Puan vermedi·68 syf.··
2026 9. kitabı
GENÇLERE TAVSİYELER • Mutlu sona ulaşacak olanlar, ALLAH’ın emir ve yasaklarına uyanlar olacaktır. • Bir gün öldüğünde toprağın altında sana arkadaş olacak olan ilimle meşgul ol. • Kırkını aşıpda iyilikleri kötülüklerine ağır basmayanlar, ateşe hazırlansınlar. • Nasihat etmek, birilerine iyliği ve erdemli olmayı tavsiye etmek kolaydır, asıl mesele nasihat almaktır. – Zira nasihat, keyfi arzularına uyup zevkine düşkün olanların tadını kaçırır. • Kıyamet günü en ağır şekilde azap görecek kişi, ALLAH’ın ilmiyle kendisini faydalandırmadığı alimdir. • Bil ki insanı amele sevk etmeyen ilim, insanın elinden tutmaz, ona bir fayda sağlamaz. • Necm Süresi 39 Ayet; ALLAH TEALE ; ‘’insan için ancak çalıştığının karşılığı vardır’’ buyuruyor. • Seni amele ve harekete sevk etmeyen ilim, deliliktir. • Bugün seni günahlardan uzaklaştırıp iyilik ve salih amele sevk etmeyen ilim, yarın seni cehennem ateşinden uzaklaştırmaz. • H.z. Peygamber efendimiz ‘’ Ef falan! Geceleri çok uyuma. Zira gece çok uyku, kişiyi kıyamette fakir bırakır.’’ buyurmuştur. • Gecenin ilk yarısı, gecenin ortası, seher vakti ve şafak sökünce; Arş’ın altında ‘Yok mu ALLAH’a ibadet edecek olanlar, kalksınlar!’ diye seslenilir. • Söz ve eylemlerin Şeriat’a, yani İslam hukukuna uygun olmalıdır. • Bilesin ki dil söyler ama kalbin için gaflet, arzu ve emelle doludur. Bu da insanı bekleyen kötü akıbetin bir habercisidir. O yüzden samimi bir çaba ve mücadele gösterip nefsani arzu ve eğilimlerine gem vurmadıkça, kalbini ilim ve marifet nuruyla asla ihya edemezsin. • Manevi yolculuğa çıkacak olan kimsenin yapması gereken şeyler; - ilki; kişi, doğru ve gerçek akideye sahip olmalı, inancına herhangi bir bidat karıştırmamalıdır - İkincisi; ‘’ Tövbe-i Nasuh’tur. Yani halis ve samimi bir tövbede bulunmalı, bundan sonra
Din
Gençlere Tavsiyeler Eyyühe'l Veled & Kavaidü'l Aşarİmam Gazali · Çelik yayınevi · 20226,5bin okunma
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
O KADAR KİMSEZİDİM Kİ YOKLUKLARINDAN MEDET UMUYORDUM.
Puan vermedi
Şermin Yaşar, Yazarlık kariyerine adım atmadan önce sosyal medyada “Oyuncu Anne” adıyla tanınmış olan Şermin Yaşar, anne-çocuk ilişkilerine dair tecrübeleri ve hassas tutumuyla alanında fark yaratan işlere imza atmış. 2017 yılından önce kitaplarını Çarkacı soyadıyla yayımlayan yazar, çocuk gelişimi alanındaki kitaplarının yanı sıra öykü dalındaki eserleriyle de hayran kitlesini giderek genişletmiştir. Bir Kadın, Bir Anne ve Bir Yazar Göçmen bir ailede dünyaya gelen Şermin Yaşar, Almanya’nın Başkenti Berlin’de 1982 yılında doğdu. Ailesinin Türkiye’ye dönme kararı üzerine çocukluk yıllarını Bilecik’in Kınık köyünde geçiren Yaşar, lisans öğrenimini tamamlamak üzere Isparta’ya taşındı. Burada Türk Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olduktan sonra, yüksek lisans öğrenimi için Ankara’ya yerleşti. Ardından kariyerine reklam