⚘️❤️Kıymetli Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa ﷺ şöyle buyurdu; “💌Hiç şüphesiz en süratli kabul edilen duâ, bir Mü’minin bir Mü’mine gıyâbında yaptığı duâdır. 🌹İki duâ vardır ki bu duâlar ile Allah ﷻ arasında perde yoktur. Bu iki duâ, Mazlumun duâsıdır ve kişinin Müslüman kardeşinin gıyâbında yaptığı duâdır.”✨️ 💌~Hadîs-i Şerîf; Ebû Davud, Salât, 364; Buhârî, Edebü’l-Müfred, No:623/ Heysemî, Ed’ıye, 17, No:17231
Din İslam
Osmanlı ve Bizans tarihi bilmeden Avrupa ve özellikle Balkan tarihini idrak etmek mümkün değildir . Osmanlı Devleti 500 yıl süren Balkanlar hakimiyeti sayesinde 623 yıl ayakta kalabilmiş ve Balkanlar'ın tamamen elden çıkmasından sonra çöküşü çok hızlı ve trajik olmuştur. Balkanlar'daki etnik unsurlar , 1800'lerden sonra Fransız Devrimi'nden dolayı yayılan milliyetçilik etkisiyle Osmanlı'ya karşı isyan edip bağımsızlıklarını kazanmistir. İsyan edenlerin cesaretlerinin nedeni Osmanlı Devleti'nin çok büyük oranda gücünü kaybetmesi ve bu durumun neticesinde bölgedeki güç boşluğunu doldurmak isteyen Rus İmparatorluğu'nun desteğidir. Rus İmparatorluğu başarı sağlasa da Türkler'in yarattığı kültürel dominasyonu yaratamamışlardır. 500 sene boyunca birbirlerine zarar vermeyen Balkanlar'daki etnik unsurlar, Balkanlar'da,Türk gücünün sekteye uğraması ve tamamen çekilmesi ile birlikte sürekli etnik savaşlar görülmüş,bugün dahi aralarında tam bir uyum görülmemektedir.

Can Gök

@CanGok3593
·
Sırp Kralları, bölgedeki egemenliklerini Doğu Roma İmparatorluğu'nun tarihsel mirasını sahiplenerek ezeli-ebedi kılma saikiyle, -en azından biçimsel ola-rak- Bizans devlet geleneğini sürdürmeye çalıştılar. Kilise ile devletin bütünleştiği teokratik yapıyı Doğu Roma Ortodoks Kilisesi'yle ilişkileri çerçevesinde, Bizans geleneğinden devraldılar. Ancak Sır­bistan bu siyasi sentezi olgunlaştı­ramadan, 14. yüzyılın ortalarından itibaren Batı'ya doğru yayılan Osmanlı İmparatorluğu'nun menziline girdi. Sırbistan İmparatorluğu 28 Haziran 1389'da Kosova meydan savaşında Osmanlı ordusu karşısında aldığı ağır yenilgiden sonra yıkıldı. Sırbistan toprakları Osmanlı egemenliğine girdi. 12. yüzyıla kadar bağımsız iken 12. yüzyılda Sırp egemenliğine giren Karadağ, Kosova savaşından sonra bir süre bağımsızlığını koruduysa da 1478'de Osmanlı İmparatorluğu burayı da denetimine aldı. Karadağ, 19. yüzyıla dek Istanbul Ortodoks Patrikliğine bağlı teokratik bir devlet olarak kaldı. Osmanlı İmparatorluğu 1371'de Makedonya'ya da egemen olmuş ve buraya yoğun Türk ve Arnavut nüfus iskanına girişmişti.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
623
içimde bir nehir denizlere akmak okyanuslara ulaşmak istercesine çağıl çağıl akmakta _bir de hayır demeyi öğrenirsem_ gerisi gelecek Cevahir Sevil 28.12.2025/Ö.Ö.12.37
