Puan vermedi·328 syf.··
2018 106. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2018 00:00
Ajandam der ki, ilk kitap olan #birsonrakihayatımız 2017 yılında okuduğum 61.kitapmış ve aslında kendilerinden pek hoşlanmamışım. Hatta reenkarnasyona ilgi duyanlara tavsiye etmişim. Çünkü katakterlerimiz her y.y.da bir dünyayı kurtarmak için bir araya geliyorlarmış. Farklı şekillerde karşılaşıp birbirlerine aşık oluyor ve önemli olaylara imza atıyorlarmış. Bu kitapta ise karakterlerimizin kızı Clove, zaman makinesinden bahsedince dikkatimi çekmeyi başardı. Tek sorun, yolculuk sırasında çıkan radyasyona her hangi bir canlının dayanamaması. Küçücük bir sorun yani. Geri kalanında beynim yandığı için, sizinkileri de birazcık yakmaya karar verdim. Zamanda yolculuk yapabildiğizi düşünün. 1700'ler ya da 2300 ler gibi düşünün ama daha az değil. Bu tarihlere gitmekle kalmıyor, bilerek ya da bilmeyerek tarihi olayları değiştirebildiğinizi de düşünün. Geçmişten gününüze geldiğinizde evinizi, ailenizi, ülkenizi yerinde bulamayın, mesela işgal altında olun. Ya da gelecekten günümüze gelin, misal çocuğunuz 20 yaşındayken siz daha yeni doğum yapmış olun hatta geçmişe gidip öyle bir şey yapın ki günümüze geldiğinizde siz olmayın yavaş yavaş silikleşip yok olun ya da ne bilim önemli tarihleri değiştirmek için ailenizi sürekli geçmişe götürüp onlara rol verin. Daha olmadı siz bu günde kalın, gelecekten biri gelsin size 'sen çok ünlüsün tarih kitapları hep senden bahsediyor' desin. Böyle böyle sıradan şeyler işte. Yeterince yanmışsınızdır diye düşünüyorum, sizi sevdiğim için fazlasını anlatmıyorum :) Keyifli okumalarınız daim olsun...
Son BaşlangıçLauren James · Yabancı · 2018193 okunma
Dünden Sonra Aynı Kişi Değiliz
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 74. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 09:30
Kitaba bir Proust incelemesi okuyacağımı düşünerek başladım. Proust gibi büyük bir yazarın gölgesinde kalacağını düşünüyordum ama Beckett’in sesi o kadar baskındı ki Proust’u anlatırken bile kendi düşünsel üslubunu kaybetmemesi hatta zaman zaman metne damgasını vurması beni çok etkiledi. Bunu Beckett’in yalnızca bir yorumcu olmadığını, başlı başına bir yazar olduğunun göstergesi olarak gördüm. Ben bu kitapta Kayıp Zamanın İzinde metinlerinin karakter ve olay örgülerinin açıklanmasını beklerken Proust’un dünyasını oluşturan temel gözlemleri fark ettim: zaman, alışkanlık, aşk, sanat ve bellek. Beckett’in Proust’u yorumlama şekli bazı yerlerde Gilles Deleuze’ün Proust ve Göstergeler’ini hatırlattı. Her iki yazar da Proust’u bir romancıdan çok bir düşünür gibi yorumlamış ve iki metinde de bu ayrıntıyı çok sevdim. Karakterlerden ziyade onların arka planına, onları harekete geçiren düşünsel yapılara odaklanmışlar. Kitabın ana teması ZAMAN’dı. Bu bizim zamanı nitelendirdiğimiz şekliyle kronolojik bir zamanlama değil zamanın insanı sürekli dönüştürmesi ve eski benliğe dönüşün imkânsızlığı üzerine odaklanmıştı. “Saatlerden ve günlerden kaçış yoktur. Ne yarından ne dünden. Dünden kaçış yoktur çünkü dün bizi çarpıtmıştır.” (s.12) Zaman temasını vurgulandığı kısımlarda Paul Ricoeur da akla gelebiliyor. Çünkü o da