“İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” demenin önemi
Nebî (s.a.v) ashabıyla yürürken ayakkabısının bağı koptu, O hemen “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn”dedi. Ashabı: “–Bu da musibet midir?” diye sordular. Rasûlullah (s.a.v): “–Evet, mü’mini üzen her şey musibettir” buyurdular. (İbnü’s-Sünnî, Amelü’l-yevm ve’l-leyle, s. 313/353) ***** Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in kandili sönüvermişti. “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” dediler. Kendisine: “–Yâ Rasûlallah, bu musibet midir?” diye soruldu. “–Evet, mü’mine eziyet veren her şey onun için musibettir ve ecir vesilesidir” buyurdular. (Süyûtî, ed-Dürrü’l-mensûr, I, 380) ***** Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır: “Bir müslüman herhangi bir musibete uğrar da aradan uzun zaman da geçse onu hatırlayıp yeniden “İnnâ lillâh ve innâ ileyhi râciûn” derse Allah teâlâ o esnada ecrini yeniler, musibete uğradığı gün ona verdiği ecrin bir mislini ona tekrar ihsan eder.” (Ahmed, I, 201; İbn Mâce, Cenâiz, 55) ***** Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:
📖 Üstad Kadir Akaras ile Kişisel Gelişim Yolculuğunda Yeni Duraklar Kadir Akaras hocamızın anlatımıyla, zihnimize ve ruhumuza ışık tutan "Kişisel Gelişim" serimizin 17'den 21'e kadar olan yeni dersleri yayında! Hayata bakış açımızdan toplumsal aidiyetimize kadar pek çok önemli konuyu ele aldığımız bu yeni içerikleri mutlaka keşfedin. 🔍 Yeni Derslerimizde Neler Var? 🔹 17. Ders: Hayata Bakış Açısı ve Ubudiyet (Kulluk) Şuuru 🔹 18. Ders: Umudun Gücü ve Duygu Yönetimi (Hayatı inşa etmenin en önemli yakıtı: Umut) 🔹 19. Ders: Sorun Çözme ve Karar Alma (Sorunu tanıma, duygusal kararlar vs. akılcı yaklaşım, istişarenin gücü) 🔹 20. Ders: Toplu Çalışma ve Organizasyon Bilinci (Uyumlu çalışma, görev dağılımı ve profesyonellik sırları) 🔹 21. Ders: Aidiyet Bilinci ve Toplumsal Kimlik (Parti, dernek, cemaat üyeliklerinde ikilem ve psikolojik baskı yönetimi) Kendini geliştirmek, anlam arayışına katkı sunmak ve bireysel yetkinliklerini artırmak isteyen herkesi derslerimize bekliyoruz. 🔗 Dersleri İzlemek İçin: youtube.com/playlist?list=P... 🔗 Dersleri Dinlemek İçin: t.me/KevserAkademi/381
Reklam
Ona bakıyordum ve ondan ölesiye nefret ediyordum. Hayatımı mahveden, beni zincire vuran bu kadının varlığına tahammül edemiyordum. Onun her gülüşü, her hareketi içimdeki nefreti daha da körüklüyordu. Lev Tolstoy Kreutzer Sonat
Alıntı
➡️ *Kanaat, sinir hastalıklarını önler* *Sual: Kanaat etmek ne demektir? İslamiyette (bir lokma, bir hırka) kavramı var mıdır?