533. AYNI ŞEY HAKKINDA SONSUZ SAYIDA YALAN MÜMKÜNDÜR. FAKAT ONUNLA İLGİLİ HAKİKAT SADECE BİR TANEDİR. 534. HAYAT TEHLİKELİ BİR ŞEYDİR. GÜVENSİZLİK YAŞAMANIN BEDELİDİR. SADECE ÖLENLER İLE ASLA DOĞMAYACAK OLANLAR MUTLAK ANLAMDA GÜVENDEDİRLER.
Sayfa 6
nebiyan dağı çetesi ve bölgedeki türklere yaptıkları zulümler
Nebiyan Rum eşkıyasının en büyük katliamı Çağşur ve Kuşça Köyü baskınlarıdır. 5 Kasım 1916'da meydana gelen bu olaylar kalabalık Rum çetelerinin ilk toplu katliamıdır. Çağşur Köyü, Nebiyan'daki Rum köyleri arasında kalmış, 150 haneli bir Türk köyü idi. Rum, çeteleri aynı gün bu köyü ve Kuşça Köyü'nü basarak tamamen yaktılar ve halkını katlettiler. Toplam ölü miktarı 367 olup, ancak o anda köyde bulunmayanıar kurtulabilmişlerdi. Nebiyan dağının güneyinde bulunan 13 Türk köyüne ise çeteler fazla zarar verememişlerdi. Bu köylerde 998 hane ve 6000'e yakın nüfus bulunuyordu. Fakat çetelerin tecavüzünden kurtulamayan Çağşur, Kuşça, Kocahüseyinderesi, MeIikalan, Türkmenler, Konakçımermer, Konukyat Karacayörük, Alaylı, Üçpınar, Kıran köyleri tamamen Düzköy, Ağıalan, Güzalan, Gökalan, Yeğinalan, Kırvanlık, Eğdir, Ledros, Lengerli, Boyalı, Çinili, Terzili, Köseli köyleri de kısmen yakılarak tahrib oImuşlardır. Temmuz 1914-Aralık 1920 tarihleri arasında Nebiyan Rum eşkıyası 110 hadisenin faili olmuşlardır. Bafra Adliye kayıtlarına intikal eden olayların tasnifinden 37 şekavet, 21 şakiye yataklık, 6 yol kesme, 13 yaralama, 7 hırsızlık, 25 gasb, 1 para için adam kaçırma olayları görülmektedir; tamamen tespit edilememekle beraber Nebiyan eşkıyasının yaptığı katı sayısı Çağşur ve Kuşça cinayetleri, Bafra civarı çetelerinin vukuatı dikkate alınarak 534'ü bulmaktadır. Jandarma takibinde kalıp, Adliye kayıtlarına geçmeyen 97 olayda ise, 33 cinayet, 8 yaralama, 4 yangın ve yağma, 48 gasb, 2 yol kesme, 1 asarak idam ve 1 ırza geçme görülmektedir. Haziran 1922'ye kadar çetelerin yaptıkları toplu baskın, yangın ve cinayetlerde halktan 50 kişi öldürülmüş, 13 kişi yaralanmış, tespit edilebilen 450 sığır, koyun, yük hayvanı, miktarı belirlenemeyen zahire gasbedilmişti. Ayrıca 52 ev, 4
Sayfa 79·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
534. Ebû Hüreyre'den (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah şöyle buyurmuştur: Servet toplamak için halktan dilenen, hakikatte ateş koru istiyor demektir; artık ister az, ister çok dilensin.
(M2399 Müslim, Zekât, 105)·Kitabı okudu
Din
Yetim kaldık...
Bu ümmetin başına gelen en büyük musîbet ve felâket, Peygamber aleyhisselâmın kaybıdır. Nitekim Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur: “Kimin başına bir musîbet gelirse, beni kaybetmek sûretiyle uğradığı musîbeti düşünsün. Çünkü onun beni kaybetmiş olması musîbetlerin en büyüğüdür.” İbnü’s-Sünnî, Amelü’l-yevmive’l-leyle (Berenî), s. 534, nr. 582; Beyhakì, Şu‘abü’l-îmân (Hâmid), XII, 424, nr. 9678.
Din
[*]اَنَا عِنْدَ ظَنِّ عَبْدٖى بٖى [*]"Ben kulumun zannı üzereyim (yani kulum Beni nasıl tanırsa, ona öyle muamele ederim)." (Buharî, Tevhid: 15, 35; Müslim, Tevbe: 1, Zikr: 2, 19; Tirmizî, Zühd: 51, Daavât: 131; İbni Mâce, Edeb: 58; Dârimî, Rikak: 22; Müsned, 2:251, 315, 391, 412, 445, 482, 516, 517, 524, 534, 539, 3:210, 277, 491, 4:106. Hadis-i Şerif Meali)
Sayfa 46 - Rnk Neşriyat, İstanbul - 2012
Fahir Giritlioğlu, Mustafa Kemal'ın "otoritesi azami hadde ulaşmasına rağmen, hukuki anlamda kendisine diktatör dedirtmediğini belirtirken (Garitlioğlu, Türk Siyasi Hayatında Cumhuriyet Halk Patisinin Mevkii, s. 57). Bület Daver ise, dönemin uygulamada "otoriter hatta diktatoryal bir yönetim olduğunu, Mustafa Kemal'ın komünist ve faşist diktatörlüğü reddetmekle birlikte kendime has bir otoriter rejim (cumhuriyetçi diktatörlük) uygulamaya çalıştığını ileri sürer (Daver. "Atatürk ve Sosyopolitik Sis tem Görüşů, s. 253, 354). Muncı Kapanı Atatürk dönemindeks idarenin otoriter olduğunu, fakat diktatörlük olmadığını belirtir. (Kapanı, Kamu Hürriyetleri, s. 104). Kinross'a góre, Mustafa Kemal halkın desteği ile milli Mücadeleyi kazandıktan sonra muhaliflerini ortadan kaldırmış ve sonra diktatörlüge kaymıştır. Kinross, Mustafa Kemal'in diktatörlüğe kayma sebebi olarak da, halktan çekinmesini ifade eder. Kinross bu aşamada bir orijinal durum olarak, Mustafa Kemal'ın diktatör olarak iktidarı ele geçirmedığını, iktidarı ele geçirdikten sonra diktatörleştiğini söyler. (Kinross, Atatürk, s. 657). Philips Price ise Mustafa Kemal'ın zamanla "tiranlaştığını" bunu ise Takri-Sükün Kanunu sonrasında gerçekleştirdiğini belirtikten sonra bunun ise halkın gidişatını "doğru bir çizgiye" oturtmak için bir süreliğine de olsa gerekli olabileceğini ancak şahsı öç alma hareketlerine girişmenin yanlış olduğunu belirtir. (Price, History of Turkey, s. 134) RD. Robinson. Mustafa Kemal'in modern totaliter bir yapıya sahip olmamasına karşın, siyası alanda bir diktatör özelliği arz ettiğını belirtir (Robinson, The First Turkish Republic. s. 87.88) H N Howard ise, kültürel, dini ve yasal reformların gelişerek devam ettiği bir aşamada, 1925 yılından itibaren, Turkiye'de Mustafa Kemal'in "demir yumruğu
Sayfa 248·Kitabı okudu