belleği depolama alanı gibi görmeyip sürekli dönüşen ve yeniden yapılanan benliğin yansıması olarak görüyor. Diğer bir tema hafızanın güvensizliği ve insanın kendine yabancılaşmasıydı. Dün istediğimiz şeyler, bugünkü benliğimiz için artık aynı anlamı taşımayabilir. Çünkü dünkü ego ile bugünkü ego aynı değildir. Geçmişe dönmek, artık tam olarak bize ait olmayan bir benlikle karşılaşmak gibidir. “Saatlerden ve günlerden kaçış yoktur. Ne yarından ne dünden. Dünden kaçış yoktur çünkü dün bizi
Felsefe
ProustSamuel Beckett · Metis Yayıncılık · 2012315 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·752 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 09:08
valla iyi pr'ını yapmışlar! bildungsromanı değil, toplumcu gerçekçi roman değil, politikliği çok subjektif, dönemin hayatının olağan akışına uymayan olaylarla tıkıştırılmış zorlama toksik maskülen bom bok bir aşk hikayesi. ki aşk hikayesi olarak okunması da tavsiye değildir. politik olmaya çalışmış bir metin, 61 darbesinin öncesinde politik bir çevrede yaşanan ama daha çok 'aşk' ilişkisine yer ayırmış bir roman. ki sayfalarca politik çözümlemelerle dolu. osmanlı aydınından, günümüz aydınına kadar, burjuva tespitlerinden, küçük burjuva yaşamlarının anlatımına kadar kasım kasım analiz dolu ama hepsi çok subjektif ve çürümüş tespitler. misal orhan kemal hanımın çiftliği üçlemesi de bile ki olay taşrada geçer herkes köylüdür aydın çevreler ve üniversite öğrencileri yoktur amma çok çok çok daha politiktir ve hala tespitleri sağlam durmaktadır. dönemin eylemlerini anlatmış bazı, yerlerde çok garibime gitti. 'istiklal marşıyla' başlayan, 'hürriyet, atatürk' sloganlarıyla devam eden arada 'osman paşa marşını' okuyup 'türk gençliğine hitabeyle' coşan polisin kurşunlarına karşı taş atan üniversite gençliği. eğer bu doğruysa hiç beğenmediğimiz yerde ki sol kendini iyi geliştirmiş valla. resmen kanzi kuşatmasından kurtulmuştur.
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 20256,5bin okunma
Puan vermedi
Esme…. Kayıp bir yaşam… Esme Lennox babasının görevi nedeniyle bulundukları Hindistan ‘dan ailesinin topraklarına geri döndükleri zaman hayat onun için daha da zorlaşacaktır. Yaptıkları uzun gemi yolculuğundan tek etkilenmeyen o olur, çünkü hep farklıdır. 1930’lar Edinburg şehri. Esme ailesi için bir utanç kaynağı olarak görünmektedir. Hareketleri tavırları diğer kızlardan farklı ve kalıplara sığmayan türdendir. Kız çocuklarının küçük kadınlar gibi davranmasının istenildiği dönemlerde annesi ve büyükannesinin baskıları onu daha da delirtmektedir. Hayattaki en büyük arkadaşı ve sırdaşı olarak gördüğü ablası Kitty onun tek destekçisidir. (Şüpheli) Esme, kalıplara sığmayan ve kural tanımaz olmasının çevre ve ailesi tarafından hor görülmesi nedeniyle zorla bir akıl hastanesine kapatılır. İhanet ve kıskançlık onun hayatının tamamını yok eder. Küçük bir genç kız iken girdiği bu hastaneden tam 61 yıl sonra hayattan tüm izleri silinmiş olarak çıkıyor. Tam bir yoksayma ve ihanet hikayesi. İris, Esme’nin kardeşinin torunu. Yaşlı kadına özgürlüğünü yeniden elde etmesi için yardımcı oluyor. İki kadın arasındaki sırlarla dolu olan geçmiş onları konuşmadan anlaşmaya zorluyor. Hikaye şimdiki zamanla anlatılmış. Esme ve Kitty’nin anılarına belli bir sırası olmadan sizi dahil ediyor. Şimdiki zaman kısımlarında ise diğer kahramanımız yeğeni İris bizi karşılıyor. Yazar anlatımına akışında devam ederken, anlatıcı bir anda değişebiliyor. Hikaye ve kurgu güzel ama anlatımı biraz yorucu. İlk sayfalarda adapte olana kadar kafa karışıklığı yaşıyorsunuz ki bazı yerlerde konu ucu açık kalıyor.