0, bütün göklerin, yerin ve aralarındakinin Rabbidir. Dolayısıyla O'na ibadet et ve ibadetinde sebat edip sabret. Hiç sen O'na bir adaş biliyor musun?
(Meryem, 19/65)
اِنَّ فِرْعَوْنَ عَلَا فِي الْاَرْضِ وَجَعَلَ اَهْلَهَا شِيَعاً يَسْتَضْعِفُ طَٓائِفَةً مِنْهُمْ يُذَبِّـحُ اَبْنَٓاءَهُمْ وَيَسْتَحْـي۪ نِسَٓاءَهُمْۜ اِنَّهُ كَانَ مِنَ الْمُفْسِد۪ينَ
Şüphesiz ki Firavun, yeryüzünde üstünlük tasladı. Oranın halkını gruplara ayırıp onlardan bir bölümünü mustazaflaştırıyor/güçsüzleştiriyor; erkek çocuklarını boğazlayıp, kadınlarını diri bırakıyordu. Çünkü o, bozgunculardandı.
Kasas 4
وَنُر۪يدُ اَنْ نَمُنَّ عَلَى الَّذ۪ينَ اسْتُضْعِفُوا فِي الْاَرْضِ وَنَجْعَلَهُمْ اَئِمَّةً وَنَجْعَلَهُمُ الْوَارِث۪ينَۙ
Biz, yeryüzünde zayıf bırakılmış olan (mustazaflara) iyilik yapmak, onları (kendilerine uyulan) imamlar yapmak ve onları (yeryüzüne) vâris kılmak istiyoruz.<p> <sup> <i>Firavunlar; ırka, gelir seviyesine, sosyal statüye, meslek gruplarına dayalı olarak toplumu sürekli bölerler. Toplum bölündükçe birbirine düşman olur ve zayıflar. Kamplaştırılmış, çatıştırılmış, bölünmüş toplum bireyleri güven ve huzur için bir kurtarıcı arar. O kurtarıcı Firavun’dur... Allah (cc) ise insanları tevhid inancıyla bütünleştirip, İslam boyasıyla boyamak ve tüm suni kimliklerin bir kenara bırakılıp İslam’ın ana kimlik olarak kabul edilmesini ister. Bunu başarmış toplumların tevhid inancı ve adalet ahlakıyla yeryüzünün vârisleri ve imamları olmasını diler.</i></sup></p>
5
وَنُمَكِّنَ لَهُمْ فِي الْاَرْضِ وَنُرِيَ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا مِنْهُمْ مَا كَانُوا يَحْذَرُونَ
Ve onları, yeryüzünde güç/iktidar sahibi kılmak (istiyoruz). Firavun’a, Haman’a ve ordularına da kendisinden korktukları şeyi göstermek/yaşatmak (istiyoruz).
6
فَالْتَقَطَهُٓ اٰلُ فِرْعَوْنَ لِيَكُونَ لَهُمْ عَدُواًّ وَحَزَناًۜ اِنَّ فِرْعَوْنَ وَهَامَانَ وَجُنُودَهُمَا كَانُوا خَاطِـ۪ٔينَ
Firavun ve ailesi, (ileride) kendilerine düşmanlık edip üzüntü sebebi olsun diye onu
1)Fatiha: Yöneliş (Doğru yolu bulmaya iyi gelir)
2)Bakara: Düzen (Hayatı inşa etmeye iyi gelir)
3)Âl-i İmrân: Direniş (İnancı korumaya iyi gelir)
4)Nisâ: Adalet (Hukuku ve emaneti korumaya iyi gelir)
5)Mâide: Sözleşme (Vefalı olmaya iyi gelir)
6)En'âm: Tevhid (Zihni berraklaştırmaya iyi gelir)
7)A'râf: Denge (Arafta kalmamaya iyi gelir)
8)Enfâl: Dayanışma (Korkuyu yenmeye iyi gelir)
9)Tevbe: Arınma (Pişmanlığın hafifliğine iyi gelir)
10)Yunus: Sabır (Kaderi sevmeye iyi gelir)
11)Hûd: İstikamet (Dosdoğru durmaya iyi gelir)
12)Yusuf: Umut (Kuyudan çıkmaya, hayallere iyi gelir)
13)Ra'd: Gök gürültüsü (Uyanışa iyi gelir)
14)İbrahim: Şükür (Karanlıktan aydınlığa çıkmaya iyi gelir)
15)Hicr: Korunma (İlahi muhafazaya iyi gelir)
Emevî Halifeleri
I. Muâviye b. Ebû Süfyân (41-60 / 661-680)
I. Yezîd b. Muâviye (60-64 / 680-684)
II. Muâviye b. Yezîd (64 / 683-684)