sektöründe metin yazarı olarak başlangıç yaptı. Yazarlığa olan tutkusunu mesleği sayesinde daha çok keşfetme ve geliştirme fırsatı bulan Yaşar, bu sayede kariyerinde yöneticilik pozisyonlarına kadar yükseldi. Biri annesiz büyümenin, diğeri evlatsız yaşlanmanın derdini anlatır. İki hayat, iki kayboluş, iki yara aynı evde buluşur. Bu roman, yaşlıların yok sayıldığı, insanın yalnız bırakıldığı, herkesin ancak kendine yetebildiği, en yakınlarına bile derman olamadığı bir çağın hikâyesi. Selime Teyze: Romanın merkezindeki karakter olan Selime Teyze, yıllarını annelik, fedakarlık ve sessiz emek üzerine kurmuş bir kadındır. Hayatı boyunca “önce başkaları” diyerek yaşamış, kendi ihtiyaçlarını ertelemiş, görünmez olmayı kabullenmiştir. Ancak yaş ilerledikçe ve kocasını kaybettikten sonra, bu görünmezlik artık gönüllü bir fedakarlık olmaktan çıkar, yok sayılmaya dönüşür, çocukları kendi hayatlarına odaklanır. Selime’nin en belirgin kişisel özelliği, sessiz bir
Edebiyat
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,8bin okunma
Geçerliliğini koruyan öneriler
9/10
·365 syf.··
2025 12. kitabı
Siyasetname dönemi için altın değerinde ve devrimsel nitelikte bir kitap olmakla beraber bugün de değerinden ve manasından çok şey kaybetmemiştir. Bu yazımda Siyasetnamedeki öğüt ve anlatılardan yola çıkarak bugün hala devlet yönetiminde uyulması gerektiğine inandığım unsurları listeledim. Bu unsurlar olabildiğince kitapta geçen fikirlere sadık kalınarak ama elbette kişisel yorumlar içerecek şekilde yazılmıştır. Bu öneriler dışında devlet yönetiminde dikkat edilecek yüzlerce konu vardır elbet. Ben sadece bu kitapta değinilen konulara yer verdim. Kitapta bulunup bugün uygulanabilecek başka öneriler de elbette mevcuttur ama ben kendi dikkatimi çeken konuların altını çizdim sadece. Siaysetname ışığında devlet yönetiminde dikkat edilmesi gerekenler: 1- Devlet lideri halkın sorunları ile ilgilenmeli ve onları şahsi olarak dinlemeli. Eğer lider halkını dinlerse ve duyduğu konuların gereğini yaparsa hem lider ülkesinin gerçeklerinden kopmamış ülkede ve çevredesinde dönen olaylara hakim olmuş olur, hem de yönetici kadro ve zalim kişiler yaptıkları eylemleri 2 defa düşünerek yaparlar. Halktan kopuş pek çoğu liderin kendi yankı odasında kayboluşu ile sonuçlanır. (3. Fasıl sayfa 17 ışığında) 2- Devletteki kritik mevkideki kişiler(Hakimler,Bürokratlar, Millet vekilleri vs.) israf olmayacak ve görevin öneminin önüne geçmeyecek ölçüde yeterli maddi karşılık almalıdır. Bu hem onların rüşvet gibi yollara sapmamasını hem de mali konularda dar boğaza düşüp işinden çok cebini düşünmesini engeller. (6. Fasıl sayfa 53 ışığında) 3- Kanunlar ve kurallar herkes için geçerli olmalıdır. Kimse için istisna ve torpil olmamalıdır. Yeri gelince devlet başkanının oğlu, yeri gelince vali, yeri gelince bir hakim veya emniyet müdürü de tüm yasalardan istisnasız bir şekilde sorumlu olmalıdır. (6.
