Martin’e Veda - Son
1/10
·517 syf.··
2026 15. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:22
Son zamanlarda popüler kültür haline gelen, sosyal medyalarda sıkça paylaşılan kitap Martin Eden gerçekten de bu kadar popüler kültür haline gelmeyi hak ediyor mu diyecek olursak eğer, bence hayır. Kitabı okuduktan sonra abartılı bir övgü içerisinde olduğu düşündüm. ( Martin günün modasıydı…. sayfa:437) Karakterlere gelecek olursak eğer; Baş karakterlerimizden Ruth Morse, kitabı okuma süresi boyunca sevmediğim bir karakterdi. Ruth’un kendini sınıfsal bir aile olarak gören ebeveynlerinden kaptığı en büyük özellik insanları olduğu gibi sevememek çünkü oldurmak istediklerini sevmek gibi bir huyları var. Kitap boyunca Ruth’un Martin’i gerçekten sevdiğine pek inanmadım, Martin Ruth için daha çok şekillendirmekten hoşlandığı bir oyuncaktı bence. Ruth’un Martin’in hayatına artıları olduğu kadar eksileride oldu bu kesin. Bir insanı seviyorsak, aşık oluyorsak bence onda kendimize çekici ve farklı gelen bir özelliği olduğu için severiz. Oldurmak istediğimiz bir özelliği için değil. Bana göre bu davranış yanlış geliyor. Ana karakterimiz Martin Eden. Bence hayatta bir arayış içerisindeydi, ne olmak istediğini bilmeyen, ne yapacağına karar veremeyen bir karakterdi. Genel anlamda gerçek hayatta da hepimiz böyle değil miyizdir? Ne yapmak istediğimizle ne yapmak istemediğimizi ayırt etmekle çaba gösterdiğimiz bir hayat. Martin’in hayatta belki de en büyük hatası Ruthla tanışmaktı. Sevildiğini sanmış olmak herkesi yıkar en nihayetinde. Martin’i sevdiğini sandığı kadının aile sınıfına yükselmek için gösterdiği çaba yok etti denebilir. Ruth’la tanışmadan önce hikaye, şiir, kitap yazabilir miydi orası şüpheli çünkü denizci Martin’in hayatına edebiyatı Ruth getirdi. Belki de Ruthla yolları hiç kesişmeseydi Martin hâlâ bir denizciydi. Kitabın sonlarına doğru gelecek olursak ise
1000Kitap
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,4bin okunma
Alışılmamış bir sevdalanma
9/10
·725 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 03:21
"Senin için alışılmış şeyler söyleyemem sana yaraşmaz." Böyle yazmıştı Tomris’e Turgut Uyar; böyle anlatmıştı sevdiğini. Ben de alışılmış şeyler söyleyerek Büyük Saat’in kıymetini alçaltmak istemem. Kitabı belli aralıklarla okudum. Bazı yerlerde şairin özgün diline henüz alışık olmadığımdan, dizeleri anlamakta ve anlamlandırmakta güçlük çektim. Bunun, şairin hayatına ve yaşadığı döneme ait bilgimin eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Yine de kitabın içinde defalarca okuduğum, beni büyüleyen şiirler mevcuttu; öyle ki bunlar beni terk ettiğim, geride bıraktığım şeylere tekrar döndürdü. Tam da hayatımdaki her şeyi düzeltmeye çalıştığım bir dönemde, şairin "Her şeyi düzeltmeye kalkışmanın yok ettiği..." dizesiyle karşılaşmak, her şeyin ne kadar da açık olduğunu bana tekrar tekrar düşündürttü. Kitaba başlamadan önce şairin hayatını, yaşadığı dönemin büyük kırılmalarını ve dostluk ilişkilerini önceden okursanız, bazı şiirlerin kapılarını size çok daha rahat açacağına inanıyorum. Dünya bir sunaktır Sonunda kalemlerin bile sunulduğu İşte benim kanım ortada (s. 437) İçinde öyle şiirler, öyle mısralar mevcut ki; her mevsim sıcak, ılık bir rüzgarın ikindi vakti esmesi gibi... Ya da gece yarısı üşürken üzerinize sevgiyle örtülen bir battaniye gibi... Nereye gitsem, nereye baksam Sevdalı sevdalıdır gözlerim. Anlarlar diye herkeslerden, Bakışlarımı gizlerim. (s. 98) İnsanın bitmemiş şiirleri vardır; işte bu kitap da o bitmeyen şiirlerden bir tanesi. Herkesin hayatta bitiremediği veya bir türlü başlayamadığı şiirleri vardır elbet. Kalemin kağıda dokundukça kan ağladığı şiirler... Ancak biliriz ki o şiirler bitmez, bitmeyecektir de. Çünkü Turgut Uyar’ın da dediği gibi, dize dize 'biri öbürüne kan verir'. 'yaralı olmak yerinde olmamak uzun gecikmesi son kesinliğin bir sabah