*HİLYE-İ SEADET - 11* *[Ya'nî Resûlullahın* "sallallahü aleyhi ve sellem" *görünüşü, tanınması]* *11-* Gece ile gündüzün müsâvî olduğu, Eylülün yirmiüçüncü gününü de burada geçirip, Rebî'ul-evvelin onikinci Cum'a günü Medîneye azîmet [hareket] etdiği ve aynı gün vâsıl olduğu *(Beydâvî)* tefsîrinde yazılıdır. Ömer-ül-Fârûk halîfe iken, bu seneki Muharrem ayının birinci günü, ya'nî hicretden yetmiş [70] gün evvel, müslimânların *(Hicrî kamerî sene)* başlangıcı oldu. Bu başlangıç günü, târîhcilere göre, mîlâdın altıyüzyirmiikinci [622] senesinde idi. Temmuz ayının onaltıncı Cum'a gününe rastladığı, Ahmed Ziyâ beğin 1316 [m. 1898] baskılı *(İlm-i hey'et)* kitâbında yazılıdır. Kubâ köyüne ayak basdığı Eylül ayının yirminci günü, müslümânların *(Hicrî şemsî sene)* başlangıcıdır. 623. cü mîlâdî sene başı, hicrî şemsî ve kamerî senelerin birinci senelerinde oldu. Bir şemsî sene 365, 242 gündür. Ya'nî, 365 gün, 5 sâat, 48 dakîka, 47 sâniyedir. Bir kamerî sene 354, 367 gündür. Ya'nî, 354 gün, 8 sâat, 48,5 dakîkadır. Yirmiyedi kerre muhârebe yapmış, dokuzunda er olarak hücûm etmiş, diğerlerinde baş kumandanlık mevkı'inde bulunmuşdur. Gazâlarda iki dürlü bayrak kullanırdı. Râyesi siyâh idi. Livâsı dahâ küçük olup beyâz idi. Osmânlı Sancağının şeklini Timürtaş pâşanın bulduğunu bildirmişdik. Medîne-i münevverede, kamerî altmışüç, şemsî sene hesâbı ile altmışbir yaşında iken 11 [m. 632] senesi Rebî'ul-evvel ayının onikinci pazartesi günü, öğleden evvel vefât edip, mubârek gömleği arkasında olarak, üç kerre yıkanıp, üç kat yeni beyâz kefene sarılıp, mubârek rûhu alındığı yere defn olundu. Server-i âlemin "sallallahü aleyhi ve sellem" mubârek gözleri uyur, kalb-i şerîfi uyumazdı. Aç yatıp tok kalkardı. Aslâ esnemezdi. Mubârek vücûdü nûrânî olup, gölgesi yere düşmezdi.
Din
EFENDİMİZ (SAV)’İN SAVAŞLARI (ÖZET)
“Ben rahmet ve savaş peygamberiyim!” (Ahmed, IV, 396) Hz. Muhammed yaklaşık 10 yıl süren Medine döneminde savaş, baskın, savunma ve seriyye gibi çatışma içeren veya içermeyen çok sayıda askerî harekât düzenlemiştir. Hz. Muhammed’in katılıp bizzat komuta ettiği askerî harekâtlara gazve denilir. Emrini verdiği fakat bizzat katılmadığı askerî harekâtlara da seriyye denilmektedir. ✔ 623 Yılı: Farklı aylarda 4 Gazve 3 Seriyye ✔ 624 Yılı: Farklı aylarda 6 Gazve 2 Seriyye ✔ 625 Yılı: Farklı aylarda 3 Gazve 4 Seriyye ✔ 626 Yılı: Farklı aylarda 4 Gazve 0 Seriyye ✔ 627 Yılı: Farklı aylarda 4 Gazve 10 Seriyye ✔ 628 Yılı: Farklı aylarda 3 Gazve 7 Seriyye ✔ 629 Yılı: Farklı aylarda 0 Gazve 13 Seriyye ✔ 630 Yılı: Farklı aylarda 4 Gazve 17 Seriyye ✔ 631 Yılı: Farklı aylarda 0 Gazve 5 Seriyye ✔ 632 Yılı: Farklı aylarda 0 Gazve 2 Seriyye Efendimiz (sav) Allah’ın ismiyle, adını yüceltmek gayesi ile Allah’ı inkâr edenlerle ölene kadar savaşı sürdürmüş ve her zaman ashabını Allah yolunda savaşa teşvik etmiş, bizzat 28 sefere katılarak toplamda 91 harekât gerçekleştirmiştir. Efendimiz (sav)'in bizzat içinde olduğu savaş süreçleri öncesi ve sonrasıyla yaklaşık 144 gündür. “En faziletli amel, İman ve Allah yolunda cihattır. / Cihad imanın aslından ve kıyamete kadar devam edecek bir farzdır.” (Tecridi Sarih Tercümesi, VII, 445 / Ebu Davud, Cihad, 33, 35)
Edebiyat
