227 Sayfa
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 43. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2025 06:16
"Yalnızca yaratmanın, üretmenin sorunları değil, aynı zamanda okumanın, seyretmenin, dinlemenin, izlemenin, anlamanın, kavramanın, değerlendirmenin yolu yordamı benim zihnimi meşgul ettiği kadar okurun da aklını kurcalasın istedim. Ben yazarlık yaşamım boyunca okuruma hep sıra arkadaşım muamelesi yaptım. Benim gördüğüm filmi o da izlesin, benim okuduğum kitabı o da okusun, benim üzerine kafa yorduğum konuları o da düşünsün, hafta sonlarımız birbirine benzesin istedim. "Bir yazarın okudukları, dinledikleri, seyrettikleri, düşündükleri, izlenimleri hakkında bir çift söz etme gereksinimiyle kaleme aldığı irili ufaklı notların, başkalarının yaşamına renk, soluk, canlılık kattığını; onda öğrenmek, izlemek, katılmak, paylaşmak arzusu yarattığını görmek başlı başına bir yazı mutluluğudur. "İyi yazılmış notlarda ayaküstü sohbet etme tadı vardır. Hayat, geçerken birbirine uğramış insanların birbirlerinin kapısına bıraktıklarıyla da çoğalır. Benim bu notlarla yapmaya çalıştığım kısaca budur." — Murathan Mungan Murathan Mungan'ın pek çok konuda aldığı notlardan oluşan bu güzel kitabını okumanızı öneririm. #murathanmungan #MetisYayınları #227sayfa #murathanmungan #murathanmungan
Edebiyat-Düşünce
227 SayfaMurathan Mungan · Metis Yayınları · 2010103 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 07:28
Esendal’ın öykü dünyası üzerinden yerli öykücülüğün köklerine inmek için okunması gereken bir sayı. Okuyanda bir tür iç huzuru uyandıran yazarı hiç tanımayanlar için kapsamlı bir giriş niteliğini haizdir.
Kitap-lık - Sayı 227 (Mayıs-Haziran 2023)Kitap-lık Dergisi · Yapı Kredi Yayınları · 20233 okunma
Reklam
Puan vermedi
Nereden başlayacağımı tam olarak bilemiyorum... İlk önce güzel birşey demek istiyorum bu kitapta "Bu seri, düşmanının yakında dost olacağını ya da dostunun düşman olabileceğini çok güzel bir şekilde vurgulamış, ben bunu beğendim ve bu kitapta da bu vurgu çok iyi bir şekilde geçiyor. İlk önce ilk kitap nasıl bittiyse, ikinci kitap öyle güzel bir şekilde devam ediyor, ilk kitaba göre bu kitaptaki gelişmiş ama şu zaman kavramı beni gerçekten yordu yani örnek veriyorum "kitaptaki 8 ay nasıl geçti abi,?!. Ben orayı hiç anlamadım "zaman kavramı". Sonra, kitap bir yerden sonra çok sıkıcı oldu, kitaptaki merak duygusu fazla ama o merakı giderecek şeyler az, 20 bölümden sonra çok güzel ilerledi, dediğim gibi "Kaybolmuş Ruhlar Sarayı serisi ağır bir fantastik seri değil", bu kitapta üzerinden şöyle birşey, aşk, fantastik, (dediğim gibi ağır bir fantastik değil). Bu Kaybolmuş Ruhlar Sarayı serisi, Fantastik öğenin az olduğu ama aşk yani romantizm ağır bastığı bir seri, ayrıca en az okuma yaşı 16 ya da 17 çünkü içinde fazla anlatılmasa da smut sahne var, hatta diğer kitapta smut ağır basıyordu bu kitaba göre, ve ben şunu hiç sevmedem sevemedim, 227 sayfadaki Ivan söylediği bir cümle "kadınlara ne kadar kötü davranırsanız size o kadar aşık olurlar" bu hiç sevemedim yani nasıl oluyorda böyle bir şey yazılıyor, ama Andre, Rena'ya yaptığı şeylerden dolayı, Ivan bunu demiş olabilir ama bu cümle beni gerçekten rahatsız etti. Bir de Saray entrikaları güzeldi, komik ve gerçekti. Dediğimiz gibi bu kitap, diğer kitaba göre gelişmiş anlatım olarak. Benim sevmediğin şey, zaman kavramı ve Ivan söylediği cümleydi. Sevdiğim şey ise diğer kitaba göre bu kitaptaki duygular gerçekten çok güzeldi. Bu kitap yine okunur yine okunur ama benim bayıla bayıla sevdiğim kitap değildi benim zevkime göre
