(Süleyman’ın) ölümüne hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü ancak bastonunu kemiren bir ağaç kurdu göstermişti. (Süleyman) yıkılınca, ortaya çıktı ki cinler gaybı (bilinemeyeni) bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde kalmazlardı. (Sebe' 34:14) - kuranokuyan.com
Nisa Suresi 34. Ayet'e takla attıranlara ithafen
Tarihselci eğilim ve perspektife, "İslam hakkındaki oryantalistik söylemin meydana getirdiği atmosfer ve mevcut siyasi koşulların zorlamasıyla oluşan modern taleplerin meşruiyetinin dayanağı olmaya elverişli bir içeriğe sahiptir" şeklinde bir rol biçilmesi bize göre ya hatalı bir okuma ya da hedef saptırmadır. Zira modern taleplere meşruiyet dayanağı olmaya elverişli içerik, tarihselci eğilimde değil, modernitenin dayatmalarını çok kere tarih üstücülük ve evrenselcilik sütresiyle saklama ve aynı zamanda söz konusu dayatmaları Kur'an üzerinden meşrulaş­tırma gayretleriyle tebarüz eden "klasik İslam modernizmi"ne yakışır bir sıfattır. Zira modern taleplerin meşruiyet dayanağı olmak, Kur'an'm on beş asır boyunca tüm Müslüman âlimlerin bilindik manada "darb etmek" diye tefsir ettikleri "vadribûhünne" (Nisâ 4/34) ifadesini, şimdilerde "evden uzaklaştırmak" gibi hafif veya sözüm ona "şiddet"ten arındırılmış manalar yükleyerek bir bakıma "Kur'an'ı çağdaşlaştırma" cüretinde bulunmaktan başka bir şey olmasa gerektir. Hiçbir usul takip etmeksizin, hiç­bir İlmî gerekçe belirtmeksin Kur'an'daki bir ifadeye modern çağın ilcaatına uygun mana takdirlerinde bulunmanın merhum Fazlur Rahman'ın "ilkesiz yenilikçiler" diye tanımladığı İslam modernistlerine özgü bir tutum olduğu gayet iyi bilinmektedir.
Sayfa 21 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okuyor
Din
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
herbir zerre, eğer memur-u İlahî olmazsa ve onun izni ve tasarrufu ile hareket etmezse ve ilim ve kudretiyle tahavvül etmezse; o vakit herbir zerrenin nihayetsiz bir ilmi, hadsiz bir kudreti, herşeyi görür bir gözü, herşeye bakar bir yüzü, herşeye geçer bir sözü bulunmak lâzım gelir. Ene Zerre - 34
‎De ki: “Göklerden ve yerden sizi rızıklandıran kimdir?” De ki: “Allah’tır! ‎(34/Sebe’, 24)
…Şükretmek için (salih) amel işleyin. Kullarımdan şükredenler pek azdır. ‎ ‎(34/Sebe,13)
34) Kıskançlık (Hased) Burada insan Allah'ın kendilerine ihsan ettiği afiyet ve başarılara karşı insanlara haset eder. onların bu hallerini yitirmelerini temenni eder. Bunun nedeni, kendisinin Allah'ın ihsanından mahrum kalmış olmasıdır. Bu makam kendisine yerleşirse, büyük deniz menzilindeki kancalar onu yakalar, haset duygusundan büyük denize doğru çekerler. Burada yirmi basamağa uğrar. Bu iniş esnasında ise hava, korku ve kara menzillerine uğrar. En sonunda büyük (şaşkınlık) denizine düşer. Burası on altıncı menzildir. Bu menzilde kalmayıp kurtulursa bu durum onu göğe ulaştırır.
Sayfa 67
Din