Puan vermedi·336 syf.··
2021 55. kitabı
Japonya tarihini kronolojik bir düzen içerisinde ele alan ve sekiz bölümden oluşan bir çalışmadır. Kitap; Heian döneminden başlayarak samurayların yükselişi, Tokugawa egemenliği, Meiji modernleşmesi, Taisho dönemi ve II. Dünya Savaşı’na giden süreç ile savaş sonrası yeniden yapılanmayı kapsamaktadır. Bu yönüyle, konuya yeni başlayanlar için sistematik bir çerçeve sunduğu söylenebilir. Eserin orijinalinin 2000 yılında yayımlanmış olması, içerik açısından en geç 1990’ların sonuna kadar gelen bir perspektif sunduğunu göstermektedir. Türkiye’deki baskının 2021 yılında yapılmış olması ise metnin güncelliği açısından belirli bir mesafe oluşturur. Ayrıca orijinal metnin 256 sayfa olmasına karşın Türkçe baskının 331 sayfaya ulaşması, çeviri sürecindeki genişletmeler ve açıklamalar üzerine düşündürücü bir fark yaratmaktadır. Yazarın biyografisi ve akademik konumu, eserin yaklaşımını anlamak açısından önemlidir. Japon asıllı olup Amerika’da yetişmiş bir tarihçi olarak Mikiso Hane, çalışmalarında özellikle “modernleşme” ve “devlet-toplum ilişkisi” eksenine odaklanır. Bu nedenle kitap, yalnızca kronolojik bir anlatı sunmakla kalmaz; aynı zamanda belirli bir historiografik perspektif de taşır. Bu noktada, eserden tamamen “tarafsız” bir anlatı beklemenin metodolojik olarak çok gerçekçi olmadığı da kabul edilmelidir. Ancak eserdeki eleştirel dilin yönü dikkat çekicidir. Japonya’nın askerî ve siyasi hamleleri söz konusu olduğunda oldukça sert ifadeler kullanılırken, aynı yaklaşımın karşı taraf için geçerli olmaması belirgin bir dengesizlik yaratmaktadır. Örneğin Şanghay Olayı “alçakça” olarak nitelendirilirken, Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombaları için benzer bir ahlaki dil tercih edilmemektedir. Yine Mançukuo’nun kurulması ve Lytton Komisyonu’nun raporu aktarılmakta,
Kısa Japonya TarihiMikiso Hane · Say Yayınları · 202139 okunma
Keyifli Okumalar :)
9/10
·363 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Şubat 2026 14:31
Önyargı ile başlayıp sürekli ertelediğim için kendime kızdığım bir kitap oldu. Okurken çok etkilendim.Bütün duyguları doruklarına kadar yaşadım. İlham vericisin Tara. Gerçek bir başarı öyküsüdür.Tara , Idaho’da yaşayan Mormon bir ailenin yedi çocuğunun en küçüğü olarak dünyaya geliyor. Mormonlar Tanrı'ya, İsa Mesih'e ve Kutsal Ruh'a inanırlar. İncil'in ve Mormon Kitabı'nın Tanrı'nın sözü olduğuna inanırlar. Ailelerin ebedi olduğuna inanırlar.Tara’nın babası bağnaz bir mormon olmakla beraber diktatör,paranoyak ve psikopat biridir. Dağlık bir bölgede , insanlarla iletişim kurmadan ve sosyalleşmeden uzak bir yaşantıları vardır.Babası , çocukları ile birlikte hurda işleriyle; annesi ise bitkilerle tedavi üzerinde çalışıyor ve bir sürede ebelik yapıyor.Aile kendi içerisinde her şeyi halletmeye çalışıyorlar.Kimlikleri yok , hastaneye gitmiyorlar , okula gitmiyorlar, tedavilerini kendileri yapıyorlar ve birçok şeye babalarından dolayı karşılar.Anne burada sessiz.Aynı zamanda Tara ,babası ve erkek kardeşlerinden fiziksel şiddete maruz kalıyor. Tara ,16 yaşına kadar bu durumları hiç sorgulamıyor.Babası ne derse doğru odur olarak kabul ediyor.Biraz kabuğundan sıyrılıp, dış dünya ile bağ kurmaya başladığı an kendi hayatını da sorgulamaya başlıyor .İşte kırılma noktası tam burada başlıyor.Tara ,üniversite okumaya karar veriyor.Sınava hazırlanma süreci başlıyor ve Tara , üniversiteyi kazanıyor.Her ne kadar baba karşı olsa da.Dağlık bir bölgeden çıkıp başka bir yaşantıya gidince uyum süreci başlıyor.Tara pes etmiyor çok çalışır her seferinde kendi yeniden keşfediyor.Ve bir süre sonra dayanamayıp ailesi ile bağlarını Panik ataklar geçirmeye başlıyor en sonunda bir danışmanlık almaya karar veriyor.Sonrasında kendi toplamaya başarıyor.Ve artık Doktor Westover. Tercihi yüzünden onu
