Puan vermedi·1216 syf.··
2018 66. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2018 00:00
Yaşadığım gerilim inanılmazdı. Maraton koşmuş gibiyim resmen. Detaylı anlatım sayesinde gerilim iki katına çıkıyor. İşin ustası Mertcan Acar okuyucuyu nasıl avuçlarına alacağını bildiğinden bir kat daha artmış. Önce sözü geçen 7 çocuğun başlarına gelenler teker teker anlatılmış. Sonrasında birbirlerinin kabuslarına şahit oluşlarına yer verilmiş. Öyle nefes kesici anlardı ki yaşadım adeta. Geçici zaferin ardından 27 yıl sonra tekrar kasabaya dönüşleri ele alınmış yeniden. Bu yüzden hiç hız kesmeyen, hep canlı tutan bir anlatıma sahip. Korkuyla birlikte yaşanan çocukluk, ilk arkadaşlık, kurulan dostluk çok güzel işlenmiş. Hepsinin hayatlarını ayrı ayrı yaşıyorsunuz. İtiraf ediyorum, akşam izlemeye cesaret edemeyip, gündüz filmini de izledim kitabını okumadan izleseydim, daha fazla gerilebilirdim. Ani görüntülerde yerimden sıçradığım doğrudur ama kitapta daha can alıcı sahneler olduğunu söyleyebilirim. Ana konudan ayrılmaması bir tarafa, karakterlerin yaşadıklarına kadar değiştirilmiş kurgu. Kitaba kıyasla, filmde yaratıkla karşılaşma çok basit kalmış. Kitap mı, film mi derseniz kesinlikle kitap keyifli okumalar diliyor ve kısa bir kesit bırakıyorum... "Derry, Amerika'nın küçük bir kasabası. Diğer kasabalardan farkı, kanalizasyon mazgallarının altında, yer altı borularının içinde yaşayan, insanların kabuslarında ya da gerçekte, korkularının vücut bulmuş haliyle karşılarına çıkıp, onların korkularıyla yaşam enerjisini besleyen bir yaratığa ev sahipliği yapması. Bu yaratık 27 yılda bir Derry'de kendini gösteriyor. Türlü ölümler, kayıplar, yıkımların ardından 14-17 ay arası döngüsünü tamamlayıp ara veriyor. İlk kez 58 senesinde döngüsünü tamamlayamıyor. Georgie' un ölümünün ardından, abisi Bill ve yaşadıklarının gerçekliğine inanmak istemeyen 6 çocuk daha yaratıkla
OStephen King · Altın Kitaplar · 20257,4bin okunma
6/10
·300 syf.··
2026 74. kitabı
Bazı kitaplar daha arka kapak yazısını okurken insanı öyle bir yakalıyor ki, beklentiyi arşa çıkarmamak elde değil. The Good Sister da benim için tam olarak böyle bir kitaptı. ​Şöyle bir gözünüzün önüne getirin: Eşiyle kavga etmiş ve bir anda ortadan kaybolmuş, ikiz kardeşini arayan bir kadın, ucu dark web’e uzanan bağlantılar, sonsuz mutluluk vadeden o gizemli tarikat kafası ve Meksika ormanlarının derinliklerinde saklanmış ultra lüks bir wellness merkezi… Konu kağıt üstünde tek kelimeyle inanılmaz! Özellikle benim gibi psikolojik gerilimde o tekinsiz, karanlık atmosferleri ve akıl oyunlarını sevenler için bulunmaz Hint kumaşı. ​Ama gelin görün ki, o müthiş fikir uygulamada maalesef sınıfta kalmış. Hani tam gerilim tırmanıyor, "Tamam, şimdi olaylar patlayacak" diyorsunuz ya, hop, o balon anında sönüyor. Olaylar bir türlü o beklediğim derinliğe ulaşamadı, haliyle beni de içine çekmeyi başaramadı. Eğer psikolojik gerilim okurken şöyle sizi sarsacak, temposu hiç düşmeyecek ve finaliyle ters köşe yapacak bir atmosfer arıyorsanız, bu kitap maalesef biraz yüzeysel ve havada kalan bir deneyim yaşatıyor. ​Bu arada küçük bir detay da dikkatimi çekti; kitabın Goodreads’te puanı 4.12 şu an sadece 58 puanlaması ve 40 yorumu var. Açıkçası bu kadar az okunmuş olduğu için puanının biraz suni bir şekilde yüksek kaldığını düşünüyorum. Çünkü benim gibi gerilimde yüksek tempo ve sarsıcı finaller peşinde koşan okurların bu kitaba pek de yüksek puanlar cömertçe dağıtacağını sanmıyorum. Uzun lafın kısası; fikre bayıldığım ama işlenişini fazlasıyla ortalama bulduğum, "ah ne olabilirdi ama ne olmuş" dedirten bir kitap oldu benim için. Küçük bir güncelleme: Yorumu paylaşmadan önce kitabın Goodreads puanına tekrar göz attım; an itibarıyla 70 okuma ve 45 yorumla 4.01 puana ulaşmış. Ancak
The Good SisterBonnie Traymore · DP Books · 20262 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Mektuplar
6/10
·136 syf.··
2026 53. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 00:00
Tyanalı Apollonios’un Mektuplar kitabı benim için biraz “okudum ama beynim yandı” kitabı oldu açıkçası   Kitap, milattan sonra 1. yüzyılda yaşamış filozof Tyanalı Apollonios’un farklı kişilere yazdığı mektuplardan oluşuyor. İçerisinde dostluk, ahlak, erdem, bilgi, insan ilişkileri ve felsefe üzerine düşünceler var. Kısacık mektuplar olmasına rağmen o kadar fazla açıklama vardı ki bazen mektubu mu okuyorum, açıklamayı mı okuyorum şaşırdım gerçekten. Düşünün, kitap 118 sayfa ama mektupların olduğu kısım 36 sayfadan, açıklamaların olduğu kısım ise 58 sayfadan oluşuyor. Kitabın en zor kısmı benim için kesinlikle buydu.  Mektupları okurken her satırda açıklama kısmına bakmak zorunda kaldım ve sürekli açıklamalara bakınca dikkatimi toparlamakta çok zorlandım. Okuduklarım kafamda sürekli bölündü. Özellikle dönemin felsefi göndermeleri o kadar fazla ki açıklamaları okumadan ilerlemek neredeyse imkânsız gibi geldi bana. Tabii bu kitabın herkeslik olduğunu düşünmüyorum. Daha çok felsefeye ve Antik Yunan metinlerine ilgisi olanların seveceği bir kitap gibi geldi bana. Ben okurken oldukça zorlandım ama yine de farklı bir okuma deneyimi olduğu için mutluyum diyebilirim.
