Konusunu birde benden okuyun…
9/10
·624 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2026 02:52
Mira ve Lina adında 18 yaşlarında birbirinden zıt karakterli ikiz kız kardeşlerimiz var. Mira sevgilisi Poyrazdan olaylı bir şekilde ayrıldıktan bir yıl sonra ailesinin yanına geri dönüyor. Döndükten günler sonra bir partide kız kardeşini bıç*klanmış bir şekilde buluyor ve kız kardeşi komaya giriyor. Bu olaydan sonra kat*l zanlısı Mira’ya bilmeceler yazılı zarflar yolluyor. Anlaşma şudur her bildiğin bilmecenin karşılığında kendimden bir ipucu vericem. Bilemezsen çevrendeki insanlara zarar vermeye devam edicem. Ve böylelikle kedi fare oyunu başlıyor. Artık Mira için yakınındaki insanlardan herhangi biri suçlu olabilir. Mira bir yandan bilmeceleri çözmeye çalışırken bir yandan da suçlunun kim olduğunu bulmaya çalışıyor. ~~~Yorumum~~~ Kitap iki zamanda geçiyor. Mira’nın bakış açısıyla günümüz, Lina’nın bakış açısıyla aylar öncesini okuyoruz. Kitap Poyraz ve Mira’nın atışmalarıyla başlıyor. Resmen kedi köpek gibiler. Lina ve Egemen benim favori çiftim oldular Mira ve Poyrazdan daha çok onların bölümlerini okumayı sevdim. Kitap liseli gençleri anlatıyor. Kendi düşüncem keşke yaşları biraz daha büyük olsaydı. Bu kurgu bence biraz daha 20-25 arası yaşları hak ediyor bence. Kitabın başından itibaren suçlu olabilecek kişilerin listesini yaptım ve birinden kesin emindim ama yazar Ölüler konuşamaz kitabında olduğu gibi bize ‘yok artık’ dedirten cinsten birini karşımıza çıkarıyor. Ve kitapta 573 ve 600 sayfaları arasını okuyanlar beni çok iyi anlayacak ters köşelere doyamadık. Ağlamak istedim sonra gülmek istedim yazar hayır ağla der gibi bir şeyler yazdı sonu da asla tahmin ettiğim gibi çıkmadı. Ama neyseki mutlu sonla bitti. Kitabı her yaş grubu okuyabilir sakıncalı birşey yok.
Kayıp YansımaDilara Keskin · İndigo Kitap · 2025256 okunma
8/10
·215 syf.·
Beğendi
·
2026 15. kitabı
John Steinbeck 'in kalemi daha ilk sayfadan itibaren sizi kendi dünyasına davet eder. Cennet Çayırı da böyle bir eser; doğanın huzurunu ve insanın kırılganlığını aynı anda hissettiriyor. İlk dönem eserlerinden biri olmasına rağmen anlatımı çok güçlü. 12 öyküden oluşan kitapta her karakterin yolu bu vadiden geçiyor. Birbirinden bağımsız gibi görünen hikâyeler, aynı mekânın ortak kaderinde birleşiyor aslında. Bu kitapta küçük hayatların içsel çatışmaları anlatılıyor. İnsanların umutları, korkuları ve hayal kırıklıkları ön planda. Her öykü umutla başlıyor ama çoğu hüsranla bitiyor. Yine de Steinbeck’in dili öyle sıcak ki, okurken hem burukluk hem de huzur hissediyorsunuz. Çayırın dingin güzelliği, insanların yalnızlıkları ve yanılgılarıyla birleşince ortaya çarpıcı bir karşıtlık çıkar. Anlatılan her karakterle bir bağ kurdum; fakat Pat Humbert beni en çok etkileyen oldu. Onun yalnızlığı ve içsel çatışması, Steinbeck’in insanı olduğu gibi aktarma gücünü ortaya koyuyordu. Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: Cennet gibi görünen bir yer bile, insanın kendi yükleriyle yüzleştiği bir mekâna dönüşebilir. Çünkü insan nereye giderse gitsin, umutlarını, korkularını ve geçmişini de yanında taşır. Belki bir Gazap Üzümleri değildi ama Steinbeck’in her hikâyesinde sizi etkileyen bir yön mutlaka var. Bu nedenle Cennet Çayırı’nı da okumanızı tavsiye ederim.
