İmam Gazali Hicri 450 senesinde dünyaya gelmiş(gönderilmiş)tir. Miladi 1058/1111 yılları arasında yaşayan Gazalinin doğduğu zaman ve zemin düşünüldüğünde Abbasi devletinin zayıfladığı Türk Milletinin İslamın yeni kılıcı olarak tarih sahnesine geldiği bir dönemdir. Öncesinde İslam Dünyası coğrafi olarak Fransa sınırlarına dayanmış Türkistandan Hindistandan Afrika içlerine kadar yayılmıştır. Bu farklı milletlerin İslamiyetle tanışması ve diğer dinlere mensup insanların tesiriyle Müslümanlar arasında farklı farklı fırka ve görüşler intişara başlamıştır. Yunan Felsefesinin tesirleri yahudilerin israiliyat nakilleri ve başkaca faktörler göz önüne alındığında İslamın özünden uzaklaşmanın başladığı ve bir teceddüd ihtiyacı olduğu göze çarpan bir dönemde Gazali gelmiştir. İmam Gazali Rumca öğrenip filozofların eserlerini asıllarından okumuş ve şii batıni mutezile ve diğer batıl fırkaların tabileriyle münazara ve müzakerelerde bulunmuştur. 55 senelik hayatının 11 senesini İnzivada geçiren Gazali sonraları bu İhyayı Ulumiddin isimli eserini telif etmiştir. Eser 40 parçadan oluşmakta eserde 4 kısımda İbadetler,adetler(yeme içme evlilik) münciyat ( necata kurtuluşa götürecek ameller) mühlikat( helak edici cehenneme götürecek ameller) ders vermektedir. Eser Dine tekrardan hayat verme manasını ihtiva etmekle beraber bazı alimler yeryüzünde Kur'andan başka eser kalmasa sadece yanında İhya olsa İslam yine de unutulmaz demişlerdir. Gazali eserinde sahabe tabiin tebei tabiin ve diğer önceki nesil ulemasından misallerle hayata dair rehberlik edecek tavsiyelerde bulunmaktadır. Eseri okuyan bir müminin etkilenmemesi mümkün olmadığı gibi eser yaklaşık 1000 yıldır hem İslam dünyasında hem diğer milletler ve araştırmacılarca okunmaktadır. Okuma yazma bilen günümüz müslümanının mutlaka okuması
Kitapçıda gezerken içimden bir ses o an, "Polisiye veya gerilim okumalısın." dediği için gerilim rafına yöneldim. Tam aradığımı bulamamamın verdiği hayal kırıklığıyla bakınırken yanıma muhtemelen 55-60 yaşlarında olan bir beyefendi yaklaştı ve bana, "Eğer gerilim polisiye istiyorsanız, size bu kitabı şiddetle öneriyorum. Okurken uykunuz kaçacak." dedi.
*
Adamın bu söyledikleri beni öyle meraklandırdı ki kendimi bir anda kasada kitabı satın alırken buldum. Eve gelip heyecanla okumaya başladım. Ama ne eksikti bilemiyorum; beklentimi karşılamadı.
*
Tabii benim bu yorumum, kitabın kötü olduğu anlamına gelmez. Kitapta yazar kendi hayatını anlatıyor. Ama dediğim gibi, sayfaları çevirirken eksik olan bir şeyler vardı...
Nurullah Genç ~ Omuzlarımda Dünya
Omuzlarımda Dünya, Nurullah Genç’in hayatından izler taşıyan otobiyografik bir eserdir. Kitap, yoksul ve imkânları kısıtlı bir dağ köyünde yaşayan Seyfullah’ın oğlunu okutma hayalini ve bu uğurda verdiği mücadeleyi anlatır. Seyfullah, tüm zorluklara rağmen oğlu Nurullah’ın eğitim alarak başarılı bir insan olması için büyük fedakârlıklar yapar.
Eserde; azim, sabır, çalışkanlık, aile sevgisi ve eğitimin önemi ön plana çıkar. Nurullah’ın çocukluk yıllarında karşılaştığı maddi sıkıntılar, uzun ve zorlu eğitim yolculuğu ile başarıya ulaşma süreci anlatılır. Aynı zamanda Anadolu insanının dayanışması, iyilikseverliği ve manevi değerleri de vurgulanır.
İnsan, inançla ve kararlılıkla çalıştığında en zor şartları aşabilir; eğitim ve gayret hayatı değiştiren en önemli güçlerdir.
@timasyayingrubu
@nurullahgenc1
“Çalışacaksınız ve okuyacaksınız. Dua edeceksiniz ve kendinizi yetiştireceksiniz.”(syf;17)
“Fiili dua olmadan kalvi ya da sözlü duanın tesiri arzulanan düzeyde gerçekleşmez.”(syf;17)
“Yardım etmek üzere uzandığımız her el kendi elinizdir.”(stf;18)
“Tartışabilirsiniz ama kavga edemezsiniz. Çünkü fikir tartışması yapılırken kavga etmek insani değildir.”(syf;23)
“Tamamen zıt düşüncelere sahip olabiliriz. Hakaret etmeden, küçük görmeden, aşağılamadan, birbirimize saygı duyarak tartışmayı beceremediğimiz sürece bu ülke mesafe alamayacaktır.”(syf;27)
“Haksızlığa karşı koyarsanız zulme engel olursunuz. İnsanlık haksızlığa karşı çıkmadığı için dünya zulümlerle dolu bugün.”(syf;47)
“İnsan sahip olduğu herhangi bir malı satarken kusurlarını saklamamalı.”(syf;55)
“Koysan yüreğimin pervazlarına
Bilmem ısınır mı ayaz ellerin…”(syf;59)
“Nicedir yaralarıma ruhunu sürüyorum…”(syf;70)
“Ben ağı örümceğe öğretenin adıyla açarım
55 yaşından sonra kişisel gelişim kitapları çok boğucu, yapay ve sıkıcı oluyor. Çok kötü bir kitap. Sürekli pozitif enerjiyi anlatan yapmacık bir söylemi ve. Bitimine istedim ve bitirdim. Okumaya değmez
İnsan geçmişinden kurtulabilir mi ?
