"Ne kadar az düşünüyorsunuz?"
Bu nasıl bir anlayıştır? Kâinatı, gökleri, yerleri, güneşi, ayı, yıldızları, denizleri, dağları, insanları, hayvanları, çiçekleri, böcekleri özetle her şeyi yaratan bir Allah'a inanacaksın ama işlerine müdahale etmeyecek, hayatına karışmayacak iddiasında bulunacaksın. Akıl tutulması böyle bir şey olsa gerektir. Sıradan bir insan dahi sahibi olduğu bir mekânda kendi kurallarının dışına çıkılmasını istemez.
"Kahrolası o insan! Ne kadar da nankördür."
Din afyon mudur? Donukluk, tembellik birtakım ibâdetlerle ve belli mekânlardan mı müteşekkildir?
Bu iddialar Kur'ân, sünnet ve tarih ile bağdaşmaz. Mevla (c.c) Kur'ân-ı Kerim'de baştan sona aksiyonu emreder. "Soluyarak koşanlara ve ateş çıkaranlara and olsun!"
Allahu Teâlâ bu âyette atın üzerinde giden süvarinin kendisine hem de atın yere değdiği anda nalından çıkan ateşe yemin ediyor. Yani özetle burada cihat için yapılan harekete yemin ediyor. Demek ki bu aksiyon o kadar önemli ki, atıfla birlikte yemin tekrar ediyor. Eğer bu aksiyon bugün devam edecek olsaydı; İslâm coğrafyasında bu kadar kan, bu kadar gözyaşı, bu kadar göç yaşanır mıydı?