Bakara 265: Allah'ın rızasını istemek ve içlerindeki (imanlarını) kökleştirip sağlamlaştırmak için mallarını sarf edenlerin durumu da, yüksek bir tepede bulunan, bol yağmur değince ürünlerini iki kat veren veya bol yağmur değmese bile (aynı ürünü vermek için) çisentinin bile yettiği bir bahçenin durumu gibidir. İhlasla yapılan amellerin sevabı da böyledir. Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.
Şarapnel /Taner Kamacı
‘’ Eğer Zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer Mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki Zafer yakındır. (Hazreti Ali) GAZZE’NİN HAFIZASI KIZIL KAPI SEMBOL/ sayfa 265
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Şiddetli bir yağmur yağmasa bile , ona mutlaka bir çisenti vardır..." Bakara 265
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Din
265. Mektup
(El hayru fî mâ sana’ Allahü teâlâ!). Ya’nî Allahü teâlânın yapıp ettiğinde hayr vardır. İnsanlar arasından ayrılmak, uzlet etmek istiyorsunuz. Evet uzlet, Sıddîkların aradığı şeydir. Mubârek olsun! Uzleti isteyiniz! Bir köşeye çekiliniz! Fekat, müslimânların haklarını gözetmeği elden kaçırmayınız! Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem”, (Müslimânın, müslimân üzerinde beş hakkı vardır: Selâmına cevâb vermek, hastalığında dolaşmak, cenâzesinde bulunmak, da’vetine gitmek ve aksırdığı zemân elhamdülillah deyince, yerhamükallah demek) buyurdu. [Bu hadîs-i şerîfi Ebû Hüreyre “radıyallahü anh” haber vermişdir. (Buhârî)de ve (Müslim)de yazılıdır.] Fekat, da’vet ettiği zemân gitmek için şartlar vardır. (İhyâ’ül-ulûm) kitâbında buyuruluyor ki, (Çağıranın yemeği şübheli ise veyâ islâmiyyetin yasak etdiği şey, meselâ ipek sofra örtüsü, gümüş kap ve tavanda, dîvârda cânlı resmi varsa veyâ çalgı çalınıyorsa, oyun, kumar gibi şeyler varsa, o çağrılan yere gidilmez). [Bu yasaklar, (Kimyâ-i se’âdet) kitâbında da yazılıdır]. Böyle yasaklar bulunan yemeğe gitmek harâm veyâ mekrûh olur. Çağıran kimse zâlim ise veyâ Ehl-i sünnet değil ise, fâsık ise, kötülük yapan ise veyâ övünmek için, gösteriş için çağırıyorsa gitmek câiz olmaz. (Şir’a-tül-islâm) kitâbında diyor ki, (Riyâ olarak çağrılan yemeğe gitmemelidir!). (Muhît) kitâbında diyor ki, (Oyun, şarkı, gıybet etmek bulunan ve içki içilen yemeğe oturulmaz). (Metâlib-ül-mü’minîn) kitâbında da böyle yazılıdır. Bu yasaklardan hiçbirisi bulunmayan da’vete gitmek lâzımdır. Bu zemânda, bu yasakların bulunmaması güç oldu. Bundan başka, Fârisî mısra’ tercemesi: Yabancıdan uzlet et, dostdan değil! Talebe kardeşleri ile sohbet etmek, bu yolun sünnet-i müekkedesidir. Hâce Behâeddîn Buhârî “kaddesallahü teâlâ sirrehül’azîz” hazretleri
Mallarını Allah rızasını dileyerek ve içlerinden gelerek harcayanların misali ise tatlı bir yamaçta bulunan, üzerine bolca yağmur yağan, bu sebeple ürününü iki misli veren bir bahçedir; şayet sağanak yağmazsa incecik yağar. Allah yapıp ettiklerinizi görmektedir. Bakara 265 Ayeti kerimede gecen Tesbît kelimesi, bir şeyi sağlamlaştırmak ve kökleştirmek demektir. Buradaki temsil, nefsi şüphe ve tereddütten alıkoymaya yönelik bir benzetme olabilir. Yani onlar, hayır yollarında infak ederken tereddüde düşmekten nefislerini engellerler ve cimrilik düşüncelerine hiç alan bırakmazlar. Bu, Arapların ‘Ayağı sabit kaldı’ sözündeki gibidir; yani ‘tereddüt etmedi, geri durmadı’ demektir. Çünkü nefsi zoruna giden işleri yapmaya alıştırmanın, amellerin yerleşip kökleşmesinde büyük bir etkisi vardır; böylece kişi erdemlere alışır ve bunlar onun sürekli huyu hâline gelir. bakara 265
Komşuluk, namaz ve abdest Ahlakı.. (Asm)
"İzin verilinceye kadar hiçbir Müslümanın bir evin içine bakması helâl değildir. Eğer bunu yaparsa (izin verilmeden içeri bakarsa), içeri girmiş demektir. Bir topluluğa imam olan kişi, namazdan ayrılıncaya kadar cemaati bırakıp da sadece kendisi için dua etmesin. Hiç kimse ihtiyacını giderip hafiflemedikçe tuvalete sıkışmış bir hâlde namaz kılmasın." ( Ebü Davud, Tahåret 43; Tirmizi, Salåt 265; Ahmed b. Hanbel, V, 280; Taberåni, Müsne $$åmiyyin, Il, 163; Beyhaki, es-Sünenü 'I-kübrå, Ill, 129.)