1000Kitap
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,792 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·320 syf.··
2025 26. kitabı
·
131 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 22:22
Bu yazının daha kapsamlı orijinal versiyonunu blogumda okuyabilirsiniz: dusuncedokuma.substack.com/p/hayat-bilgisi... 331- Yazar beyefendiyi Flu’da izlemek suretiyle düşüncelerini takip eder olduktan sonra bu kitabını merak edip alıp okumaya başladım. Psikolojiye ilgim olsa da akademik anlamda alakam lisansta aldığım 2 seçmeli dersten ibaret. Dışarıdan bir gözlemciyim daha ziyade. Kitabın ismi başlangıç için yeterince ilgi çekiciydi: Bir Hayat Acemisinin Notları. “Psikiyatristin notları” teması çerçevesinde ilerlemesini bekleyerek okumaya başladığım kitap “psikiyatristin felsefi ahkam kesmeleri” biçimine evrildikçe beni kaybetmeye başlamıştı. Alper bey kitabın bölümlerini bir acayip sıralamış. Sanki “bir iyi, bir az iyi koyayım da kalın görünsün” demişçesine bölümlerin birinde kendimi kaybedip düşünceden düşünceye zıplayıp bundan zevk duyarken bir sonrakinde “ne anlatıyo yine ya” sığlığından öteye geçemedim. Bölüm sonlarındaki şiirlere dair ise yorum dahi yapmak istemiyorum. Neden hocam neden? Kimse mi uyarmadı? Belki de Alper Hasanoğlu külliyatı okumaya başlamak için doğru kitabı seçmemişimdir, sorun benim seçimimdedir. Demem o ki bu kitaba 225 sayfa dayanabildim. Gerisi skimming. Ne hayat, ne bilgi, ne de klinik feylesofya. Keşke okumaya başlarkenki beklentimi karşıladığını söyleyerek bitirebilseydim. Olmadı. Ben yine en iyisi Arınma Gecesi’nden, edebiyat sosuyla harmanlanmış psikososyal felsefeden devam edeyim.​​​​​​​​​​​​​​​​
Hayat BilgisiAlper Hasanoğlu · Pinhan Yayıncılık · 2024135 okunma
--Talep Edilen Var Oluş--
Puan vermedi·363 syf.·
2025 127. kitabı
"Bizler hepimiz, başkalarının anlattığı hikâyelerde bize biçilen rollerden çok daha karmaşığız." [s.362] --------------------- Yazarın kitabın sonlarına doğru yer alan bu cümlesi, kitabın okuru duygudan duyguya sürüklemesi ile bir insanı anlamak için sarf edilen çaba arasında bir yerde durduğunu düşündürdü.. Talebe Tara Westover'ın çocukluğundan Cambridge Üniversitesine uzanan, eğitimin merkeze alındığı ve bu dönemin anlatıldığı bir anı-özyaşam (memoir) anlatısıdır. Kitabı duygusal yönden bağımsız olarak değerlendirebilmek pek mümkün görünmüyor. Yaşananların ne kadarının gerçek olduğu yazarının vicdanına kalmıştır. Bu detayda oyalanmadan kitabın içeriğinden kısaca bahsedip ayrıca okumayı zorlaştıran özelliklerine de değinmeye çalışacağım. Tara, Mormon adında Hristiyanlığın bir tarikat inancına göre yaşayan, dış dünyaya tamamen kapalı, 9 nüfuslu bir ailenin 7 çocuğundan biridir. Babası hurdacılıkla uğraşırken annesi de şifacıdır. Ailenin yaşantısının merkezinde babasının Mormonluk inancına bağlılığı ile aileye dikte edilen öğretiler yer alıyor. Okurken detaylarından haberdar olduğum bu inancı o kadar merak etmedim ki! Çünkü baba figürünün yansıttıkları, bir inanç kisvesi altında sadistçe, psikopatça davranışlardan ibaret! Sadece eylemlerine haklı(!) bir gerekçe gösteriyor! Bu inanca göre eğitim ve sağlık kurumları şeytanın işi. Tek ve öğrenilmesi gereken Mormonluk ve onun kitabının öğretileri. Ev ve kilise dışında bir hayat ihtimali yok. Daha fazla detay elbette var, lakin bu baba figürü, inancının işine geldiği öğretileriyle çocuklarını bir eşya gibi görüp yaptığı ağır işin içine soktuğu gibi, ciddi şekilde yaralanmalarını bile umursamadığı bir tavır içinde görüyorsunuz. Yaralanmadan kasıt da Luke'ın kolunun kopması, Tara'nın bacağına demirin saplanması gibi!! 7
Edebiyat
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,792 okunma
Ağlattı!
