Hissetmenin rengi hissedilen duyguya göre değişebilir. Bu kitabı hissetmekse kapalı bir havada gökyüzünün rengi gibi koyu gri. Kitap ismiyle de içinde neyi barındırdığını ifade ediyor zaten. Baştan sona huzursuz bir ruh halinin yansımasını görüyoruz satırlarda.
"Ama içimde hiç huzur yok-ah, huzur nedir bilemeyeceğim, asla!" s:72
Bu kitap huzursuzluğun kitabı olduğu kadar, umutsuzluğun, yorgunluğun, yalnızlığın, sevilmemişliğin, varoluş sancılarının da kitabı.
"Bütün sevdiklerim beni karanlıkta unuttu."
s:269
"Günün birinde sevecek olsam, sevilmem." s:507
"Neresiydi sığındığım yer? Bana öyle geliyor ki hiçbir yere sığınmış değildim." s:319
Yazarın yakındığı bir şey daha var, o kadar olumsuz duygudan, acıdan sonra dayanmak için son çaresi olan kayıtsızlık ve hissizlik...
"Hissetmek -ne renktir acaba?" sorusu bu yüzden...
"Kayıtsızlıktan doğan acı, ki kayıtsızlık da zaten aşırı acı çekmekten olur." s:24
Yazar bu kadar hissizleşecek neler yaşadı acaba?..
Pessoa bu kitabında bir karakter oluşturmuş karakterle kendi hayatında büyük ölçüde benzerlikler var. Hislerine yansıması da benzer olmuş, kitapta karakterden annesini küçük yaşta kaybetmiş olarak bahsediyor, gerçekte de yazarın annesi o küçük yaştayken başka biriyle evlenmiş, duygusal anlamda hep anne yokluğuyla büyümüş yazar. Bu sevilmemişlik, terk edilmiş hissi yazarın hayatına yayılmış, insanlarla iletişim halinde olsa da onların samimiyetlerini hissetmediğinden insanlardan uzak, yalnız bir yaşamı seçmiş, insanlar tarafından sevilmeyip, onları sevemeyince yalnızlığını sevmiş. Bunları yaparken gündüzleri mecburen çalışmış; geceleri de yalnızlığını kağıt, kaleme sarılarak gidermiş. Çünkü duygularını düşüncelerini birilerine anlatma ihtiyacı duyar insan, peki anlatacak kimsesi yoksa ne yapar? Bence