Şems Ve Mevlana
9/10
·664 syf.··
2026 261. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 23:49
Veee 27 günün sonunda kitabı bitirdim.660 sayfaydı kitap ama yoğunluğu 3 katıydı sindire sindire okudum.Başak Sayan nın tüm kitaplarını okudum ve son kitabı olan Gülün Açtığı GeceGülün Açtığı Geceçok etkileyiciydi. Şems ve Mevlanın hikayesi günümüzle birleştirilerek yazılmış.Biz bir çok kitapta yazıda Mevlana tarafından yazılmış Şemsi okuduk.Bu kitapta Şems anlatılmış,kimdir nerden gelmiştir,öğretisi nedir. Yer yer diğer kitabı olan Nigahtar a benzettiğim oldu ama yinede çok keyifle okudum.
Gülün Açtığı GeceBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026119 okunma
Harry Potter ve Ateş Kadehi
Puan vermedi·
Yani en sevdiğim kitaplardan biriydi, çok güzel ve detaylı yazmışlar. J. K. RowlingJ. K. Rowling 660 sayfa okumanızı tercih ederimm Tüm serisi bence çok güzell İlke Duru
Harry Potter ve Ateş KadehiJ. K. Rowling · Yapı Kredi Yayınları · 202336,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gülün Açtığı Gece
10/10
·664 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 01:21
Nigahdar'ın devamı,bu sefer bir Tebrizli Şems hikayesi. Ne diyeceğimi bilemiyorum muhteşem bir yolculuktu benim için. 660 sayfa ama keşke 1000 sayfa olsaydı. Şems'in hikâyesine hiç doyamadım,arkadaki kaynaklardan devam edeceğim.Çok güzeldi çok...
Gülün Açtığı GeceBaşak Sayan · İthaki Yayınları · 2026119 okunma
Puan vermedi·664 syf.··
2026 6. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 21 Mart 2026 09:47
244 sayfa boyunca Oblomov’un bir gününe şahit olduk! Ama bu yanıltmasın çünkü gayet akıcıydı anlatımı. Evet 660 sayfalık kalın bir roman ama kesinlikle akıyor gidiyor. Daha bile çabuk okurdum ama işte şehir dışları, işler, elime alamamalar… Maalesef. Neyse ben yine spoiler kısmına geçeyim! İlk olarak ben de Oblomovluk tabirine zaman zaman uyduğumu gördüm. Çünkü Oblomov çeşitli olaylar sonrası duygusal zorluk yaşadığı zamanlarda tembelleşmesi aslında donakaldığını gösteriyor. Bunları ne zaman görüyoruz: evine mektup geldiğinde, taşınmak zorunda kaldığında yani güvenli alanının dışına çıkma mecburiyeti yaşadığında. Bunların sonucunda da rumine bir şekilde bu düşüncelerle günlerce boğuşuyor ve bu da onu yatakta kalmaya, uyumaya, özbakımına bile özen göstermemesine itiyor. Bunların da depresif belirtiler olduğunu söyleyebiliriz. Bir başka örnekte ise bunları Olga’nın onu reddettiğini zannettiği ve aşk itirafına karşılık vermeyip yine aşırı düşünme haline girdiğinde yaşamıştı. Onu bu düşünceden çıkaran 2 unsur ise Şlots ve Olga’ydı. Aslında evinde pineklerken evine gidip gelen insanların pek bir yararı olmadı, hele Zahar’ın hiç. Onu harekete geçiren bir şeye ihtiyacı vardı o da çocukluktan tanıdığı Alman dostu Şlots’un onu ayağa kaldırması ile oldu. Aslında beraber seyahat planları yapmışlardı ama o kadar da uzun bir merdiven atlayamazdı bizimki. Daha altlardan başladı ve Talanteyev’in yazlık evine taşınmayı kabul etti. Oradaki Olga isimli teyzesiyle yaşayan genç kızı ise ideallerindeki kız yaparak hayallere dalmaya başladı. Olga Şlots’un çok sevdiği bir arkadaşı olduğu için ona Oblomov’un durumu anlatıldığında tembelleşmemesi için elinden geleni yapıyordu. Sonrasında birbirlerine aşık oldular zaten. Ancak Oblomov’un gelecek kaygısı beni bitirdi! Ayrıca kendim de bu
Oblomovİvan Gonçarov · Can Yayınları · 202549,8bin okunma
