Londra görüşmeleri esnasında Büyük Devletler tarafından öne sürülen teklifleri Yunan temsilcilerinin kabul etmemeleri Anadolu'daki harbin bir Türk-Yunan Mücadelesi şekline girmesini intac edeceği büyük devletlerin sorumluluğunu üstlenenler tarafından beyan edilmişti. Filvaki, İngiliz resmi makamları tarafından 27 Mart tarihli İstanbul gazeteleri ile neşrettirilen bir beyannamede İngiliz Hükumeti'nin takip ettiği tarafsızlık siyasetine uygun olarak General "Sir Harding"i Birinci Yunan Fırkası Kumandanlığı'ndan çektiğini ilan etmiş, İtilaf Devletleri yetkililerinin yukarıdaki beyanından bizde oluşacak yanlış zannı teyid ve takviye maksadına mübteni idi. İngiliz Hükumeti bize karşı bu muğfil beyanatta bulunurken diğer taraftan Yunan Ordusu geri hizmetlerinin İngilizler tarafından yapılmasına ve huduttan uzak mıntıkalardaki Yunan garnizonlarının İngiliz kıtaları tarafından değişimine müsaade etmiş ve bu suretle serbest kalan Yunan ordusunu bütün mevcuduyla Kral Kostantinin dokuz günden beri aleyhimize açtığı şiddetli taarruza katılmaya imkan bulmuştur. Nitekim İzmit'te bulunan Yunan Manisa Tümeni genel taarruzun arifesinde bir İngiliz Tümeni tarafından değiştirilmiş ve adı geçen Yunan Fırkası bu suretle gerisi İngilizler tarafından emniyet altına alındığından dolayı Geyve Geçidi'ne ve Kocaeli Yarımadası'na taarruz edebilmiştir. İşte, hükumetinizin ve memurlarının tarafsızlık beyanatını takip eden vakalar bunlardır.
Çanakkale Boğazı'nın İngiltere Filosu'na açılmasını müteakip nefrete değer bir surette parçalanan Mondros Mütarekenamesi'nden, İzmir'in işgalinden ve bunu takip eden çeşit çeşit işkence ve fenalıklardan, İstanbul'un işgali ve Meclis-i Mebusan'ın kapanmasıyla Türk vatanperverlerinin sürgün ve memleketlerinden yollanması ve nihayet 1920 senesi Nisanında Damat
İnsanın kendi içinde var olan bilge kişiliğiyle tanışması, yaşamış olduklarının en kötüsünün aslında başarısızlıklarla yüzleşmek değil bir zamanlar başarı olduğunu düşündüğü şeylerin aslında büyük başarısızlıklar olduğu gerçeğiyle yüz yüze gelmesi ve bu anlamda yaşamını yeniden gözden geçirmesidir.
"Meydan kazanı kuruldu,
Bebekleri kaynatıldı;
Gün görmedik hanımları,
Süngü ile oynattılar!"
Adana'nın Saimbeyli İlçesi'ndeki Ermeni vahşetini anlatan yukarıdaki dörtlük, devlet çöktükten sonra Türk Milleti'nin başına gelen sonsuz felâketlerin şiirsel ifadesini özetlemektedir. Fransız İşgal Kuvvetleri'nden cesaret alan Ermeniler kendilerine vaadedilen toprakları ele geçirmek için bir sabah erkenden kalkıp, 900 yıllık komşularını öldürmeye başlarlar. Kadınlar ve genç kızlar, silah zoruyla getirilip Hükümet Konağına doldurulur. Çocuklar ve bebekler analarının kucaklarından alınıp, kazanlarda pişirilir, sonra tepsilere dizilerek analarının önüne konulur. Yukarıdaki ezgi, Melek Hatun adındaki bahtsız bir Türk kadının kızıl Afife için yazdığı 20 dörtlükten biridir. Aynı ilçeden bir görgü şahidi, Kürt Genco'nun nasıl öldürüldüğünü, değerli araştırmacı Cezmi Yurtsever'e şöyle anlatmıştır:
"... Genco başçavuşu yakaladılar. Hükümet Konağı'nın olduğu meydana getirdiler. El ve ayaklarını bir çınar ağacına çiviyle bağladılar, (yâni el ve ayaklarından ağaca çakılılar) Başaşağı, koyun yüzer gibi derisini yüzerek öldürdüler."
