Mürselât Suresi
Rahman Rahim Allah'ın Adıyla 1. Yemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgârlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara, 2. Esip de büküp devirenlere, 3. Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere, 4. Fırka fırka ayıranlara, 5. Öğüt ulaştıranlara/Kur'an'ı ulaştıranlara, 6. Özür yahut uyarı İçin, 7. Ki, size duyurulmuş olan, mutlaka gerçekleşecektir. 8. Yıldızlar silinip süpürüldüğünde, 9. Gök yarıldığında, 10. Dağlar un ufak edilip savrulduğunda, 11. Resuller vakte bağlandığında, 12. Hangi gün için vakte bağlandılar? 13. Ayrım ve hüküm günü için. 14. Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
Sayfa 49 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Kıyamet Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki, 2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim. 3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? 4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz. 5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister. 6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar. 7. Göz şimşek çaktığında, 8. Ay tutulduğunda, 9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde, 10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?" 11. Hayır, yok sığınacak yer! 12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün. 13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da. 14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Sayfa 47 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“Boşansaydınız,” dedim, “o kadar cesaretin yok muydu?” “Sende var mı o cesaret?” dedi. Sesi buz gibiydi. Acının insan ruhuna yayılması için ne kadar zaman geçtiğini o anda anladım. 1, 2, 3, 4… Bende de yoktu o cesaret… 8, 9, 10… Hiç olmadı… 12,13… Ayrılma kararını veren Melek oldu… 16, 17, 18… Ayrılmak istedi, beni ikna etmeye çalıştı, gözyaşlarıma göğüs gerdi, benimle ağladı, daha önce boşanmış olan arkadaşlarıyla yemeğe çıkmamı sağladı, yayınevinden benim için izin aldı, tatile çıkmam için baskı yaptı, ailesiyle konuştu, avukat ayarladı, boşanma terapistinin seans ücretlerini ödedi… 32, 33, 34… en sonunda bir not bırakıp gitti… 41, 42, 43… ve bitti… 50. Elli saniyelik bir şeydi.
Alıntı
"Necip Fazıl'a katılmadığım bir düşüncesi!"
"Bir masumu haksız yere suçlamaktansa, on suçluyu cezasız bırakmayı tercih eden sözde medenî hukuk ölçüsüne karşılık, bütün milleti ölüme sürükleyici tehlike ânında gerekirse 1 suçlu yanında 10 masuma kıyacak kadar sert kanun..." ​ "1970 ile 1980 yılları arasındaki o büyük kargaşa ikliminde söylenmiş bir sözdü bu: 12 Eylül darbesi, suçluyu cezalandırma iddiasıyla gelirken, ne yazık ki kurunun yanında yaşın da yanmasına sebep olmuş, masumların hayatını da acımasızca yakmıştır." Bu çelişkili veya sert durum, İslam hukukunda (Fıkıh) çok net ve üzerinde ittifak edilmiş kurallarla cevaplanmıştır. ​Doğrudan söylemek gerekirse: Metinde savunulan "1 suçlu için 10 masumun feda edilmesi" anlayışı İslam hukuk felsefesine (makâsidü'ş-şerîa) kesinlikle uygun değildir. İslam dini, olağanüstü durumlarda veya devletin bekası gerekçesiyle bile olsa masum insanların kasten feda edilmesini kabul etmez. ​İslam hukukunun bu konudaki temel yaklaşımlarını şu başlıklarla özetleyebiliriz: ​1. Masumiyet Karinesi ve "Şüphe" İlkesi ​Metnin ilk kısmında "sözde medenî hukuk ölçüsü" diye küçümsenen kural, aslında İslam hukukunun en temel sütunlarından biridir. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bu konuda çok net bir hadisi vardır: ​"Ceza vermektense affetmekte (hata etmek), hata ile ceza vermekten daha hayırlıdır. Şüphelerle cezaları düşürün." (Tirmizî, Hudûd, 2) ​İslam hukukçuları bu hadisten yola çıkarak "Beraat-i zimmet asıldır" (Aksi ispatlanana kadar herkes masumdur) ilkesini geliştirmişlerdir. Yani İslam, 10 suçlunun cezasız kalmasını, 1 masumun haksız yere cezalandırılmasına her zaman tercih eder. ​2. Suçun Şahsiliği İlkesi ​Metindeki "1 suçlu yanında 10 masuma kıymak" ifadesi, İslam'ın en katı olduğu "Suçun Şahsiliği" ilkesini tamamen çiğner. Kur'an-ı Kerim'de defalarca şu ayet
Türkive 320 bin ton nişasta bazlı şeker ile 27 ülkeden olusan AB'nin üretiminin yüzde 40'ını tek başına üretiyor. Korkunç bir rakam bu! Oysa bu - Almanya'da 56 bin ton... - İspanya'da 53 bin ton.. - İtalya'da 32 bin ton... Dünya devi Cargill Türkiye'ye niye geldi sanıyorsunuz.. Dünyanın en büyük "mısır şurubu' (HFCS) üreticisi, ABD Dünya mısır şurubu / HFCS üretiminin yarısından fazlası ABD gerçekleştiriyor. İtibarıyla... ABD'nin, küresel şirketleri kimyasal şekeri Türkiye gibi yeni pazarlara sokmak istedi Türkiye, nişasta bazlı şeker /mısır şurubu için "şeker cehennemine" dönüştürüldü. Bazı rakamlar vermeliyim Cargill için 2001' de izni çıkan nişasta bazlı sekerin Türkiye'de genellikle mısırdan üretildiğini belirttim. Bu nişasta bazlı şeker mısır şurubu, Türkiye'de mısır üretimini patlattı: 2002 yilnda 2.1 milyon ton olan mısır üretimi.. 2015 yilında 6.4 milyon tona ulaştı Bunun 1.3 milyon tonu tatlandırıcı üretiminde kullanliyor. Yetmiyor, Türkiye mısır ithal ediyor. 2006 yılında 30 bin 506 kilo olan mısır ithali, 2015 yılında 1.7 milyon tona yükseldi.
Sayfa 98·Kitabı okudu
Alıntı
1+ 2 = 3 4 + 5 + 6 = 7 + 8 9 + 10 + 11 + 12 = 13 + 14 + 15 16 + 17 + 18 + 19 + 20 = 21 + 22 + 23 + 24 25 + 26 + 27 + 28 + 29 + 30 = 31 + 32 + 33 + 34 + 35 Hangi örüntüleri görüyorsunuz?