1000Kitap
Büyük SaatTurgut Uyar · Yapı Kredi Yayınları · 20199,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi
Hem ramazan ayının rehaveti hem de iş yoğunluğu nedeniyle yedinci günün sonunda, kitabı bitirmek nasip oldu. İsterdim ki, kitabın bitiş cümlesini ve görseliyle birlikte paylaşmak isterdim sanıyorum inceleme bölümünde görsel uygulama özelliği yok. Tam 437 sayfadan ibaret, kitabın girişinde iki türlü acıma duygusundan bahsediliyor, birisi duygusal ve zayıf olan acıma duygusu diğeri ise duygusal olmayan yaratıcı olan acıma duygusunun tarifi yapılıyor. Romanın baş aktörlerinden biri olan Anton'un (Hofmiller) 25 yaşında mızraklı süvari alanında genç bir teğmen olarak Avusturya da göreve başlaması, görev yaptığı sürede 'Kekesfalva' denilen kasabanın elit ve soylu bir ailesiyle tanışıyor. Aile lüks bir şatoda hizmetçileri olan Ilona, bir de doğuştan felç hastalığı geçirmiş, ailenin kızı Edith , babası Kekesfalva ve Edith'in hastalık sürecinde yurtdışı tedavisiyle yakından ilgilenen doktor Condor ve eşine karşı çok titiz ve düşkün gözleri görmeyen eşi Anna Condor ekseninde geçer. Teğmen Anton dışındaki tüm karakterler duygusal, samimi, fedakar, şefkatli ve olgun karakterler. Teğmen Anton'a gelince; tabiri caizse tam bir "ZİRZOP" Olgunlaşmamış, neyi sevdiğini bilmeyen, duygusal görünüp aslında kendini eğlendirmeye meyilli, hatta zevke düşkün bir "zirzop" demekten çekinmeyeceğim. Gelelim olay örgüsüne ; küçük bir kasabada görev yapan zirzop Anton arkadaşının vasıtasıyla bahsettiğim elit Hofmiller ailesiyle tanışıyor. Yani Edith'in babası, geçmişi biraz karanlık, kötü izlenim bırakmış bir aile olarak biliniyor. Bu zirzop Anton, tanışmak kaynaşmak, vakit öldürmek için evlerine davete icabet ederek gider ve herşey ilk gidişle başlıyor. Malikane çok güzel, ikramlar çok güzel, hele ki Edith'in hali daha bir güzel. Bu gelmeler gitmeler her tekerrür ettiğinde
Sabırsız YürekStefan Zweig · Can Yayınları · 20167,5bin okunma
Puan vermedi·440 syf.··
2025 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 10:58
Amerikan romantik komedi tarzı diyebilirim. Daha önce bu kitabı hiç duymamıştım arkasındaki yazıyı okuyunca merak ettim. Kitabın içeriğinde bir evlilik partisinde pastanın içerisindeki tılsımların karışması sonrasında kahramanımız olan 3 kadının ağzından bu tılsımların hayatlarını nasıl etkilediğini okuyoruz. Kitapta bol bol diyalog var bu durum kalın olmasına rağmen okunmasını hızlandırıyor akıcı hale getiriyor ama konusu ve tarzı itibariyle bana çok hitap etmedi genelde kadın erkek ilişkilerinden bahsediyor ve bunu fazlasıyla detaylandırmış fazla özel konulara girmiş bundan çok hoşlanmadım. Aslında sonu güzeldi yani öyle bir son için daha kısa bir kitap yazılıp daha güzel hale getirilebilir de bana göre. Yüzümüzde kocaman bir gülümseme ile okuyacağımızı düşündüren arka yazısından sonra son sayfaya kadar nerede bu kadar büyük gülümsetecek diye merak ettim 437 sayfalık kitapta sadece bir yerde güldüm çünkü. Son sayfaya kadar acaba daha güldürür mü diye bekledim ama olmadı maalesef.
