Ey Muhammed! (s.a.s) Sen Allah'ın davetini tebliğ için gönderdiği peygamberlerdensin. (Bakara 252) و انك لمن المرسلين
Sayfa 289 - İz yayıncılık 2013 (kitap)
Alıntı
"Bakara Sûresi'ni okuyun. Zira onu okumak berekettir." (Muslim, Müsafirûn, 252)
Sayfa 21·Kitabı okuyor
İslam
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yiyecek Savurganlığı ve Minnet Duygusu
30 Ekim 2010 günü, Bologna Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin Last Minute Market oluşumunun hazırladığı "Yiyecek Savurganlığının Kara Kitabı" başlıklı sunumu yapıldı. Bir an için durup, inceleme yapıldığında rakamların faciadan başka bir şey olmadığı anlaşılıyor. Tarımda 17775 586 tonluk yiyecek yani bütün ülkenin bir yıl boyunca tükettiği miktarın aynı israf ediliyor. Bunun yanı sıra üretici firmalar her yıl 75 bin ton tarihi geçmemiş ürünü piyasadan çekiyorlar ve bunun sadece %4,4'ü gereksinmesi olan insanlar için kullanılıyor. Sanayi 2 161312 ton ürünü çöpe atarken, ayrıntılı dağıtım sırasında da 244 252 ton çarçur ediliyor. Tabii en sonda da aileler yer alıyor: Her yıl 515 avroluk alışveriş çöp kutusunu boyluyor. Bir ton 1000 kilo olduğuna göre, 17775586 ton meyve ve sebzeyi hangi formda gözümüzde canlandırabiliriz? Bir saray, bir tepe, bir dağ yüksekliği olarak mı? İlk tepki isyan oluyor: Savurganlık, sefalete, böylesine acımasız dünyada hayatlarını sürdürmekte zorlanan insanlara hakaret adına isyan, ama bu rezilliğin arkasında saklanan ve geri dönmemizi çok zorlaştıracak başka bir şey gizleniyor. Bunun farkına varmamak, ekim yapmanın, ürünü büyütüp toplamanın ne demek olduğunu anlamamak için insanın gözlerinin ve zihninin grafiklerle, sayılarla, kuramlarla kararmış olması gerekir.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
İki türlü bakmak ve anlamak vardır; biri, Allah’a göre bakmak, diğeri de kendimize, aklımıza, nefsimize veya başkalarına göre bakmak ve anlamaktır. Allah’a göre dünya hayatı imtihan yeri, ebedi hayatı kazanma yeridir; yani dünyadayken sürekli ahirete bir şeyler göndermemiz gerekir ki ahireti kabul etmiş olabilelim. Aksi takdirde ahiret için çabamızın, gayretimizin, derdimizin olmayışı ahirete iman etmediğimizi, ahiret gününe karşı emin olmadığımızı gösterir. Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “Fatiha, Kur’an’ın anasıdır, özüdür”(Darekutni, Salat, Babu Vucubi Kıraati Bismillah, Buhârî, Tefsîrü'l-Kur'ân, 1; Fezâilu'l-Kur'ân, 9) buyurmuştur. Kur’an, Fatiha’yı tefsir eder. Kur’an’ı baştan sona okuduğumuzda öz itibarı ile anlattığım Fatiha’yı tefsir ettiğini hep beraber görürüz. Öyleyse Fatiha’yı bilen biri; “ben Kur’an’ı bilmiyorum” diyemez. Aynı şekilde Allah ayet-i kerimede Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’e hitaben; “(Kıyamet günü) Seni ve sana iman edenleri bu kitaptan sorumlu tutacağım”(Zuhrûf /44) buyurur. Allah seni kitabından sorumlu tutar. Eğer Fatiha’yı biliyorsan “Kur’an’ı bilmiyorum” diyemezsin; çünkü Fatiha, Kur’an’ın özüdür, özetidir. Bu yüzden anlattığım gibi Kur’an’ı özet olarak bilirsin. Allah, Fatiha Suresi’ni sana günde yirmi sefer, kırk sefer boşuna tekrarlatmıyor! Namaz kılanlar günde sadece farz namazlarında yirmi veya sünnetlerle kırk sefer Fatiha’yı okur; yani Kur’an’ı okur. Eğer günde yirmi veya kırk sefer Fatiha’yı okuyorsan o halde Kur’an’a uyman gerekir. Hem namaz kılıp Fatiha’yı okuyacaksın; yani Kur’an’ın özetini okuyacaksın hem de tersini yapacaksın! Böyle yaparsan Kur’an sana lanet eder. Bu nedenle Resulullah (s.a.v.) Efendimiz; “bu Kur’an Kıyamet günü ya şefaatçidir ya da davacıdır”(Müslim, Müsâfirîn 252. Ayrıca Bkz. Ahmed İbni Hanbel, Müsned
Sayfa 176·Kitabı okuyor
İdealleri ve amaçları sıklıkla hayal kırıklığına uğrasa da, kötümser umut etmekten vazgeçmez (247). Tüm güçlü kader, daha iyi bir gelecek için umut ışınlarını ortadan kaldırmada hâlâ etkisizdir (292). Kötümser, en yüksek ideallerini yerine getirmesinin pek mümkün olmadığını fark etmesine rağmen, elde edebileceği küçük bir şeyle kendisini mutlu etmeyi öğrenir ve kusursuzun, iyinin düşmanı olmasına izin vermez (266-7). Koşullar onu engellese bile sahip olduğu şeylerin değerini bilmeyi ve "en iyisini yapma"yı öğrenir (252). Kötümser her zaman kendi otonomisini sürdürmek, kendinin efendisi olmak için çabalar, kader sıklıkla onu alt etse dahi (387, 415).
Sayfa 464
Felsefe