Nereden başlayacağımı tam olarak bilemiyorum...
İlk önce güzel birşey demek istiyorum bu kitapta "Bu seri, düşmanının yakında dost olacağını ya da dostunun düşman olabileceğini çok güzel bir şekilde vurgulamış, ben bunu beğendim ve bu kitapta da bu vurgu çok iyi bir şekilde geçiyor.
İlk önce ilk kitap nasıl bittiyse, ikinci kitap öyle güzel bir şekilde devam ediyor, ilk kitaba göre bu kitaptaki gelişmiş ama şu zaman kavramı beni gerçekten yordu yani örnek veriyorum "kitaptaki 8 ay nasıl geçti abi,?!. Ben orayı hiç anlamadım "zaman kavramı". Sonra, kitap bir yerden sonra çok sıkıcı oldu, kitaptaki merak duygusu fazla ama o merakı giderecek şeyler az, 20 bölümden sonra çok güzel ilerledi, dediğim gibi "Kaybolmuş Ruhlar Sarayı serisi ağır bir fantastik seri değil", bu kitapta üzerinden şöyle birşey, aşk, fantastik, (dediğim gibi ağır bir fantastik değil). Bu Kaybolmuş Ruhlar Sarayı serisi, Fantastik öğenin az olduğu ama aşk yani romantizm ağır bastığı bir seri, ayrıca en az okuma yaşı 16 ya da 17 çünkü içinde fazla anlatılmasa da smut sahne var, hatta diğer kitapta smut ağır basıyordu bu kitaba göre, ve ben şunu hiç sevmedem sevemedim, 227 sayfadaki Ivan söylediği bir cümle "kadınlara ne kadar kötü davranırsanız size o kadar aşık olurlar" bu hiç sevemedim yani nasıl oluyorda böyle bir şey yazılıyor, ama Andre, Rena'ya yaptığı şeylerden dolayı, Ivan bunu demiş olabilir ama bu cümle beni gerçekten rahatsız etti. Bir de Saray entrikaları güzeldi, komik ve gerçekti. Dediğimiz gibi bu kitap, diğer kitaba göre gelişmiş anlatım olarak. Benim sevmediğin şey, zaman kavramı ve Ivan söylediği cümleydi. Sevdiğim şey ise diğer kitaba göre bu kitaptaki duygular gerçekten çok güzeldi.
Bu kitap yine okunur yine okunur ama benim bayıla bayıla sevdiğim kitap değildi benim zevkime göre