Gölge gibi takip eder aslına bakarsanız yaşadıklarımız bizi. En çok da eksik kaldığımız sevgi kırıntıları. Ne düşünsek ne yapsak sanki onun eksikliğini gideremeyiz.
Bu eksiklik bizi saflaştırır, masumlaştırır. Bu konuya dair nereden bir adım gelse sorgusuz sualsiz bizi içine çeker. "Ben mi çok aptalım, yoksa hayat mı çok zalim, bilemedim..." (s.55) diyecek kadar.
Kendimizden önce herkesi önceliğimiz yaparız. Ve farkında olmadan en çok kendimize biz kendimiz zarar veririz. Kimi zaman bunu adına AŞK deriz, kimi zaman GÜVEN, kimi FEDAKÂRLIK, kimi zaman MERHAMET, kimi zaman da İNSANLIK... Ama adı ne olursa olsun bu duygular en çok bizi yıpratır, bizi yıkar...
İçimizdeki yaralar tazeliğini her daim korusa da; herkesin kendi defteri ne isterse onu yazar mantığı hep vardır aslına bakarsanız. Biz de önemli olan başımızı yastığa koyduğumuz da baş başa kaldığımız kendimizdir. Ona hesap verebiliyorsak gerisinin çok da ehemmiyeti yoktur.
Biz oldukça dirençliyizdir. Tökezler - düşer - kalkar her şeye yeniden aynı şevkle başlarız. Çünkü
"İyiliklerin en güzeli UMUTTUR. "
"Zoru kolay, uzağı yakın eden,
Karanlığı aydınlatan, acıyı hafifleten,
Ölümü unutturup suçları bağışlatan UMUT...
İyilik de kötülük de bulaşıcıdır, devamlılık gösterir.
Kötülerin içinde iyi olmak kadar, iyilerin içinde kötü o zordur.
Önce biz başlayalım düzeltmeye.
Sevmediklerimizi sevmeye,
Saymadıklarımızı saymaya,
Suçladıklarımızı bağışlamaya... "
"BELKİ BİR GÜN KENDİMİZİ DE BAĞIŞLARIZ."
Okuduğum ilk Gülseren Budayıcıoğlu kitabıydı. Dili sade ve akıcı, konuları işleyişi ise oldukça başarılıydı. Okurken kendimi zaman zaman sorguladığımı hissettim. Konular benzer olmasa da kişinin kendini sorgulamasında eksik kalan taraflara değiniyordu. Acabalarla dolu bir okuma oldu benim
Günahın Üç RengiGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 201916,5bin okunma
BENLİ BELKIS
ŞAZİYE KARLIKLI
Yüzündeki beni alametifarikası olan Belkıs Kemali... Kuva-yi Milliye hareketini bastıracak ordunun başına geçen ve bu sebeple 150’likler listesinde yer alan Süleyman Şefik Paşa’nın kızı; Rumeli Beylerbeyliği ve Konya valiliği yapmış meşhur Ali Paşa’nın torunu... Güzelliği dillere destan, namıdiğer “Benli Belkıs”...
Herkesin hayran olduğu güzelliğinin yanında doğuştan gelen bir nezaket sahibidir. İtalyanca, Fransızca, Almanca, İngilizce ve Arapça bilir; ünlü yazarların eserlerini ezbere metin okuyacak kadar edebiyata hakim bir kitap sevdalısıdır aynı zamanda. Politikayla da haşır neşir olan bu kadın, sadece güzelliğiyle değil zekasıyla da takdir toplamış bir şahsiyettir.
Belkıs Kemali’nin hayatında, yaşadığı muhitten kaynaklı irtibatta olduğu kişiler de oldukça dikkat çekici... Adalet Cimcoz'dan kardeşi Ferdi Tayfur’ya, ressam Fikret Mualla’dan Peyami Safa’ya, Nazım Hikmet’ten Sait Faik’e, Yahya Kemal’den Ahmet Hamdi Tanpınar’a uzanan kalabalık bir çevre... Babasının canına kast ettiği Mustafa Kemal’in kollarında dans etmiş bir kadın aynı zamanda.
İleride Cahide Sonku’nun eşi olacak İhsan Doruk ile ilk evliliğini yaptığında Belkıs Hanım henüz 14 yaşındaymış. Ailenin maddi refahı için yapılan bu evlilik hüsranla sonuçlanır. Daha sonrasında yaptığı beş evlilik ve yaşadığı ilişkilerle oldukça fırtınalı bir hayat sürer. Fakat Belkıs Kemali’yi özel kılan şey yalnızca güzelliği değil; aklı, bilgisi ve bulunduğu dönemin ruhunu taşıyan yaşamıdır.
Kitapta Osmanlı Devleti’nin yıkılışı, Cumhuriyet’ten ilanı ve İkinci Dünya Savaşı yılları eşliğinde; farklı iş kollarına girip zenginleşen yeni burjuvazi dünyası da işleniyor.
Türk ve dünya sosyetesinin gözbebeği Belkıs Kemali Söylemezoğlu... 55 yıllık hayatında Kral Faruk’la flört etmiş, kraliçelerin