Cennet ÇayırıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,131 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Cennet mi, Yanılsama mı?
6/10
·216 syf.··
2026 13. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 11:53
Cennet Çayırı , bende çok yoğun duygular uyandıran bir kitap olmadı. Daha çok küçük bir dağ kasabasında geçen, gündelik ve insani ilişkileri sakin bir gözle izliyormuşum hissi verdi. Büyük kırılmalar ya da çarpıcı olaylardan ziyade, insanların birbirleriyle kurduğu bağlar ve bu bağlardaki küçük çatlaklar ön plandaydı. Kitap, birbirine gevşek bağlarla tutunan hikâyelerden oluşuyor. Bu yapı bazı bölümlerde anlamlı gelse de, bazı hikâyeler bana kopuk geldi ve okuma hızımı düşürdü. Yine de bu parçalı yapı, kasabadaki hayatın dağınık ve kontrolsüz akışını yansıtıyor gibi hissettirdi. Beni en çok düşündüren nokta, insanların birbirini anlayamaması ve beklentilerinin sürekli çatışması oldu. İyi niyetle yapılan şeylerin bile yanlış anlaşılabildiğini, insanların çoğu zaman aynı dili konuşamadığını görüyoruz. Bu durum, kitap boyunca sessiz bir huzursuzluk yaratıyor. Kitap bittikten sonra aklımda kalan düşünce şu oldu: Her şeye müdahale etmek ya da her şeyi düzeltmeye çalışmak mümkün değil. Bazen sadece olan biteni izlemek gerekir. Cennet Çayırı , büyük laflar etmeyen ama insan doğasına dair küçük ve tanıdık gerçekleri hatırlatan bir kitap.
1000Kitap
Cennet ÇayırıJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 20162,131 okunma
Puan vermedi·576 syf.··
Beğendi
·
2025 960. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 03 Ekim 2025 20:29
Kıstâsü'l-Efkâr fî Tahkîki'l-Esrâr: Bir Klasik Mantık Eseri Üzerine İnceleme Yazar: Şemseddin es-Semerkandî Yayın Tarihi: Orijinal 13.-14. Yüzyıl (Hicri 7.-8. Yüzyıl); Modern Baskı: 2014, Sayfa Sayısı: Yaklaşık 573 Konu: İslâmî Mantık (Mânâtıka) Şemseddin Muhammed b. Eşref el-Hüseynî es-Semerkandî (ö. yak. 690/1291), Orta Asya'nın entelektüel mirasının önde gelen figürlerinden biridir. Semerkant doğumlu olan bu âlim, Hanefî fıkhı mensubu bir Sünnî teolog, astronom ve matematikçi olarak tanınır. Eserleri, kelâm, mantık, felsefe, matematik ve astronomi alanlarında yayılır; örneğin, Risâle fi Âdâbi'l-Bahth adlı çalışmasıyla diyalektik akıl yürütmeyi, Risâle fi'l-Hey'et ile astronomiyi ele almıştır . Semerkandî'nin mantık alanındaki başyapıtı olan Kıstâsü'l-Efkâr fî Tahkîki'l-Esrâr (Düşüncelerin Terazisi: Sırların Tahkiki), İslâmî ilim geleneğinde mantığın sistematik bir özeti olarak öne çıkar. Bu eser, 2014 yılında Türkiye Yazma Eserler Kurumu tarafından neşredilmiş olup, orijinal metnin kritik edisyonunu sunar Eserin yapısı, klasik İslâmî mantık müfredatını takip eder ve iki ana kısma ayrılır: Giriş ve ana metin. Girişte, mantığın tanımı, amacı ve felsefî temelleri (Aristotelesçi mirasın İslâmî uyarlaması) ele alınır. Semerkandî, "kıstâs" (terazi) metaforunu kullanarak, doğru akıl yürütmenin dengeli bir teraziye benzetilmesini vurgular; bu, düşüncelerin sırlarını (esrâr) tahkik etmek için zorunlu bir araçtır. Ana metin, mantığın temel dallarını kapsar: Mâkulât (Kategoriler): Varlıkların sınıflandırılması ve önermelerin analizi. Kıyâs (Silojizm): Mantıksal çıkarım kuralları, özellikle kıyas-ı müstakîm ve kıyas-ı mevkuf'un detaylı incelenmesi. Cevâzîm ve Muhâkemât (Tartışma ve Hüküm): Diyalektik yöntemler, bahis âdâbı (tartışma kuralları) ve hatalı akıl yürütmelerin
