Çağdaş Norveç Edebiyatı’nın yeni ve özgün seslerinden Vigdis Hjorth, “Miras”la, bir kadının çocukluk travmalarıyla örülmüş, son derece rahatsız edici, yıkıcı bir roman. Rahatsız edici dediğime bakmayın, sanatın her türlü dalında karşındaki kitleyi huzursuz edebilmek büyük bir başarıdır. Kaygılandırmak, düşünmeyi de beraberinde getirir aslında ve tuhaf şekilde sanat dalındaki bu huzursuzluklar beni mutlu eder.
Hjorth’un yazım tekniği, çok sıradan bir konuyu üst seviyeye taşımış kesinlikle. Temanın parça parça işleniyor olması, parçalarda bile bölük pörçük şekilde işlenmesi, her anlatışta farklı ayrıntılara yer vermesi beni çok etkiledi. Christopher Nolan’ın “Memento” filmini anımsattı, işleyiş açısından. Aile içi tartışmalar, miras için verilen kavgalar, kardeşlik ilişkileri, ebeveyn çıkmazları ve mükemmel iç sorgulamalar.
Karakterlerin hepsinin 50 yaş ve üzeri olması da ayrı bir güzellikti bana göre. Kendi gözlemime göre, çağdaş edebiyatta orta yaş, olgun, yaşlı başkarakterlere rastlamak iki parmağın sayısını geçmiyor maalesef. Bergljot üzerinden koca bir neslin yaşantısı, Norveç’in toplumsal yapısına dair ayrıntılar, Freduyen ve Jung’cı bakış açısına dayalı saptamalar göz dolduruyor. Unutmadan, kitabı okumadan önce mümkün mertebe spoiler içeren yorumlara bakmadım ve bu sayede ortalarında kafama balyoz yedim adeta. Sizlere de bunu öneriyorum. Miras, Seneler’le birlikte 2020’de okuduğum en iyi kurgu eserlerden biri! Sakın ıskalamayın!