50 gün boykot bile yapamıyoruz, ne yılı ne mücadelesi...
İsrail devleti, -1917 Balfour Deklarasyonu'yla büyük güç desteği elde edilmesine rağmen- ilk Siyonist Kongre toplandıktan 51 sene sonra yoğun çabalar ve çetin mücadelelerle kurulur. Bu konuları anlatırken Filistin'i özgürleştirme hayalindeki öğrencilerime hep şunu sorarım: Siyonist önderler gibi 50 yıllık bir çabaya ve mücadeleye var mısınız?
Sayfa 234 - Timaş Tarih
Kendilerine kitaptan pay(ilim) verilen kimseleri görmedin mi? Onlar cipte ve tağuta iman ediyorlar ve kâfirler için: " Bunlar, müminlerden daha doğru bir yol üzeredir diyorlar." {Nisa,51}
Din
Reklam
“Cenevizli bir alim Aziz İkar üzerinde bir deney yapmış," dedi. Ruhun varlığını kanıtlamak için hassas terazilerde sık sık böyle deneyler yapılır. Onlara göre var olan bir şeyin ağırlığının da olması gerekir. Ne saçma! Bu Cenevizli azizi ölmeden önce tartmış ve aziz tam 40 okka 142 dirhem çekmiş. Aziz İkar ruhunu teslim ettikten sonra yeniden tartılmış ve bu kez ne hikmetse 51 okka 263 dirhem gelmiş. Yani azizin ölüsü, dirisinden daha ağır. 'Ölü gibi ağır' sözü herhalde doğru. Neyse! Aristâtalis'i hatırlayalım. Ona göre her şeyin bir 'uygun yeri' var. Ateşin uygun yeri yukarıda, toprağınki ise aşağıda olduğu için ilki daima yukarı diğeri de hep aşağı gider. İşte Cenevizliye göre ruhun uygun yeri yukarısı. Kutsal olduğu için ruh daima ait olduğu yere, yani göklere gitmek istiyor ona bakılırsa. Ölümden sonra azizin bedeninin 11 okka 121 dirhem ağırlaşması da bunu gösteriyor. Tâbir-i caizse ruh bedeni hafifleştirmiş. İsa Peygamber gibi su üzerinde yürüyebilmek için fazlasıyla hafif ve kutsal olmak gerekir herhalde.
Mâide Suresi 51. Ayet
Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onları dost edinirse, şüphesiz o onlardan olur. Şüphesiz Allah, zalim kavmi doğru yola iletmez.
Alıntı
Kur’an’daki anlatıya gelindiğinde ise, burada geçen “âlemlerin rabbi” ifadesi ile Tevrat’ın “İbranilerin tanrısı” ve “İsrailin tanrısı” kavramları arasında keskin bir ayrım olduğu ortadadır.Tevrat kayıtlarının aksine Kur’an anlatısına göre firavunun kendisini belirli bir kavmin ya da kültün tanrısı olarak tanımlamaktan ziyade Mısır kozmogonilerinin en yüce tanrısı ile ilişkilendirmiştir.Nitekim Hz. Musa’nın çağrısı karşısında Tevrat’taki firavunun “Rabbi tanımıyorum” ifadesi ile Kur’an’daki firavunun “âlemlerin rabbi nedir?” (Şu’arâ, 26/23) ya da “Sizin rabbiniz kimdir ey Musa?” (Tâhâ, 20/49) ifadeleri arasındaki ayrıma dikkat edilmelidir.Kur’an’a göre Hz. Musa firavunun karşısına çıkınca ona “Ey Firavun! Ben âlemlerin rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim” der (A’râf, 7/104). Firavunun bu ifadeye verdiği karşılık, Tevrat’taki kayıttan oldukça farklıdır. Firavun Hz. Musa’ya âlemlerin rabbini sorduğunda, Hz. Musa da “Bizim rabbimiz her şeye yaratılışını veren, sonra ona doğru yolu gösterendir” (Tâhâ, 20/50) cevabını verir. Bu ifadede Kadim Mısır kozmogonisinde anlatılanlardan farklı bir yaratıcıya atıf olduğu gibi yarattığı insana hidayet vererek iyi, güzel ve doğru olanı yapmaya yönlendiren yani yeryüzü hayatına müdahil olan bir otoriteden söz edilmektedir.Hz. Musa devamında “Eğer gerçeğe inanmaya yatkınlığınız varsa bilin ki O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin, geçmişteki atalarınızın doğunun, batının ve ikisi arasında bulananların rabbidir” cevabını verir (Şu’arâ, 26/23-28). Hz. Musa’nın, rabbini tanımlayan bu izahı firavunun mitolojik inançlarına yönelik iki meydan okumayı içermektedir:Birincisi, Allah’ın geçmişteki ataların da rabbi olduğudur. Kadim Mısır’ın oldukça detaylı bir ölüm sonrası yaşam tasavvuru vardır.Nitekim Mısır’a karakteristik
Din
Reklam
Reklam