Alıntı
MektuplarTyanalı Apollonios · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021143 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
5/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Romanın ilk 2 bölümünü çok beğendim. Mekân ve doğa tasvirleri çok başarılıydı. Hikâyeye çok sağlam girdiğini düşündüm ve iyi bir hikâye geleceğini umdum. 3. bölümden sonra çok gereksiz tarih ve coğrafya bilgileriyle romandan koptum. İngiliz sömürgeciliği, misyonerliği, İspanyol-Portekiz sömürgeciliği, Şili-Arjantin çatışması... Tüm bunlar olurken sanki Fransızlar sömürgeci değilmiş gibi, 'Napsın adamlar, onlar da mecbur' gibi anlatımlar beni hikâyeden kopardı. Ama hikâye boyunca Kaw-djer’in gizemini, yalnızlığını, yani karakter derinliğini çok iyi verildiğini düşünüyorum. Hatta bence ustanın gördüğüm en iyi karakter anlatımıydı diyebilirim. Bir de hikâyede Kaptan Nemo’nun Kaw-djer olabileceği konusu var. Uğur Bey’in videosunda gördüm.Kitabın 58. sayfasında 'Ağırbaşlı ve hüzünlü yüz ifadesinden çıkarılabilen başlıca sonuç, yaşamın onu birçok düş kırıklığına uğratmış olduğuydu. Belki gerçekleştirilemeyen cüretkâr hayaller, belki de kabullenemediği bir toplumsal konumu kökten düzeltmeye kalkışıp da başaramamak gibi...' diye bir bölüm var. Burada yarım kalan şeylerin olması, Nemo’nun da en son gemisinin batıp yarım kalan bir hikâyesinin olması, karakterin iyi eğitim görmüş olması ve birçok dili konuşuyor olması bana olabileceğini düşündürdü. Kısacası Güney Amerika’da sömürgecilik ve kurumsallaşmış Hristiyanlık hakkında birçok bilgi aldım ama bir hikaye göremedim.
Macellanya'daJules Verne · Alfa Yayınları · 2016309 okunma
10/10
·181 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
Kitabın başlangıcı bile Türk’ün ne kadar medeni ne kadar ileri görüşlü ne kadar ince fikirli olduğunu gözler önüne sererek ilerliyor.alparslan’ın Diojen karşındaki tutumu onun onurunu incitmemek için yanında çadır kurdurması fakar ülkesine dönen diyojenin kendi tarafında gözleri oyulması ve ölmesi melikşahın zaferi kardeşine nasip olsun diye dua etmesi takvimin yenilenmesi avrupanın ise 1582 de takvimi düzeltmesi bakın durun daha başlamadık I haçlı seferi 1096-1099: Günaha bulanan hristiyanların tövbe etmesi zengin günahkar için 4 ing altını fakir için 9 şiling bununla da yetmeyip 300 yıllık bir günahkar cezası çıkıyordu din buna bir kılıf buldu ve haçlı seferine katılacak olanların günahlarının affedileceğini duyurdu hatta ölenlerin cennete gideceği Papa II urbanus fransa’ya dönerek Clermont Konsilini topladı fransanın en önemli lideri Tolulouse kontu Raymond de Saint Gilles ve başpiskopos Adhemar de MOnteil talip oldular oluşan haçlı ordusuna katılım büyüktü kadınlar çocuklar herkes içindeydi ( nede olsa günahları affedilip cennete gidecekler ) Bizans imparatoru I Aleksios bu büyük kalabalığı istemedi çünkü geçtikleri yerleri talan edecek çok zarar vereceklerdi ki öyle de oldu .bunun üzerine Aleksios haçlılara refakatçi ordular verdi . Ağustos 1096 yılında 4 esas haçlı ordusu avrupanın değişik yerlerinden yola çıktı . 1.ordu Fransalı Franklar ordusu Vermandois kontu hugue le grand robert courteheuse ve robert flndralı loren kaynaklı orduyu gecikmeyle takip edecek 2.ordu Loren kaynaklı ordu almanyayı geçip balkanlara kuzeyden girecek aşağı loren dükü godfrey de Bouillon kardeşi Baudouin de Boulogne ve kuzeni Bourglu Baudouin 3.ordu Güney Fransalılar ordusu Toulouse kontu IV Raymond veya Raymond Saint -gilles kuzey italyadan balkanlara girip Sırbistan ve Makedonya
Türklere Karşı Haçlı SeferleriRaşid Erer · Kaknüs Yayınları · 200217 okunma