Edebiyat
Kıstasu'l Efkar Fi Tahlikiki'l EsrarŞemsuddin es-Semerkandi · Türkiye Yazma Eserler Kurumu · 20144 okunma
573 sayfaya Cesareti olan okusun :)
Puan vermedi·559 syf.··
2025 101. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Eylül 2025 17:13
Uzun uzun tasvirlerle birlikte kitabın yaklaşık 200 sayfası Notre Dame Katedrali'ni tanımlayan ve onu anlatan değerlerden bahsederken, kitabın sonuna kadar bu gotik eserin ruhunu ve gölgeli anısını her an okurken yaşıyor olacaksınız. Ben bir eseri okuduktan sonra herkes okusun merak etsin kitaba ulaşsın diye pek spoiler vermem o yüzden fazla ayrıntı yazmayacağım. Eseri beğendim. Çok iyi yazılmış tragedya türünde bir roman. Bu bir tiyatro oyunu da olabilirdi. Ama roman olması daha anlamlı 573 sayfa cesareti olan okusun... İyi okumalar.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,2bin okunma
Afilli Filintalar
Puan vermedi·263 syf.·
2025 147. kitabı
Ben sadece dublördüm. Anonimdim. Defolu bir gölgeydim. (s.111) Murat Menteş edebiyatında Türkçe gömleğin düğmesini çözüp dansa kalkması hiç de mübalağa sayılmaz.:) İroninin, fantastik olayların ve postmodern oyunların aynı ortama doldurulduğu, kapısı aralanınca gökyüzüne fırlayan bir edebi curcuna, Menteş’in eserleri, ‘roman’ kelimesine sığmayacak kadar afilli filinta bir tarzda, yasa dışı ve kural bozucu bir üsluba sahip, bazen tebessüm ettirirken bazen şaşırtıyor. Dublörün Dilemması ‘nda genç bir adamın sıradan hayatından çıkıp başkalarının yüzünü takarak onların yerine geçtiği alengirli bir dünyaya adım atmasını anlatıyor. Bu süreçte Baş kahraman Nuh Tufan hayal gücü sınırsız ama şapşal, pratik zekasıyla hazır cevap laflar eden ve laf sokan bir karakter. Dublör olduğu bu alengirli dünyada dostluk, aşk ve ihanetle sınanıyor, kitabın kurgusuyla birlikte sahneler, dedikodu, suç ve gösteri birbirine karışıyor. Bütün bu hengamede Nuh’un kalbini çalan kişi ise Dilara Dilemma, Nuh Tufan kendi kimliğiyle başkalarının suretleri arasında gidip gelirken, hem eğlenceli hem de karanlık olayların içine sürükleniyor. Mizah ile trajediyi, aksiyon ile düşünsel sorgulamayı yan yana getiriyor. Dublörün Dilemması Nuh Tufan’la açılıp yine Nuh Tufan’la kapanan beş ana bölümden oluşuyor. Romanın omurgasını kuran bu başlıklar sırasıyla Nuh Tufan, İbrahim Kurban, Habip Hobo, Ferruh Ferman ve yeniden Nuh Tufan, farklı karakterlerin gözünden akarken başa dönüp kapanışını da yine ilk kahramanın sesiyle yapıyor... Menteş’in eğlenceli kaosu hayatta hepimiz birinin dublörü olabileceğimizi hatırlatıyor. Bazen işverenin, bazen sevgilinin, bazen de kendi egomuzun, Menteşin de dediği gibi Defolu bir gölge. Diyalogları, şaşırtan metaforları, beklenmedik olaylarıyla okurken
Düşünce
Dublörün DilemmasıMurat Menteş · İletişim Yayınevi · 200517,7bin okunma