* *Cevap: Hüccet-ül-islâm İmam-ı Gazalinin *(Eyyühel Veled)* kitabında buyruluyor ki: Kanaat, sinir hastalıklarını önleyen, geçimsizliği, düşmanlığı gideren, cemiyetlerin düzenlerini sağlayan bir faktördür. Kanaat, İslamiyetin dünyaya yayılmasını, ilim ve fen abideleri kurmağı sağlamıştır. *(Çalışan kazanır)* ve *(Herkes yaptığını bulur)* meâl-i alisinde olan âyet-i kerimeler ile *(Allahü teâlâ çalışıp kazananları sever)* ve *(Münâvî)* deki *(Allahü teâlâ çalışmayan gençleri elbette sevmez)* gibi, nice hadîs-i şerifler, çalışıp ilerlemeği mi, yoksa uyuşukluğu mu emrediyor? Müslümanların kurduğu Emevi, Abbasi, Gaznevi, Hint Timurları ve Endülüs ve Osmanlı medeniyetleri, çalışkanlığı mı, yoksa uyuşukluğu mu gösteriyor? İslam düşmanları tarafından uydurulmuş, (bir lokma, bir hırka) sözü, Kur’ân-ı kerimin ve hadîs-i şeriflerin emirlerini değiştirebilir mi? Bu söz, Müslümanlık demek değildir. Ahirete inanmak, acı çekmeğe değil, fertlerin, ailenin ve cemiyetin düzenli, huzurlu olmasına sebeptir. Tarih, böyle olduğunu açıkça göstermektedir. İslam dini, acı çekmeği değil, maddi, manevi acıları gidermeği, acılara, sıkıntılara sebep olmamağı emir etmektedir. *Hak Sözün Vesîkaları s. 381* hakikatkitabevi.net/bookread.php?bo... Müslümanlık, çalışıp kazanmağı emrediyor. *Kanaat* demek, bir hırkaya razı olup tembel oturmak demek değildir. Müslümanlar, asla böyle değildir. Kanaat demek, kendi kazandığına razı olup, başkasının kazancına göz dikmemek demektir. Avrupa’ya medeniyeti İslamiyet getirdi. Çünkü İslamiyet, iktisadi refahı sağlayan yolları göstermektedir. Buna kavuşmak için, çalışmağı istemektedir. *(İnsanların
Alıntı
SÜNNET VE HADİSİN ANLAŞILMASI
VE YORUMLANMASINDA METODOLOJİ SORUNU Anlambilimcilere göre, anlama faaliyetinin altı temel unsuru vardır. Bunlar: 1. Anlatan, 2. Anlatılan (ifade), 3. Amaç, 4. Bağlam (tabii, tarihsel, toplumsal), 5. Anlaşılan, 6. Anlayan. Anlatılan, anlaşılana tekabül ediyorsa, bu 'doğru anlama'dır. Doğru anlama, anlama faaliyetinde bulunurken, yukarıdaki Altı unsuru da bütün detaylarıyla göz önünde bulundurmaya bağlıdır. Tarih boyunca anlama yöntemleri arasındaki fark, yukarıdaki unsurlardan birine öncelik tanımaktan kaynaklanmıştır. Klasik anlambilimciler, daima anlatana öncelik tanırken, çağdaş anlambilimciler anlayanı esas almışlardır. Bizim usûlcülerimiz, anlatanın şahsında anlatılanı esas almış, anlatılana kuşkusuz iman edilmiş, anlaşılandan da hep kuşku duyulmuştur. Ortada bir yanlışlık görüldüğünde, bu hiçbir zaman ne anlatımda ne de yazılı metinde değil, anlayanın zihninde ve birikiminde aranmıştır. Problem halledilemediği zaman bir de tevakkuf kavramı geliştirilmiş, anlatan ile çelişme korkusuyla nötr kalma tercih edilmiştir. Modern anlama yönteminde ise belirleyici unsur tabii, tarihsel ve toplumsal bağlam olmuştur. Oysa bir anlama metodolojisinin mükemmelliği, yukarıdaki unsurların tamamını göz önünde bulundurarak bir anlama faaliyetini gerçekleştirmesine bağlıdır. Elinizdeki çalışma ile böylesine dengeli ve kapsamlı bir metot ortaya koyduğumuz iddi- asında değiliz. Ancak hadis ve sünnetin doğru anlaşılabilmesi ve yorumlanabilmesi için, anlama faaliyetinin tüm unsurlarının göz önünde bulundurulmasının, oluşacak bir metodolojiye katkı sağlayacağını söyleyebiliriz. Prof. Dr. Mehmet GÖRMEZ Sünnet ve Hadisin Anlaşılması ve Yorumlanmasında Metodoloji Sorunu Sayfa 381-382
"Ben, güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." (İbn Hanbel, II, 381)
Reklam
Reklam