"Davetine icabet ettik. Uzun yolları kat edip memleketine girdik. Padişahların ellerindeki toprak onların nikahlısı gibidir. Yiğit olanlar ona kendisinden başkasının el sürmesine müsaade etmezler. Günlerdir ülkende dolanıyorum fakat senden bir haber yok. Askerimden korkuyorsan, 40 binini ayırıp Sivas'la Kayseri arasında bıraktım. Daha ne yapayım? Düşmana mürüvvet ancak bu kadar olur. Hâlâ da saklanıp gözükmeyeceksen erlik sana haramdır. Bundan sonra miğfer yerine yaşmak, zırh yerine çarşaf giyip şahlık ve serdarlık sevdasından uzak dur."
Sayfa 109 - Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail’e mektubu·Kitabı okuyor
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
1829'da yayımladığı bir fermanla ilmiye sınıfı dışında devlet memurlarının kavuk takıp sarık sarmasını yasakladı. Kamu görevlisi ve ordu mensuplarının başlarına fes takmalarını, setre pantolon ve kaput giymelerini buyurdu. Bu giyim tarzını evvela kendisi tatbik etti, sonrasında bir dizi kontrol gerçekleştirdi. Bununla yetinmeyen sultan devlet dairelerine suretini, yani portresini astırma yoluna gitti. Bu tutum halk arasında "gâvur padişah" olarak anılmasına yol açtı.