Dinde yok
63- Şahitlikte, “bir erkek eşittir iki kadın” ilkesinin uygulanması 64-Kadının ailesinden izin almadan evlenmesinin yasaklanması 65- Zina edenin taşlanarak öldürülmesi 66-Zina ayetinin bir keçinin yemesiyle yok olduğu iddiası
Alıntı
Hiç kuşkusuz hediyeleşmekte ilk adımın atılması makbuldür. Özellikle arala- rında gizli düşmanlık bulunanlar açısından bu nokta daha bir önem kazanır. Çünkü hadiste şöyle buyurulmuştur: «Hediyeleşin birbirinizi seversiniz..>>65 Bir diğer hadiste de şöyle buyuruluyor: «Hediye göğsün kin ve şeametini gide- rir.» 66 Kardeşim Şerî çerçevede ilk önce hediyeyi sen ver. Bir yolculuktan gelenden veya hediye verdiğin şahıstan hediye bekleme. Tersi bir tutuma girersen geçmiş bü- yüklerinin yolundan sapmış olursun. Bu hususu da iyi bil. Ålemlerin Rabbi Allah'a hamdolsun.
Sayfa 181 - Hediyeleşme karşılıksızdır·Kitabı okuyor
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kur’anın Tevrattan farkı
Kur’an açısından Hz. Musa bütün Çıkış anlatısı boyunca Kadim Mısır mitolojisinin kurguladığı kutsal politik güç ya da firavunluk ideolojisiyle mücadele etmiştir.Allah’ın Hz. Musa’ya vadettiği yardımla (Tâhâ, 20/46) süren mücadelede firavunun Kızıldeniz’de ölümü, hedefe ulaşıldığına işaret etmektedir.Bu yüzden Horus’un bedeni olarak inanılan firavunun boğularak ölümü Çıkış sürecinin sonunu ilan etmiştir.Çıkış anlatısının Kur’an versiyonu, bütün peygamberlerin kavimleriyle olan tebliğ mücadelesinin temel olarak üç boyutta gerçekleştiği tespitiyle uyumludur: (i) Peygamberlerin ilahi çağrısı, görünürde bir kavme ya da bir kentin halkına karşı dile getirilmiş olsa da esasen bütün insanlığa yönelik evrensel bir çağrıdır; (ii) Peygamberler temel olarak “âlemlerin rabbinin elçisi” olarak tevhit ilkesini tebliğ etmişlerdir; (iii) Peygamberlerin tebliğ stratejisi, muhatap alınan kavmin gündelik yaşamında etkili olan bütün batıl inanç, düşünce ve uygulamaları hedefleyerek bunları halkın gözünde zaafa uğratmaktır. Çıkış’ın Kur’an ile Tevrat anlatıları arasındaki en temel farklılık da İslam nübüvvet geleneğinin bu üç boyutuna ilişkindir.Kur’an’a göre peygamberlerin ilahi çağrısının evrensel boyutuna rağmen Tevrat’ta Çıkış anlatısının İsrailoğulları bağlamında insanlık tarihindeki küçük bir kavme münhasır bir içerikle öykülenmiş olması, bu anlatının evrensel değerini azaltmaktadır.Nitekim anlatının Tevrat nüshasında Hz. Musa’nın çağrısının İsrailoğulları dışında bir karşılık bulduğuna işaret edilmez. Ancak Kur’an anlatısında açıkça ifade edilen sihirbazların (Tâhâ, 20/70), firavunun eşinin(Tahrim, 66/11) ve firavun ailesinden olup imanını gizlemiş başka kişilerin (Mü’min, 40/28) Hz. Musa’nın rabbine iman etmiş olmaları, onun çağrısının Mısır halkının zihninde bir karşılığı olduğunu
Din
Bilinen ilk Terör örgütü Sicari
Bilinen İlk terör örgütlü Terör Faaliyetlerinin MS 66-73 yıllarında “Sicarii” adı verilen bir örgüt tarafından Filistin’de gerçekleştirildiği kabul görmektedir.Zeolatlar ismiyle de tanınan Sicariiler,Sicarii ismini kullandıkları “sica” adı verilen kısa hançerden almıştır.
Sayfa 16·Kitabı okuyor
..boşuboşuna gam ve hüzün ile giden hayatınızı faydasızlıktan, bâdiheva zayi' olmasından ve dünyanızın ağlaması gibi âhiretinizi ağlamaktan kurtarıp tam bir teselli size vermektir. (İman ve Küfür Müv. 66.sh - Risale-i Nur)
Din
Nasıl bir yürümek?
Kimi zaman, Odysseus gibi, İthaka'ya varmadan önce tüm dün- yayı dolaşmak ve binlerce çılgınlığın içinde yolunu yitirmek gerekir. Çıkış, insanın hemen yanı başındaki bir tepenin yamacında da evinin iki adım uzağındaki bir nehrin kıyısında olsa bile, bunun bilincine varmak için bazen dünyanın sonuna kadar gidilip dönülmelidir. Her daim gidilecek sayısız yer vardır çünkü aramaya asla son vermeyiz. Her yolculuk, var olmanın bir tür apansız kabulleniş ve kendinden geçişle gerçekleşeceği bir yer arayışının parçasıdır. Herkes dünyada yeniden doğacağı yeri arar. Bir tür içsel manyetizma, korkusuzca yakalanacak bir şansa duyulan arzu rehberlik eder bize. Fazla uzağa gitmeye gerek yoktur. Thoreau şöyle der: "Bazen, sanki esen rüzgâr beni oraya çekiyormuşçasına, şöyle bir otuz metre katetmek isterim; hayatım, derim kendi kendime, orada bana gelecek; bir avcı gibi, onu bulmak için yürürüm. Kızılcıklarla kaplı tepenin çıplak yamacı ardımda kaldığında, işte o zaman düşüncelerim tam manasıyla çiçek açacak. Esen rüzgârlarda ya da zihnimde kendini gösteren tüm o hoş şeylerde gizli bir tesir, topraktan yayılan bir buğu, bir erdem mi var?" (1981, 66.) Breton'a Cevap Otuz Metrelik İllüzyon Altmış yıl boyunca bu yeryüzünü delice sevmenin bedeli, Amansız bir hınca, sinsi bir nefrete teslim etmekmiş kalbi. İthaka bir vahâ değil, açık denizlerde kurulan bir tezgâhmış meğer; Vâroluşa duyduğum o kör aşk, kendi cellâdını beslemiş içimde. Evimin iki adım ötesindeki o nehir, yanı başımdaki o sağır tepe...
Sayfa 9