1000Kitap
Kaybolmuş Ruhlar Sarayı 2Dilara Keskin · Ephesus Yayınları · 20222,260 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 21:25
Merhaba sevgili okur, Nasıl anlatacağımı bilmediğim kitaplardan birisi oldu, Bir Solgun Adam. Dürnev Hanım’ın da dediği gibi “solgun yüzlü” altmışlarında bir adamın alışkanlıklarla bezeli kendi kapalı dünyasının, yer yer soğuk bir mizahla ama çoğunlukla vurucu anlatısı. Mekan tasvirleri ise iç dünyasının yansımaları. Roman beş bölümden oluşuyor. Banka emeklisi Mehmet Taşçı’nın, namı diğer solgun adamın, hayatından bazı kesitlerde, hayatına giren insanlarla olan diyalogları ve sürüklenişinin okuyoruz. Günlük bölümlerinde Mehmetin’in düşüncelerini ve büyük duyarlılığı içinde hissedemeyişini okurken, diyaloglu bölümlerde de diğer insanların yaklaşımlarını yine Mehmetin’in bakışından okuyoruz. Karakterleri, nasıl olduysa, severken garipsedim. Aslında normal hayatın olağan insanları ama görmeye alışık olmadığımız yönlerinin gözler önünde olmasıyla etkileyiciydi her biri. Abdullah Bey, Rüştü Bey, Nevin, Gülümser, Pembe, Nail, Sadık Bey, Zekiye, hepsi. En tutarlı ve tanıdık gelen karakter Dürnev Hanım olabilir. Beni derinden etkileyen isim Nevin oldu. Hikaye öyle bir noktaya geldi ki kendimi ondan özür dilerken buldum. Asla oldurulamayan, müzede dahi “resimleri yan yana asılmayacak” olan… “Olamazdım Senle” şarkısının vücut bulmuş aşkıydı onlarınki. Belli bir zaman kadar şehir hayatında sürüklenen Mehmet’in taşraya kaçışı korkular üzerinden anlatılıyor. Bu yolculuk, yarın her ne getirecekse kabule her an hazır olunan bir yolculuk. Hayatın belli kesitlerini 227 sayfalık romana sığdırıp , 60 yıllık bir ömrü tek paragraf ve 20 satırda anlatması da üzerine uzun uzun düşündürdü, kitaptaki hemen her düşünce gibi. Selçuk Baran’a büyük ayıp ediyorum ama benzetmeden de durmadım. Oğuz Atay’a üslup ve anlatım yönünden çok benzettim. Belki de bu benzetişim çağdaş yazarlar
Bir Solgun AdamSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20101,159 okunma
Karanlık Bir Nostalji - Düzensizliğin İçindeki Düzen
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2026 00:00
"Geçmiş, hüzün ve edebiyat - beni sadece ağırlığı olmayan bu üç balina ilgilendiriyor." (s.227) Hüznün Fiziği'ni tek bir türe -romana- indirgemek (her ne kadar yazar bu konuda mütevazi olsa da) büyük haksızlık kanaatimce. Çünkü metinde tarihî, bilimsel, mitolojik ve folklorik onlarca ögeye rastlıyorsunuz. Anılarla, tarihi gerçeklerle ve gelişmelerle, mitlerle ve sosyolojik tespitlerle bezenmiş bir kitap var karşınızda. Dil ve anlatımı ise tek kelimeyle şahane. Kendisinin de dediği gibi hikayenin veya geçmişin yan koridorlarında -labirentlerinde- dolaşırken kaybolmuyor, Ariadne'nin ipliği misali, kelimelerin peşine takılıp yolunuzu buluyorsunuz. Bazen birinci tekil, bazen de üçüncü tekilde konuşuyor yazar