşacaklar, Bağdat ve Viyana surlarının önünde Türk kılıçları şakırdayacak ve Türk atları kişneyecek idi. Roma, Siraküza ve Persepolis müstesna, alem-i kadimin bütün büyük medeniyet merkezleri: Kartaca, Menfis, Tir, Ninova, Babil, Palmir, İskenderiye, Kudüs ve Atina Türkiye haritasının içine yazılacaklardı. Ve, devrini eserlerinde hülasa edecek olan bir sanatkar, Sinan, granitten, mermerden, demirden ve çiniden kelimelerle bu Türk zafer ve ihtişamının, bugün bile karşılığında gaşi olduğumuz destanını yazacaktı.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Humeynî - İran - Şia
Son olarak Humeynî ve bugünkü İran hakkında kısa ve umûmî bir değerlendirme ile bahse son verelim: Hiç şüphesiz, Humeynî Hareketi'nin ve bugünkü İran idarecilerinin icraatlarında takdir edilecek cihetler vardır. Bunlar, tesettüre riâyet olunmasını sağlamaları, İslâm'ın haram kıldığı davranışları fiilen ve kanunen yasaklamaları gibi şeylerdir. Ancak onların yanlışları yanında, bunlar, devede kulak kalmaktadır. Bu yanlışları şöyle sıralayabiliriz: 1-Propagandalarında her vesîle ile: "-Mezhepçilik yapmıyoruz. Mezhep önemli değil, önemli olan İslâm'dır!" derler. Derler, amma mezhepçiliği, Humeynî Hareketi'nden sonra kabul ettikleri anayasalarına koymuşlardır. Sünnîlerin İran'ı idâre hakkı olmadığını, anayasa ile tescil etmişlerdir. İran'dan başka hangi ülke anayasasında mezhebe yer vermiştir?! Hem anayasa ile mezhepçilik tescil edilecek, hem de mezhepçilik yapmıyoruz diye propaganda yapılacak!.. Bu, bir tezat değil mi?! 2-Humeynî ve bugünkü İran idarecilerine göre, Kur'ân değiştirilmiştir. "Asıl Kur'ân, "Mushaf-ı Fatımadır ki, şimdi mevcud olan Kur'ân'ın üç misli idi." derler. "Cebrail'in Hz. Peygamber'e getirdiği on yedi bin âyetti. " iddiasında bulunurlar, "Bakara Sûresi'nin 23. âyetinde "Hz. Ali"nin adı vardı." diyorlar. "Asıl Kur'ân'da Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in isimlerinin mevcud olduğunu, bunların Hz. Osman tarafından çıkarıldığını" söylerler. Şöyle diyen olabilir: "-el-Kâfi'de böyle yazılı olabilir. Ama Humeynî, böylesi sapık iddiaları kabul etmemiştir. Gerçek böyle değildir!.. Bütün şiîler, Buhârî, Müslim gibi sahih hadis kitaplarını kabul etmezler, ama en kuvvetli mercîlerden biri olarak "el-Kâfi"yi görürler. Humeynî de bu kitabı bizzat kaynak olarak göstermektedir. 3-İmamlarını, peygamberlerden ve mukarreb meleklerden üstün
Sayfa 218·Kitabı okuyor
Din
Müneccimden III. Murad'a kuyrukluyıldız brifingi 2
"Böyle bir şey on iki bin yıl evvel bir kere olmuş ve Nuh tufanını getirmiştir efendimiz, göklerde gördüklerimiz öyle olmayacaktır. Endişe buyurmayınız ki, dolandıkları yörüngelerden dünyamıza ulaşasıya kadar çoktan eriyip yok olurlar. Semada ve feleklerde bunlardan çok olur. Lakin biz hepsini göremeyiz. Hepsi dakikalar içinde toprağa döner. Yani ki göklerde köşeli veya kuyruklu bir şey olmaz. Biz onları kuyruk gibi görürüz. Yıldızlar ve seyyareler feleğine uyup döndükleri için yörüngelerinde sabit, kendi eksenleri etrafında döndükleri için de müdevver ve değirmidirler. Zuzeneplerin kendine mahsus uzun yolları ve belli kaideleri vardır, feleğin içinde kimi durup kimi batar, kah görünür, kah kaybolurlar."
Alıntı
Cem Sultan 22 Şubat 1495'de Napoli'ye vardığında kanındaki zehir bedenini sarmıştı bile.İki gün sonra,24 Şubat 1495'de henüz 36 yaşında hayata veda etti.Kral,cansız bedenini son sadık hizmetkarlarının gözetimi altında gerekli onurlarla önce Gaeta'ya defnettirdi. Napoli Kralı II. Frederik daha sonra özel talep üzerine Cem Sultan'ın cenazesini,talihsiz kardeşinin son isteğini yerine getirmek için kendini Bursa'da II. Murad'ın türbesinde defnettiren Sultan Bayezid'e teslim etti.
Sayfa 354·Kitabı okuyor
Alıntı
İkinci Murad, 1448'de II. Kosova Savaşı'nı kazanarak Balkanlar'da Osmanlı hakimiyetini pekiştirmişti. Sultan bir gün Edirne'de bugünkü Sarayiçi'nde dolaşmaya çıkmıştı. Dolaştıktan sonra saraya dönerken köprü başında oturan Hacı İsa Dede isimli bir derviş "Hey Sultan Murad Han, günahlarına tövbe eyle. Zira, vaden yakındır" dedi. Sultan Murad dervişin bu sözlerini duyunca yanında olan Sarıca Paşa'ya dönerek, "Sen şahit ol. Ben günahlarıma tövbe ettim" dedi ve sonra yine İshak Paşa'ya "Şu derviş kimdir, bilir misin?" diye sordu. Paşa, "Sultanım, bu derviş Bursa'da Emir Sultan müridlerindendir" diye cevap verdi. İkinci Murad, sarayına girdikten sonra baş ağrısına tutuldu. Üç gün yattıktan sonra dördüncü gün 2 Şubat 1451'de kulağına "Rabbine dön!" sesi erişti ve Hakk'ın rahmetine kavuştu.
Tarih