Öncelikle şunu iyi bil: Tarih kitaplardan, arşivlerden öğrenilir; fesli meczupların masallarından değil! Senin "13 ülkeye hükmeden 623 yıllık şanlı Osmanlı" diye yücelttiğin düzen, son iki yüzyılında yabancı elçilerin kapılarında borç dilenen, Duyun-u Umumiye memurlarının gölgesinde ayakta kalmaya çalışan, vatan toprağını birer birer satan köhne bir saltanattır. Osmanlı’yı yıkan, Mustafa Kemal ve Cumhuriyet değil; işte bu çürümüş düzenin ta kendisidir. Atatürk'ün; 13 Eylül 1683'te başlayan Osmanlı Devleti'nin geri çekilişini ve felaketle sonuçlanan toprak kaybını, 13 Eylül 1921'de Sakarya Meydan Muharebesinde durdurup Harp Tarihi'nin en büyük strateji ustalığını ve komutanlığını tarih kaydetmiştir. Yani Osmanlı'nın üç kıtadan 238 yıllık geri çekilişini ve toprak kaybını durduran M. Kemal Atatürk olmasa bugün sen kim bilir hangi sömürge nin, savunduğun fesli mısırkoçanı hangi manda nın ajanı, örnek aldığın Erdoğan hangi köyün çifçi çocuğu olacaktı biliyor musun? 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırıldıysa, bu milletin kendi iradesini bir hanedanın keyfine bırakmamak için kaldırıldı. 3 Mart 1924’te Hilafet sürgün edildiyse, bu milletin sırtına yük olmuş bir asalak takımı tarihin çöplüğüne gönderildiği içindir. Bu kararlar bir milletin istiklali için alınmıştır; zillete düşmüş imparatorluğun hatırına değil! "Bugün rahat yaşıyorsun, bunu imparatorluğa borçlusun" diyorsun ya… Asıl rahatlığımızı, o imparatorluğun enkazı üzerinde yepyeni bir devlet kuran, Sevr haritasını yırtıp atan, Lozan’da bağımsızlığımızı dünyaya kabul ettiren Cumhuriyet’e borçluyuz. Atatürk olmasaydı, bugün İngiliz’in, Fransız’ın, Yunan’ın esiri olmuştuk. Bunu kafana sok! Gelelim başörtüsü meselesine… Cumhuriyet’in derdi kadınla değil, irticaylaydı. Kadını eve hapsetmek isteyen zihniyete karşı, onu

Zeynep

@Zeypkrgc
·
Tam tamına 13 ülkeye, 623 yıl hüküm süren koskoca Osmanlı imparatorluğuna, köhne ve çürümüş düzen diye bahsetmek tam da sizin gibi tarihinden bihaber olan insanlara mahsus olsa gerek. Osmanlı saltanatını kaldıran da yıkan da 1 Kasım 1922 de Türkiye Büyük meclisidir. 3 Mart 1924 tarihinde ise Osmanlı hilafetini kaldırıp, utanmadan hanedanın kendi kazandıkları, korudukları, yönettikleri ülkeden, Türkiye topraklarından sürgün edilmesi kararını almıştır. Eğer bugün bu topraklarda rahatça yaşayıp sefa sürüyorsan bunu canları pahasına ülkeyi koruyan, satmayan, imparatorluğa borçlusun, cumhuriyete değil. Hatırla! CHP'nin 27 yıllık iktidarın da, kadınlar sırf başörtülü diye üniversite kapılarından atılıyordu, günümüzde bir kadın başörtüsü ile okul okuyup meslek sahibi olabiliyor ve devlet dairelerinde dahi görev yapabiliyorsa bunu Tayyip Erdoğan'a borçludur. Bugün Cumhurbaşkanı'nın tercümanı, zamanında meclisten sırf başörtülü bir kadın diye kovulan Merve Kavakçı'nın kızı Fatma Gülham hanımdır. Kelimesi kelimesine, "Türkiye'de hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor, ancak burası hiç kimsenin özel yaşam mekanı değildir. Burası devletin en yüce kurumudur. Burada görev yapanlar, devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar, burası devlete meydan okunacak yer değildir! Lütfen bu hanıma haddini bildirin!" Diyen CHP'nin eski başbakanı Bülent Ecevit, ve gelin görün ki, şimdi de şuan CHP'nin başında olan kemal beyimizin bir programda, dinin sembolü olan başörtüsü için, "1,5 metre karelik bez parçası" diyerek küçmsediğini görüyoruz. Ağzınızdan eksik etmediğiniz adalet, eşitlik, hürriyet nerede!? ben göremiyorum. Evet Mustafa kamal, cumhuriyet vasıtası ile kadına bir konuda özgürlük tanıdı; kadın çıplak olabilir hiç sıkıntı yok, fakat