1000Kitap
Küçük Düşler Büyük UmutlarKim Gruenenfelder · Sonsuz Kitap Yayınları · 2012427 okunma
Puan vermedi
#ayşekulin #437 sayfa #okudumbitti #tavsiyeolunur. AYŞE KULİN NEFES NEFESE Tarihi ve güncel gerçekleri kurguyla harmanlamaktaki ustalığı ile bilinen Ayşe Kulin Nefes Nefese adlı bu romanda okurlarına bir kez daha dünyanın farklı bir yüzünü anlatıyor. İkinci Dünya Savaşı döneminde yaşanan bir öykü Nefes Nefes. Avrupa’yı kasıp kavuran ve tarihin en acımasız gerçeklerinden biri olan Nazizm’i, dönemin Türk diplomasisinin korumaya özen gösterdiği ine dengeyi ele alırken, bu tarihi planın ön yüzünde de Osmanlı vezirlerinden birinin kızıyla evlendiği Yahudi gencin aşkını ve kaçışını da dile getiriyor. Son dönemlerde yazılmış, bireylerin tarihi ile insanlığın tarihi arasındaki o kaçınılmaz kesişime ışık tutan en önemli Romanlardan biri olan Nefes Nefese, usta bir yazarın başyapıtları arasında yer almasını da haklı çıkartıyor böylece. Her zamanki sürükleyici anlatımı ve ustalıklı kurgusuyla Ayşe Kulin bir kez daha, okurlarının gösterdiği ilginin nedenini açıklamış oluyor.
Nefes NefeseAyşe Kulin · Everest Yayınları · 201313,6bin okunma
SAHİH TASAVVUFUN İLK VE TEK ÖNCÜ ESERİ
Puan vermedi·527 syf.··
2025 364. kitabı
Kuşeyri Risalesi ve Abdülkerim Kuşeyri Üzerine İnceleme Giriş İslam tasavvuf geleneğinin temel metinlerinden biri olan Risâle-i Kuşeyrî (Arapça orijinal adı: el-Risâle fi ʿilm et-tasavvuf), 11. yüzyılın önde gelen Sufi âlimi Abdülkerim b. Huzân el-Kuşeyrî (veya Kûşî) tarafından kaleme alınmış kapsamlı bir eserdir. Bu eser, tasavvufun teorik temellerini, pratiğini ve tarihsel gelişimini sistematik bir biçimde ele alır. Tasavvufun erken dönemdeki önemli figürlerini tanıtan, onların sözlerini derleyen ve Sufi yolunun esaslarını açıklayan Risâle, İslam düşünce tarihinde referans niteliğinde bir kaynaktır. Abdülkerim Kuşeyrî'nin bu çalışması, hem tasavvufun fıkıh ve kelam gibi diğer İslamî ilimlerle ilişkisini kurar hem de Sufi pratiğinin günlük hayattaki yansımalarını inceler. Bu inceleme, eserin yazarını, içeriğini, tarihsel bağlamını, yapısını, teolojik ve felsefi boyutlarını, etkilerini ve modern yorumlarını geniş bir perspektiften ele alacaktır. Analiz, eserin orijinal metnine dayalı akademik kaynaklar ve ikincil literatürden yararlanılarak hazırlanmıştır. Abdülkerim Kuşeyrî'nin Hayatı ve Eserleri Abdülkerim b. Huzân el-Kuşeyrî, Hicri 376 (Miladi 986) yılında, günümüz İran'ının kuzeyinde yer alan Nîsâ şehrinde doğmuştur. Kuşeyr kabilesine mensup olan Kuşeyrî, dönemin önde gelen âlimlerinden eğitim almış ve tasavvufî seyrini Nişabur'da tamamlamıştır. Usta-çırak ilişkisiyle şekillenen Sufi geleneğinde, Ebû Ali ed-Dekkâk ve Ebû Bekir ed-Dabbâs gibi önemli mürşidlerden irşad almıştır. Kuşeyrî, tasavvufun yanı sıra fıkıh, kelam, tefsir ve hadis ilimlerinde de derin bir bilgiye sahipti. Şâfiî mezhebine mensup olan âlim, Eş'arî kelam okulunun savunucularından biri olarak tanınır. Bu yönüyle, tasavvufu akılcı bir çerçeveye oturtma çabasını yansıtır.Kuşeyrî'nin entelektüel
Din
Kuşeyri RisalesiAbdülkerim Kuşeyri · Dergah Yayınları · 2000285 okunma