I. Mervân b. Hakem (64-65 / 684-685)
Abdülmelik b. Mervân (65-86 / 685-705)
I. Velîd b. Abdülmelik (86-96 / 705-715)
Süleyman b. Abdülmelik (96-99 / 715-717)
Ömer b. Abdülazîz (99-101 / 717-720)
II. Yezîd b. Abdülmelik (101-105 / 720-724)
Hişâm b. Abdülmelik (105-125 / 724-743)
II. Velîd b. Yezîd (125-126 / 743-744)
III. Yezîd b. Velîd (126 / 744)
İbrâhim b. Velîd (126-127 / 744)
II. Mervân b. Muhammed (127-132 / 744-750)
Kuşeyrî’ye göre, Allah’ın bütün nesne ve olayları yönettiğini hakikatiyle kavrayan kimse kendini dünya işleri karşısında kaygı ve üzüntüye düşecek şekilde tek başına hissetmez. Kalbi Rabbine güven ve rıza ile dopdoludur. Bilir ki O’nun dışında hangi dalı tutarsa o dal er geç elinde kalır. Bu nedenle O’ndan başkasının önünde iki büklüm olmaz. Bu hâl, düşünce ve duyguların tam tevhide, yani tertemiz bir düzeye ulaşmış hâlidir. (Mü’min, 40/64-65)
اَكَانَ لِلنَّاسِ عَجَباً اَنْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰى رَجُلٍ مِنْهُمْ اَنْ اَنْذِرِ النَّاسَ وَبَشِّرِ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنَّ لَهُمْ قَدَمَ صِدْقٍ عِنْدَ رَبِّهِمْۜ قَالَ الْكَافِرُونَ اِنَّ هٰذَا لَسَاحِرٌ مُب۪ينٌ
İnsanları uyarman ve iman edenleri Rableri katında değerli bir konumda olmakla müjdelemen için, içlerinden bir adama vahyedişimiz insanlara tuhaf mı geldi? Kâfirler dediler ki: “Şüphesiz ki bu, apaçık bir sihirbazdır.”
Yûnus 2
اِنَّ رَبَّكُمُ اللّٰهُ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ ف۪ي سِتَّةِ اَيَّامٍ ثُمَّ اسْتَوٰى عَلَى الْعَرْشِ يُدَبِّرُ الْاَمْرَۜ مَا مِنْ شَف۪يعٍ اِلَّا مِنْ بَعْدِ اِذْنِه۪ۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُۜ اَفَلَا تَذَكَّرُونَ
Şüphesiz sizin Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden, işleri yöneten/çekip çeviren Allah’tır. O’nun izni olmaksızın hiç kimse şefaat edemez. İşte, Rabbiniz olan Allah budur. (Öyleyse) O’na ibadet edin. Öğüt almaz mısınız?
3
هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ الشَّمْسَ ضِيَٓاءً وَالْقَمَرَ نُوراً وَقَدَّرَهُ مَنَازِلَ لِتَعْلَمُوا عَدَدَ السِّن۪ينَ وَالْحِسَابَۜ مَا خَلَقَ اللّٰهُ ذٰلِكَ اِلَّا بِالْحَقِّۜ يُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ
Güneş’i aydınlatıcı, Ay’ı ise aydınlık kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için Ay’a duraklar belirleyen O’dur. Allah bunu (varlığına, birliğine ve kudretine alamet olsun diye) hak ile yaratmıştır. Bilen bir topluluk için ayetlerini detaylı bir şekilde açıklar.
5
اِنَّ فِي اخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَا خَلَقَ اللّٰهُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَّقُونَ
Şüphesiz ki gecenin ve gündüzün peşi sıra gelmesinde, Allah’ın göklerde ve yerde yarattıklarında korkup sakınan bir topluluk için (Allah’ın azamet ve gücüne delalet eden) ayetler vardır.
6
دَعْوٰيهُمْ ف۪يهَا سُبْحَانَكَ اللّٰهُمَّ