10/10
·176 syf.··
2025 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2025 09:32
Uzun zamandır kitap okuyamıyordum. Okuma alışkanlığımı tekrardan Sabiha Ateş Alpat kitapları ile kazandım. Ve uzun zamandır bir kitabın sonunda ağlıyorum... İnsan okudukça sonradan hidayete erenleri görünce gıpta ediyor. Hele o teslimiyetleri... Kıskanmamak elde değil. Bir kez daha anladım ki İslamiyet çok güzel. Hele de İslamiyet kardeşliği... Allah'ım! Sen seni tanımayana, seni tanıyıp sana tam teslim olmayanlara yardımcı ol! Hidayet nasip et sen kullarına. Amin!
Edebiyat
Evlâdımı Geri VerinSabiha Ateş Alpat · Beka Yayınları · 2004306 okunma
9/10
·336 syf.··
2025 76. kitabı
UÇURUMUN KIYISINDA 𝘋𝘦𝘥𝘦𝘬𝘵𝘪𝘧 𝘒𝘦𝘭𝘭𝘺 𝘗𝘰𝘳𝘵𝘦𝘳 𝘚𝘦𝘳𝘪𝘴𝘪-𝟦 Rachel LYNCH Heyecanla ve merakla okuduğum 𝘋𝘦𝘥𝘦𝘬𝘵𝘪𝘧 𝘒𝘦𝘭𝘭𝘺 𝘗𝘰𝘳𝘵𝘦𝘳 𝘚𝘦𝘳𝘪𝘴𝘪’mizin bitmesini hiç istememiş olsam da tamamlamış bulunmaktayım. Aralarında en çok etkilendiğim ise Yolun Sonunda oldu ve kesinlikle favori kitabım diyebilirim. Seriyi takip edenler bilir; yazarımız klasik polisiye türününün sınırlarını zorlayan, psikolojik gerilimin iç içe geçtiği, sadece suçun hikâyesi değil karakterlerin iç hesaplaşmalarıyla birlikte okurunun soluk soluğa okuyacağı bir anlatım sunuyor. Dedektifimizin sadece araştırdığı vakalar değil seriye konu olan, geçmişinden gelen travmaları ve yüzleşmesi gerekenlerle Kelly’nin iç dünyası da çözülmesi gereken bir vaka maalesef ki. Bu kez, tüm dünya toplumunu etkileyen, gençlerimizi hedef alan ve ebeveynlerin diken üstünde olmasına sebep olan uyuşturucu konusunu merkeze alıyor yazarımız. Kazandığı madalyalarla geleceği parlak ve umut vadeden bir koşucu olan Jenna, henüz lise öğrencidir ama kırılan bacağının ardından ağrı kesicelere bağlı hale gelmiştir. Yaşadıklarının ağırlığı altında ezildiğini hissettiği anda da çözümü intihar etmekte bulur. İntiharını ise damar yoluyla aldığı uyuşturucu sonrası uçurumdan hızla koşarak atlamasıyla gerçekleştirmiştir. Jenna’nın cesedi bulunduğunda Kelly, olayın intihar değil cinayet olduğunu düşünse de adli tıp uzmanı Ted’in yaptığı incelemeler ve bulguları intiharı işaret ediyordur. Kelly’nin aklını kurcalayan ise aynı liseden iki gencin daha aynı şekilde ölümüdür. Kelly ipuçlarının peşinden araştırmalarını sürdürürken Faith Shaw adında henüz on beş yaşındaki bir genç kız daha ortadan kaybolur. Panayıra gitmek için erkek kardeşi Micheal ile evden ayrılan Faith eve geri dönmemiştir ve Kelly’nin Faith’i bulabilmesi için hızlı hareket etmesi gerekiyordur.
Uçurumun KıyısındaRachel Lynch · The Kitap Yayınları · 202558 okunma