İncelememde kurguya ve beni kurguda en çok etkileyen kısımlara değineceğim. Ayrıca okurken hevesimi kıran ve beni son derece üzen bir konuya daha değineceğim.
Kitabın baş karakteri Raskolnikov, genç ve akıllı bir üniversite öğrencisiyken maddi imkanlarının yetersizliği nedeniyle üniversiteye devam edememiş ve yarıda bırakmıştır. Üstü başı pespaye, son derece kılıksız bir gençtir ve daracık pis bir odada kalmaktadır. Maddi sorunları olsa ve paraya ihtiyaç duysa da para düşkünü değildir Raskolnikov, ihtiyaç duyduğu parayı düşünmeden başka ihtiyaç sahiplerine verebilecek birisidir.
Kurgunun ilk kısımlarında Raskolnikov'un iyi kişiliği, annesi ve kız kardeşine sevgisi ve bağlılığı içinizi ısıtıyor. Onu seviyor, ve böyle pırıl pırıl bir karakterin, işleyeceği suçu işlemesine neyin neden olacağını merak ediyorsunuz.
Çok geçmeden Raskolnikov'un suçunu, kendi deyimiyle "tasarısını" ya da "teorisini" öğreniyorsunuz. Bu suçu işleyeceğini, bu tasarıyı gerçekleştireceğini bile bile yine de "hayır yapmasın" diyorsunuz. Çünkü ona yakıştırmıyor ve böyle bir adamın nasıl böyle bir suçu işleyeceğine akıl erdiremiyorsunuz.
Raskolnikov suçu işlemeden önce, olaylar ilerlerken Şunu fark ettim. Aslında karar verdiği işten iliklerine kadar tiksinmesine, bunu iğrenç bulmasına rağmen bu tasarıdan vazgeçmiyor. Bir kez verdiği karar ne kadar yanlış olursa olsun onu etkisi altına öyle almış ki, kendini, sanki mutlaka yerine getirilmesi gereken bir ödev gibi bu karara sadık kalmak zorunda hissediyor. Onun bu durumunun, yani verdiği karara körü körüne sadık kalmanın ve dönememenin çoğu insanda görülen bir zaaf olduğunu düşünüyorum.
Üstelik Raskolnikov'un bu tasarısını her şeye rağmen gerçekleştirmek için kendince çok güçlü delilleri de var. Raskolnikov, verdiği kararın saçma olduğunu