8/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 18:29
Ah vidar, çocuk kalbin nasıl acımış nasıl görünmeyen olmuşsun okurken bu kadar üzülmüşken seninle o anı yaşarken annenin hiçbirşey olmamış gibi kendini fark etmiyor oluşu. Tek bir cümle ile 40 sene önceye çocukluğuna gidip travmanın canlanması o günü tekrar hatırlayarak tekrar yaşamış olmana mı üzülsem o günün sende bıraktığı etkilere şahit olmaya mı! Yazarın dili, olayın akışı 17 Haziran'da ne olduğunu bu kadar etkileyecek ne olmuş olabileceğini merak ederek okudum merakıma da değen bir kitaptı. Birçok kişinin çocukluğundan izler taşıyan içeriye sahip yer yer bunu bende yaşadım diyeceğiniz güzel bi kitaptı. Alex schulmanın Türk okurları için yazdığı mektubunda da dediği gibi "Elinizde olsa çocuk halinize neler söylerdiniz? İşte bu kitap bu sorunun bir sonucu. Şunu net bi şekilde söyleyebilirim:Eğer o küçük çocuğun yanına gidip 'Gelecekte çocukluğun hakkında bir kitap yazacaksın ve Türkiye'deki okurlar bu hikâyede kendinden bir şeyler bulacak' deseydim buna asla inanmazdı.
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,403 okunma
Öf yani
Puan vermedi·%59 (286/484 syf.)·
Şu anda 285. sayfada buraya kadar bir sorun yoktu fakat hani zaten kitabın başından beri kadın karakterin yok şöyle kaslı yok şöyle büyük falan demesi erkek karakteri için zaten sinirimi bozmuştu bunun dışında futbol oynadıkları sahnede üstünü çıkarmaları yani kanka sen azmışsın bildiğin gibi hani sıktın artık bu romantiklik değil yani çünkü sen yeter artık tek anladığım şey adamın yakışıklı olduğu ve eski sevgilisinin 40 yaşında olması karakter kaç yaşında hatırlamıyorum ama ondan büyük yani öf yani cidden öf  tamam romantik komedilerde bu tür sahneler olur ama burada bir hani öyle bir etkileşim yok çünkü zaten her an bundan bahsediyor  
İspanyol Aşk AldatmacasıElena Armas · Yabancı Yayınları · 20222,743 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
8/10
·184 syf.··
2026 16. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 09:35
Selam herkese Erkek Nedir Bilmeyen Ben, neyi hedeflediğine anlam veremediğim sarsıcı bir distopya. Distopyada anlam arama diyeniniz olacaktır-nitekim var biliyorum, distopyanın da bir amacı ve sonuçta hedeflediği bir ana fikri var. Yeraltında bir kafeste kapalı tutulan 40 kadın yaşamlarını bu kafes içerisinde geçirmek ve hayatta kalmak için büyük çaba gösterir. Erkekler tarafından hapsedilen bu kadınlar anlam veremedikleri kurallara uyarak hayatta kalır ve sonrasında onları bekleyen sürpriz bir olayla yaşam hakları ve özgürlükleri için bir karar almak zorunda kalırlar. Nerede olduğu belirtilmeyerek tasvir edilen bu mekan, erkek egemen zihniyetin tipik bir hastalıklı örneğidir. Cinsiyetler arası sınırlar ve bu sınırları aşmamın gerektireceği cesaret kadınlara ait olsa da çoğunlukla erkeklerin aldığı kararların sonucuna katlanmak zorunda kalan yine kadınlar. Kitapta sarsıcı çok an yaşadım, yazarın üslubunu ve anlaşılır dilini de çok beğendim. Ancak havada kalan konular da vardı. Hatta bunları havada bırakmasını da başta söylediğim gibi amaca ulaşılamamış buldum. Çöken bir uygarlıkta sonunu göremeyen uzun bir yolda hayatta kalmaya çalışan, erkek nedir bilmeyen bir kadının anılarıyla ilerleyen etkileyici bir metin. Yazar Jacqueline Harpman; eserlerinde kadınlığı, kimlik ve aile temalarını inceleyen aktif bir kadın hakları savunucusu ve psikanalist. Elimizdeki metinde insan psikolojisini ve kadın-erkek ilişkilerindeki sınırları sorgulayan yazar, okura zaman zaman rahatsız edici fakat bir o kadar da akıcı bir okuma deneyimi sunuyor. Okuduğuma memnun olduğum eserlerden biriydi. Tavsiyemdir dostlar
Erkek Nedir Bilmeyen BenJacqueline Harpman · Can Yayınları · 202666 okunma
‘‘Ez li vir nasekinim, ez ê biçim çolê.’’