SiyasetnameNizamülmülk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,714 okunma
Çeviri Üzerine Notlar
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 14:00
(15) Çeviri bir kültürel üretim biçimi olarak günlük hayatımızın içine fark ettiğimizden çok daha fazla girmiş durumda. (19) 19. yüzyılda Çeviri etkinliğine damgasını vurmuş olan bircok yazar ve edebiyatçı sayılabilir. Ahmed Vefik Paşa, Şemseddin Sami ve Ahmed Midhad Efendi bunlardan yalnızca üçüdür. (20) Remzi Yayınevi (k. 1927) ve Varlık Yayınları da (k. 1946) özel yayınevleri olmalarına karşın Türkiye'de edebiyat çevirilerinin çeşitlenmesine ve çeviri stratejilerinin gelişmesine neredeyse Tercüme Bürosu kadar katkıda bulunmuştur. Çeviri Türleri ve Çeviri Sürecinin Boyutları 1) Diliçi çeviri - sözel bir iletiyi aynı dilde yine sözel olarak farklı biçimde aktarmak. 2) Diller arası çeviri - sözel bir iletiyi farklı bir dilde sözel olarak ifade etmek. 3) Göstergeler arası çeviri - sözel bir iletiyi farklı bir gösterge sistemi aracılığıyla ifade etmek. • Örneğin bir öğretmenin, anlattığı dersi, anlamayan bir öğrenciye daha yavaş ve basitleştirerek anlatması bir diliçi çeviri uygulamasıdır. • Türkiye'de diliçi çeviriye gösterilebilecek bir diğer örnek de Osmanlıca metinlerin Latin alfabesi ile yayımlanması, yani çevrimyazı işlemidir. ☆ Göstergeler arası çeviriye bir diğer örnek de işaret dili olabilir. İşaret dilinde sözel olarak verilen bir ileti sözel olmayan, beden hareketlerine dayalı bir sistemin göstergelerine taşınarak karşı tarafa aktarılır. (29) • Edebiyat metinlerinde yazarların sahip olduğu bir biçem vardır. Bu biçemi oluşturan unsurlar arasında metnin nasıl kurgulandığı, ele alınan tema, benzetme, eğretileme, uyak gibi araçların kullanımı gibi noktalar yer alır. (34) • Edebiyat çevirmeni çevireceği metni eline aldığında karşısında kâğıt üzerine yazılı sözcüklerden çok daha fazlası vardır çünkü edebiyat yapıtları yaratıldıkları toplum ve kültürün hem
1000k
Çevirinin ABC'siŞehnaz Tahir · Say Yayınları · 201695 okunma
İllüzyon ve Vizyon
7/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2024 88. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2024 23:00
Arthur Schopenhauer ın okuduğum önceki kitabında da tadı damakta kalması ve kafadaki sorulara yeteri kadar yanıt bulamadığıma dair bir şikayetim olmuştu. Sanırım ya kendisinin lafı çok uzatmamaya dayalı bir nesir tarzı olduğundan dolayı ya da çeviren çevirmenlerimizin metni fazlasıyla sadeleştirdiğinden dolayı (buna çok fazla ihtimal vermiyorum tabii) meydana gelen bir sonuç. Beklentim mutluluğa olan bakış açımın önemli ölçüde değişmesi idi. Bu anlamda aradığımı çok bulamadım fakat bazı konularda sahip olduğum görüşlerim üzerine daha geniş bir perspektif ile tekrar düşünme sebebi oluşturdu. Nitekim Aşkın Metafiziği de böyle bir etki yaratmıştı. Bu çıkarımı yapmak için biraz erken mi bilmiyorum ama Schopenhauer fikir değiştirmek isteyen ve ağır, sansasyonel argümanlar arayan okurlar için pek uygun bir profil değil. O da biz de aynı pisliğe bakıp iğreniyoruz, fakat o elimize bir büyüteç verip 'al bir de bununla bak' diyor sadece. Kitapta eksik olan şeylerden biri; Sevinç kavramının negatif olduğu önermesi yeterince desteklenmemesi kanımca. Neşe ve sevinç arasındaki fark tam olarak nedir ? Niçin neşe peşinden koşulması gereken bir şey de sevinç negatif ve aldatmaca bir kavram ? (s.35) Gelecek için yaptığımız planlar ve duyduğumuz endişeler ya da geçmişe özlem bizi durmaksızın öyle meşgul eder ki mevcut an neredeyse hiçbir zaman hiçbir şeyiyle dikkat çekmez ve ihmal edilir. Yine de kesin olan bir tek odur; buna karşılık gelecek, hatta geçmiş bile neredeyse her zaman düşündüğümüzden farklıdır. Böylece tüm hayat boyu kendimizi aldatırız. Çıkarım: Sahi mutluluğu oluşturan temelleri oluşturmak ne kadar kolay olabilse de, sahici bir mutluluk insana gezegenler kadar uzaktır. Dolayısıyla mutluluğa karşılaşma odaklı bir bekleyiş ve korunması gereken bir olgudan ziyade (ki bazen bu bile iyi
Duygu ve Düşünce
Mutlu Olma SanatıArthur Schopenhauer · Can Yayınları · 202017,8bin okunma