Büyük Konstantin, Roma'mn ilk Hıristiyan imparatoruydu ama Hıristiyanlığı kabul eden ilk devlet Roma değil, 301 ila 314 yılları arasında Hıristiyanlığım ilan eden Ermenistan'dı.
Başa tutturuldu
Madun küstahlığı, yani egemene öykünerek onun düşünce, davranış biçimlerini ödünç almak ve bunu hem abartılı hem de "tam uymamış" bir biçimde geri yansıtmak, zaman zaman acıklı, ama zaman zaman da tehlikeli sonuçlar doğurur. Mahallenin kabadayı ve bileği güçlü delikanlısının zorbalığı tanınabilir ve bununla mücadele edilebilir; ancak daha tehlikeli olan aynı mahalledeki çelimsiz, kavruk oğlanın durmadan dayak yese bile vazgeçmediği, peşinizden dolaşarak bir yandan ağlayıp sümüğünü çekme bir yandan da galiz küfürler savurma tavrıdır. İlki açık bir düşman olarak tanınabileceği için tedbir almak, meydan okumak ve en sonunda dayanışma yoluyla alt etmek mümkündür; ikincisi ise sonunda mutlaka sizi arkadan vuracağı için karşısında durmak daha güçtür. Hrant Dink'in katledilmesinde karşımıza çıkan tabii ki bu ikinci tür küstahlıktır: Küstah madun küstah egemene kızar, ondan nefret eder, fakat onunla doğrudan karşılaşmaya cesareti olmadığı (ya da böyle bir karşılaşmanın koşulları oluşmadığı) için şuursuz bir yer değiştirme mekanizması ile başka bir hedefe yönelir. Egemenin dilini ve ideolojisini ondan daha abartılı bir biçimde benimseyerek onun düşman olarak işaret ettiği hedefin "kafasına sıkar"; arkadan, kalleşçe. Egemenin saldırı biçimi ise 301. maddedir: Mahkemede kendinizi savunabilirsiniz, ya da yerel ya da ulusaşırı bir dayanışma içinde bu maddenin değiştirilmesi, kaldırılması için mücadele edebilirsiniz; örgütlenebilirsiniz. Arkadan "kafaya sıkan" küstah maduna karşı ise savunma, dayanışma şansınız çok daha azdır. Ancak, a posteriori, meydanlarda "Hepimiz Hrant'ız, Hepimiz Ermeniyiz!" diye haykırabilirsiniz ki bu da katilin (zaten hayattan umabileceği en iyi şey olan) hapishanede bir kahraman ve dışarıda da diğer küstah madun adayları için bir rol modeli olmasını
186-187
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
(4641)- Muâz İbnu Enes el-Cühenî radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: ​"Kim sabah namazından çıkınca, iki rek'atlik kuşluk namazını kılıncaya kadar hayırdan başka bir şey söylemeden namaz kıldığı yerde oturur beklerse, Allah onun günahlarını, denizin köpüğü kadar çok da olsa bağışlar." (Ebu Dâvud, Salât 301, (1287).)
Sayfa 226·Kitabı okudu
Alıntı
Özellikle namazda çok gelir. Vesvese imandandır ASM
Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre, sahâbîler "Ey Allah'ın Resûlü! Bizler nefislerimizde konuşmayı ağır bulduğumuz şeyler hissediyoruz Bizde gün görmemiş bazı duygular var” dediler. Allah Resûlü "Gerçekten öyle şeyler hissediyor musunuz?” diye sordu. "Evet, hissediyoruz” dediler. Bunun üzerine Allah Resûlü "İşte bu, apaçık imandır” buyurdu. ( Müslim, Îmân 209; Ebû Davud, Edeb 108; Nesâì, es-Sinenül kübra, VI, 170: Ahmed b. Hanbel, 11, 397, 441; Ebû Ya'lâ, Müsned, X, 321, 330; Ibn habbàn, sahìh, l, 358, Beyhakî, $uabu 'I-îmân, I, 301)
kabe
"Bir gün Haccac mancınıkla taş atarken bir taş Kâbe'nin evinin üzerine düştü. Hemen o saat güneş bulutta tutuldu ve karanlık oldu. Ve yıldırım indi, mancınığı ve atanları yaktı. Halk korktular. Dilediler ki mancınığı bırakıp geri dönerler. Haccac bedbaht dedi: "Korkmayın, Hicaz memleketinin adeti böyledir. Her vakit yıldırım ve saika olur. Bugün sizi yaktı, yarın onları yaksa gerektir. Halk onun sözüne inanmayıp dönmeye hazırlandılar. Haccac' kendi eli ile mancınık atardı. Ve halkı göçük getirip mancınık attırdı" (Tarih-i Taberi Tercemesi, c.3, s.301). Görüldüğü gibi çıkarları tehlikeye girdiğinde, halka "Allah'ın evi" diye yutturdukları Kabe'yi bile yakmaktan, beş temel tarzdan biri olan Hacc'ı engellemekten en küçük anlamda çekinmemektedirler. Yıldırımın, Güneş tutulmasının "Allah'ın alametleri" olduğu safsatasına da prim vermemekte, aksine bunun doğasal bir olay olduğu ve kendine atfedilen evin yakılması sırasında bile varlığını gösterebilecek bir tanrının gerçekte olmadığının bilincinde davranmaktadırlar. Gerçekte onların bir tek Kabe'si vardır, ki o da halka tahakküm edebilecekleri araç olan iktidardır. Kıssadan hisse .. günümüz Şeriatçı siyaset önderlerinin söylemlerine karşı uyanıklık istismar edilmemenin zorunlu gereğidir!
Allahın rahmeti yerde ve göktekilerden daha çok, sadece ihlas.
"Bir zamanlar bir kişi yolda yürürken aşırı derecede susadı. Bu sırada bir kuyu bulup kuyuya indi ve su içti. Sonra da kuyudan çıktı. Bu sırada bir köpeğin dilini çıkarıp soluduğunu ve susuzluktan nemli toprağı yaladığını gördü. 'Bu köpek de aynı benim gibi aşırı derecede susamış' dedi ve kuyuya indi. Ayakkabısına su doldurup ayakkabısını ağzına alarak kuyudan çıktı ve köpeğe su verdi. Allahu Teâlâ (bu hareketinden dolayı) ondan razı oldu ve onu bağışladı. Sahâbîler "Ey Allah'ın Resûlü! Hayvanlardan dolayı da sevap kazamr mıyız?” diye sordular. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem "Canı olan her varlıktan (ona yapılan iyilikten) dolayı sevap vardır” buyurdu. ( 324 Buhârî, Müsâkât 9, Mezâlim 23, Edeb 27; Müslim, Selâm 153; Ebû Davud, Cihâd 44; Màlik, Slfatu'n-Nebî 23; Ahmed b. Hanbel, 11, 375, 517•, ibn Hibbân, sahîh, 11, 301•, Beyhakî, esSünenü'l-kübrâ, IV, 185, VIII, 14.)
Sayfa 203·Kitabı okudu