2
Ve insanımız İhya okur, Kimya-yı Saadet okur, Nimet-i İs-lâm, Ahmediyye, Reşâhat okur. Velhasıl güzel, pek güzel şeyler okur. Okur ama, yukarıda sözünü ettiğimiz şekilde bilinçli olmadığı için, bu okuduklarından elde ettiği kazançları bir afet gibi silip süpüren televizyonun başından da ayrılmaz, bu okuduklarından elde ettiği kazançların üzerine kara ve habis bir gölge gibi çullanan Tercüman, Milliyet, Hürriyet, Günaydın gibi mukaddesat düşmanı veya tahripçisi yayınları da okur.
1
İslâm’ı iyi bilmek, onu yaşamak için, onu yaşatmak için, onu tebliğ etmek için, onu savunmak için ve nihayet onun uğruna ölmek için gerekli bize.
İnsanımız “Namaz Hocası” okur. Mevzuları daha teferruatlı ele alan, “İlmihal”ler okur. Bizler için muhakkak ki en başta okunması gereken ve ölünceye kadar tekrar tekrar okunması gereken kitaplar ilmihallerdir.
Akrabalarımla bir türlü geçinemezdim. Yaşça kendimden çok büyük olan akraba çocuklarını bile yıldırmıştım. Binde bir içimde bir sevgi dalgası kabaracak olursa bu da ayrı bir felaketti, insan gibi sevmeyi, sevdiğimi güzel güzel okşamayı öğrenmemiştim. Sevdiği m insanın üstüne bir canavar yavrusu gibi atılır, kulaklarını ısırır, yüzünü tırmalar, tartaklaya tartaklaya şaşkına çevirirdim.
Başımızın ucunda, tâ uzaklara kadar sıralanarak ötüşen ağustos böcekleri, bütün Erenköyü’nü uzun bir ses zinciriyle çeviriyordu. Sıcak bir rüzgâr. Sanki ilkbahardan yaza geçilen mevsim çizgisinin üstündeyiz, etrafımızda gizli bir coşkunluk var.