5/10
·672 syf.··
2026 14. kitabı
Geçirdiği trajik kazadan sonra bir kolunu kaybeden inşaat şirketi sahibi Edgar Freemantle, doktorunun tavsiyesiyle inzivaya çekilerek Duma Adası’na yerleşir. Okyanusun dibinde bulunan, Büyük Pembe adını verdiği yeni evine adapte olması uzun sürmez. Gün boyu tek koluyla resim yapmaya başlar. Ardından adanın yerlileriyle tanışır ve ahbaplık kurar. Ne var ki Edgar, çizdiği resimlerin zamanla hayal edebileceğinden daha fazla anlama ve güce sahip olmaya başladığını görür. Bu da tam anlamıyla hayatının dönüm noktası olur. Adanın içindeki kötülükler resimlerde ortaya çıktıkça tuhaflıklar artar. Edgar’ın bu garip durumu çözmekten ve ailesini korumaktan başka çaresi kalmaz. Konu itibariyle ağız sulandıran büyük, egzotik bir meyve kasesiyle karşılaşacağımı düşünmüştüm ama oldukça ekşi, acı ve sıkıcı bir tatla sınandım. Gizem-gerilim yok, anlatım tekdüze, konu temelsiz, karakterler yavan, geçmişi aydınlatan hikayelerin bağlantıları zayıf, duygudan yoksun. Sanat-psikolojiyse amaç çok daha iyi örneklerini okuduk. Neresinden tutsam elimde kalan bu 660 sayfalık kitabın, yalnızca son 150 sayfası hafif aksiyon ve tempo barındırıyor. Derseniz ki; ben bir damla bal için bir kilo keçiboynuzu yemeye hevesliyim, o zaman buyurun yiyin. Şimdiye kadar okuduğum ve aynı hızla unutmak istediğim, en kötü King kitabıydı. satir.arasindaki.kizsatir.arasindaki.kiz gelsin yeni serimiz
Duma AdasıStephen King · Altın Kitaplar · 2025754 okunma
9/10
·688 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2026 17:01
Kayıp aydınlanma; Okullarda öğretilen resmi tarih adındaki yalan bilgilerin dışında “ gerçekleri” “okumak için ideal bir kitap. Orta Asya, Araplar tarafından 660’lı yıllardan itibaren İslam’ı yayma adı altında istila ve işgal hareketlerine maruz kalır. Öyle ki İslamdan önce de çok gelişmiş bir bölge olan Orta Asya’ya ait birçok eser yıkılır kütüphaneler yakılır, İslam’a geçmeyi reddedenler ise katledilir. Arapların yaptıkları katliamları İspanyolların Amerika kıtası işgaline çok benzetirim. Okullarda bizlere anlatıldığı gibi Türklerin İslamla tanışması 751 yılında olmuyor. Araplar 660 yılından itibaren durmaksızın bölgeye saldırılar gerçekleştiriyor. Bölgenin kadim iki unsuru olan İrani ve Türki halkların İslam’a geçmesi ise yüzlerce yıl sonra oluyor. Yazarın da kitapta dediği gibi “iki asır sonra bile Müslümanlar bölge nüfusunun ancak onda birini oluşturuyorlardı.“ Orta Asya bu zamana kadar bizlere hep Türk yurdu olarak anlatıldı ancak kitabı okuyunca bölgenin yerleşik yaşama geçmiş, gelişmiş şehirler kurmuş, medeniyet oluşturmuş, gelişmiş toplumunun İrani halkları olduğunu görüyoruz. Türkler ise göçebe şeklinde yaşamlarını sürdürmüşler. Önceleri Askeri güç olarak, sonraları ise yönetici olarak bölgede katkı sağlarken, bilim, felsefe, kültür, sanat alanlarında 14. yüzyıla kadar pek de etkinlikleri yok. Okullarda İslam aydınlanması denilen dönem bizlere hep Arapların başarısı gibi anlatıldı. Ancak İslam’ın altın çağını yaşatanların aslında çoğunlukla İrani haklar olmakla birlikte Türki hakların da katkısıyla Orta Asya olduğunu anlıyoruz. Aydınlanmanın fitilini ateşleyen Orta Asyalılar, fitilin ateşlendiği yerde Orta Asya. Birûni, İbn-i Sina, Farabi, Ömer Hayyam gibi önemli kişilikler Farsça konuşan, İrani halklara tabiler ancak eserini Arapça
Kayıp AydınlanmaFrederick Starr · Kronik Kitap · 2019533 okunma