okuyucuyla. Bunun sebebini ve neden klasik öykü tarzını tercih etmediğini de şöyle açıklıyor: "Hâlâ hayatta olduğumdan emin olmak için birinci tekilde yazıyorum. Sadece kendi benliğimin yansıması olmadığımdan, üç boyutlu olduğumdan ve bir bedene sahip olduğumdan emin olmak için üçüncü tekilde yazıyorum. Bazen bir bardağı itiyorum ve düşüp kırıldığını keyifle not ediyorum. Demek hâlâ varım ve sonuçlara neden olabiliyorum." (s.225) "Klasik öykü, üzerine her taraftan yağan olasılıkları hükümsüz kılmaktadır. Dünya sınırları belirlenmeden önce, paralel anlatı ve koridorlarla doludur. Tüm olası çıkışlar sadece tereddüt ve kararsızlıklarla oyalanır. Belirlenemezlik ve belirsizlikle dolu kuantum fiziği bunu kanıtlamıştır." (s.226) Düz bir çizgi üzerinde ilerleyen, başı sonu belli olayların anlatıldığı kurgu severlerin pek hoşlanmayacağı türden bir kitap kısacası. Hüznün Fiziği'nin anlatımı için "düzensizliğin içindeki düzen" demek yanlış olmaz diye düşünüyorum. "Ben geçmiş satın alan bir kişiyim. Öykü tüccarı." (s.174) Literatürde "karanlık nostalji"
Hüznün FiziğiGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 20171,479 okunma
Hissetmeyi ve bilmeyi birleştirebilmiş bir kişilik
7/10
·283 syf.··
2025 17. kitabı
Tekrardan merhabaalar:) Bugün 17. kitabımı da okudum. Oğuz Atay'dan okuduğum ilk eserdi. Açıkçası daha önce uzun uzun biyografi okumuş değildim, daha doğrusu biyografi kitabı okumuş değildim. O yüzden benim için iyi bir deneyim oldu. Neyse, incelemeye geçelim. Arkadaşlar bu kitap Mustafa İnan adındaki bir mühendisin hayat yolculuğunu anlatıyor. Kitap, kıyıda köşede kalmış bir eser değil, o yüzden eğer mâlumat elde etmek isterseniz kitap hakkında okuyabileceğiniz birçok yazı bulabilirsiniz. Fakat beni kitapta etkileyen bir yöne değinmek istiyorum. Mustafa İnan, pozitivist biri değil. Özellikle edebiyata olan düşkünlüğü çok kıymetli. Ayrıca kelime tahliline dair her şeyi çok seviyor. Maddede kaybolmamayı ve hayatı her yönüyle yaşamayı tavsiye ediyor bizlere. Anlamaktan ve hissetmekten bahsediyor. Sanki o günden bu günleri görmüşte eksik yanlarımızı tamamlaya çalışır gibi. Mutlaka okunmanızı öneririm. Özellikle storytel'deki beyefendi harika seslendirmiş kitabı. Güncel listem Türk Edebiyatı Okunanlar: 1. Çocukluğumun Soğuk Geceleri - Tezer Özlü (65 sayfa) 2. Efsuncu Baba - Hüseyin Rahmi Gürpınar (84 sayfa) 3. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Peyami Safa (112 sayfa) 4. Yılkı Atı - Abbas Sayar (112 sayfa) 5. Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali (160 sayfa) 6. İntibah – Namık Kemal (164 sayfa) 7. Aylak Adam - Yusuf Atılgan (192 sayfa) 8. Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali (250 sayfa) 9. Araba Sevdası - Recaizade Mahmut Ekrem (264 sayfa) 10. Karartma Geceleri - Rıfat Ilgaz (264 sayfa) 11. İçimizdeki Şeytan - Sabahattin Ali (267 sayfa) 12. Eylül - Mehmet Rauf (268 sayfa) 13. Yılanların Öcü - Fakir Baykurt (280 sayfa) 14. Bir Bilim Adamının Romanı - Oğuz Atay (283 sayfa) 15. Mücella - Nazan Bekiroğlu (344 sayfa) 16. Gün Olur Asra Bedel – Cengiz Aytmatov (417 sayfa) 17. Aşk -
Bir Bilim Adamının Romanı: Mustafa İnanOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202020,5bin okunma
Reklam
Reklam