İnsanı ürperten bu vahşet sahneleri hemen hemen Anadolu'nun işgal görmüş bütün şehirlerinde ya Fransızların, ya İngilizlerin, ya da Rusların gözü önünde yaşanmıştır! Yâni bugün bizi soykırım yapmakla suçlayanlar da parlâmentolarında soykırım kararlarını kabul edenler de aslında Türkler'e karşı soykırım yapanlardır! Biliyoruz ki, Ruslar Doğu'da, İngilizler ve Fransızlar Güney'de Türkler'in elindeki derme çatma savunma araçlarını aldıktan sonra Ermenileri silâhlandırıp, kadınların, çocukların ve yaşlıların üzerine sevketmişlerdir. Batıanadolu'da Yunan birliklerinin vahşetini onaylayan İngiltere, Musul'da Ermenilere ilaveten Nasturileri de Türkler'i yoketmeleri
31.03.2011
Bir gittin pir gittin ne demek?- Yani bir gittin bir daha dönmedin,gitmedin gitmedin sonra bir gittin gitmenin amına koydun,vur dedik öldürdün gibi bir şey.
Hak yemem, hakkımı da yedirmem.
CHP ve İYİ Parti il örgütlerinin yanı sıra İstanbul Gönüllü- leri'nin de desteğiyle adeta bir demokrasi nöbeti başlatıldı. İmamoğlu, seçim akşamı 17.03'ten ertesi gün 21.18'e kadar tam 13 kez açıklama yaptı. Ana akım medya bu süreci görmezden gelse de sosyal medya İmamoğlu'nun açıklamalarıyla çalkalanıyordu.
Ekrem İmamoğlu her açıklamasında muhtemel manipülasyonlara karşı YSK'yı göreve davet ediyor, Anadolu Ajansı'nı ise sorumlu olmaya çağırıyordu.
Seçim bitmiş, üzerinden bir gün geçmiş, İstanbul sokakları AK Parti'nin seçmene teşekkür pankartlarıyla donatılmıştı ama CHP'nin adayı da ısrarcıydı. 1 Nisan gecesi 21.18'de "Hak yemem hakkımı da yedirmem," diyerek kazananın henüz belli olmadığını duyuruyordu.
Tarihler 1 Nisan'dan 2 Nisan'a döndüğünde, sabaha karşı 02.20'de artık sonuçlardan emindi. Kürsüye çıktı ve "Seçimi biz kazandık," dedi.
Türkiye'ye duyurmak isterim ki, şu an itibarıyla bizim girdiğimiz veriler üzerinden İstanbul'u kazandığımız ortadadır. Olası manipülasyonlara karşı uyku yoktur. Bütün sandık görevlileri, bütün ilçe seçim kurullarındaki arkadaşlarım asla görev yerlerini terk etmemelidir. Bu bir vatandaşlık görevidir.
Britanya 1664 yılında New York’u Hollandalılardan aldı (22).
Güney Carolina’nın yüzde altmışı siyahi köle, kıyıdaki pirinç tarlalarında nüfusun yüzde doksanı siyahi köle. Philadephia’nın güneyindeki tek kent merkezi olan Charlestown’u köleler kurmuştu. 1739’da köle isyanını atlatan beyazlar hükümdarlıklarını sürdürüyorlardı ama iç kesimlerde güvende değillerdi (24).
13 koloninin ortak noktası Londraydı. Yol yok. John Adams 40 yaşına kadar New York ya da Ph. Görmemiş. Washington da aynı şekilde (25).
Eyaletler birbirleri ile rekabet halindeler 1754 bir olamıyorlar.
Tacirler kendi rızaları olmadan vergilendirilemeyeceklerini öne sürüyorlar. Parlementoyu onlar seçmemişti. James Otis, 1764’te yanlış olanın vergi değil fakat ilke olduğunu yazıyordu. Koloni sakinlerinin, insan olması hasebiyle, doğanın bütün haklarına Avrupalılarla eşit derecede sahip olmaya hakları vardır; ve tüm toplumun bariz yararı dışında bu hakların herhangi birisini kullanmaktan alıkonamazlar. Toplumun bir üyesi olarak ya da olmak istediklerinde, doğal özgürlüklerinden diğer iyi yurttaşlardan herhangi bir şekilde daha büyük ölçüde vazgeçmiş değillerdir ve bu onlardan kendi rızaları dışında geri alınırsa köleleştirildikleri anlamına gelir (29).
Parlamento’nun 22 .03.1765’te çıkardığı pul vergisine karşı çıkanlar kendilerini ÖZGÜRLÜĞÜN OĞULLARI diye tanımladılar (31).
James Otis bütün kolonilere pul vergisine karşı çıkmak için delege yollamalarını istedi. New York’ta bir kongre toplandı (32).
Parlamento pul vergisini iptal etti fakat ne olursa olsun kolonileri kontrol etme gücünün kendi elinde olduğunu belirten Bildirim Yasası’nı kabul etti (35).
ÖZGÜRLÜK SAVAŞI
İngiltere vergi koyuyor, Amerikalılar bizim rızamız alınmadan konuldu bu özgürlüğümüze karşı bir harekettir diyorlar. Amerikalılar yün