10/10
··
Beğendi
Xeyrî’nin tek başına kalışı ve yaralı hali beni derinden etkiledi. 13 gün boyunca aç kalması, çaresizlik içinde bir eve sığınması ve “ben açım” demesi sahnenin ağırlığını daha da artırıyordu. Fermê ananın ağlayıp üzülmesi, onun mücadelesine inanması ve yaşananlara rağmen ayakta kalmaya çalışması çok sarsıcıydı. Evin ve kardeşi Mizgin’in Xeyrî’ye olan düşkünlüğü, özellikle Mizgin’in içinin içini yemesi ve Evin’in de aynı şekilde derin bir üzüntü yaşaması bu acıyı daha da yoğun hissettirdi. Onu yolcu ederken yaşanan duygular, vedanın ağırlığı ve sahnenin genel atmosferi okurken tüylerimi ürpertti. Hele “tuz, un, yağ kızartılmış” ve “Heval Bêrîtan’ın helvası” gibi sözler bende çok güçlü bir etki bıraktı, adeta içimi parçaladı. Bu olaylar bütününde Xeyrî’nin yaşadığı yalnızlık, açlık ve hayatta kalma mücadelesi beni çok etkiledi ve uzun süre aklımdan çıkmayacak bir iz bıraktı. Henüz kitabın 40. sayfasına kadar okumama rağmen bu kadar etkilenmiş olmam, hikâyenin ne kadar güçlü ve sarsıcı bir anlatıma sahip olduğunu gösteriyor. Gülümse Ölüm Utansın 2
Kurdî
Gülümse Ölüm Utansın 2Xeyri Garzan · Aryen Yayınları · 2018189 okunma
"YOLUN OĞLU-AFRİKALI LEO"
9/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 159. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 00:00
Amin Maalouf’un o büyüleyici dünyasına yaptığım bu yolculuk, sadece bir kitabı okumak değil, kendi ruhumun katmanları arasında dolaşmak gibiydi. Lübnan doğumlu olup Fransa’da yaşayan Maalouf, kendi çok kültürlü kimliğini bu ilk romanına öylesine bir ustalıkla nakşetmiş ki; Asya ve Akdeniz’in o kadim kokusunu her sayfada duyabiliyorsunuz. Hasan’ın (Afrikalı Leo) 40 yıllık serüveni, aslında insanlığın sınırlarla, inançlarla ve kendi kaderiyle olan bitmek bilmeyen kavgasının bir panoramasını sunuyor. İşte bu duygu yüklü yolculuktan ruhumda kalan o derin izler: "Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı." Kitap, Hasan’ın kendisini tanıttığı bu muazzam cümlelerle başlıyor: "Ben Hasan, bir berberin sünnet ettiği, bir papazın vaftiz ettiği ben..."Maalouf bize daha ilk sayfada, tek bir kimliğe sığamayan, "dünya vatandaşı" olmaya doğmuş bir ruhun portresini çiziyor. Hasan, gittiği her yere adapte olan ama hiçbir yere tam anlamıyla ait olmayan bir "köprü" karakter.. Onun hikayesi, aslında Maalouf’un kendi hayatındaki o "doğu-batı" sentezinin bir izdüşümü gibi. "Bu kent, onu yağma etmek isteyenlerce korunmakta, kendisine düşman olanlarca yönetilmekte." Granada’nın düşüşüyle başlayan hikayede, bir medeniyetin can çekişine tanıklık ediyoruz. Maalouf, o dönemin sadece tarihini değil, psikolojisini de anlatıyor. Dışarıdan gelen tehditler karşısında toplumların nasıl içe kapandığını, "gelenekleri bir kale yapıp kendilerini oraya kilitlediklerini" kitapta net bir şekilde görüyorsunuz. İnsanların dindarlıklarını bir zırh gibi kuşanıp, sadece "yanlış anlaşılmamak için" gülümsemeyi unuttukları o hüzünlü ve samimiyetsiz atmosfer, insanın kalbini sızlatıyor... "Yitik bir ülke, çok yakın bir akrabanın ölüsü gibidir. Onu saygıyla göm ve sonsuz
Roman
Afrikalı LeoAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202418,4bin okunma
7/10
·360 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 18:40
Toplam 40 bölümden oluşan bu kitap her bölümde farklı bir filozof ve onun düşünce tarzını kronolojik sırayla ele alıyor. Benim gibi nereden başlayacağını bilmeyenler için iyi bir felsefeye başlangıç kitabı olmaya aday. Ben okurken bi yandan da hangi filozofun eseriyle devam etmeliyim diye düşünüyordum. Benim en çok ilgimi çeken iki kısım 19. bölüm Pembe Gerçeklik ve 32. bölüm Yuuh!/Yaşasın! : 19. bölüm Pembe gözlükler takıyorsanız, görsel deneyiminizin her yönü renklenecektir. cümlesi ile başlıyor. Bu bölümü okuduktan sonra bir süre ahlak kavramı ve doğru kavramı üzerine düşündüm. 32. bölüm ise Birinin anlamsıza konuştuğunu bilmenizin bir yolu olsa, ne güzel olurdu değil mi? Sorusu ile başlıyor. Bu bölüm okuduktan sonra kısıtlı ömrümde hangi düşünceler üzerinde kafa yormalıyım, hangi fikirler doğru veya yanlış olduğu üzerinde düşünmeye değer ve hayatımda nelere öncelik vermeliyim üzerine bir süre düşündüm.
Felsefe
Felsefenin Kısa TarihiNigel Warburton · Alfa Yayıncılık · 20208,3bin okunma