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,950 okunma
8/10
·192 syf.··
2026 29. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 15:30
Esme Lennox Nasıl Yok Oldu bende oldukça hüzünlü ve rahatsız edici bir his bıraktı. Kitabı okurken aslında bir kadının yalnızca farklı olduğu için, toplumun çizdiği sınırların dışına çıktığı için nasıl görünmez hâle getirilebildiğini düşündüm. Esme, “hanım hanımcık” olması beklenen kardeşinin yanında daha özgür, daha hareketli, daha kalıpların dışında biri gibi duruyor ve sanki bunun bedelini bütün hayatıyla ödüyor. Bir noktadan sonra mesele yalnızca aile baskısı olmaktan çıkıyor. Kıskançlık, toplum baskısı ve kadınlardan beklenen davranış kalıpları birleşerek 61 yıllık bir esarete dönüşüyor. Beni en çok etkileyen şey de buydu. Bir insanı fiziksel olarak yok etmeden de hayatından silmenin mümkün olması çok çarpıcı geldi. Kitabın dilini genel olarak akıcı buldum. Sayfalar hızlı ilerledi ve hikâye kendini merak ettirdi. Fakat çeviri konusunda bazı yerlerde zorlandım. Bazı cümleler bana biraz kopuk geldi ve anlatının akışını zaman zaman etkilediğini düşündüm. “biraz daha derine inebilirdi” hissi yarattı açıkçası... Esme’nin yaşadıkları ve karakterlerin psikolojik yönleri biraz daha detaylı işlenseydi beni çok daha fazla etkileyebilirdi diye düşündüm. Yine de kitap bittikten sonra aklımda kalan bir hikâye oldu. Çünkü Esme’nin yaşadıklarını okurken insan ister istemez şunu düşünüyor: Sorun yalnızca Esme’nin hikâyesi değil, farklı olduğu için susturulan bütün kadınların hikâyesi olabilir.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,950 okunma
7/10
·192 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 23:48
Okuduğum en zor kitaptı diyebilirim.. Konusu harika, hem çok farklı hem de Esme beni öyle bir içine aldı ki onu sarıp sarmalamak bir ailenin kendi kızına, kendi kardeşine bunu nasıl yapar diye sindirmeye çalışarak okudum. Dile kolay 61 yıl bir akıl hastanesinde geçen ömür.. Ne için? Kalıplara sığmayan, söz dinlemez bir çocuksun diye ve tabi ki bolca abla kıskançlığı yüzünden.. Hele ki bebeğini ablasının gelip aldığı yer de yıkıldım, bu kadar kötü olamaz dedim.. Evet Esme gerçekten yok oldu, onu yaşarken ailesi yok etti. Çok zor çok acı bir hikaye.. Ama yazarın tekniği öyle zor, öyle karışık ki bir bakıyorsun Esme olayı anlatıyor bir sonra ki cümle de başka bir olaya başka bir tarihe geçiyorsun. Evet kitabı elimden bırakamadım ancak öyle bir yorgunluk bıraktı ki zihnimde.. Aklımdan hep bu kitabın konusunu bizim Türk yazarlardan kalemi sağlam biri ele alsaydı miss gibi bölüm bölüm açıklayıcı şekilde yazar, bizi yormadan direk kitabın keyfine vararak okuturdu diye düşündüm :)
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20242,950 okunma