TÜRK'ÜN ULU HAFIZASI KORKUT ATA
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Türk'ün tarihi, dünyadaki herhangi bir milletin tarihine kıyasla iz sürülmesi oldukça meşakkatli bir süreç ihtiva eder. Tarih sahnesine çıkışından günümüze kadar olan süreç, pek tabii, tamamen yazılı ve kayıt altında değildir. Bu durum karşısında edebiyatçılar ve tarihçiler, mevcut kaynakları genel bir tablo çıkarmak için didik didik etmek zorundadırlar. Bu kaynaklardan en değerlileri arasında Dede Korkut Hikâyeleri büyük bir yer kaplar. Dede Korkut veyahut Korkut Ata; Türklerin Bayat boyuna mensup, 7. yüzyılda yaşadığına inanılan bir er kişidir. Türklerin ulularından; sözüne ve emrine hürmet ile riayet edilen birisidir. Günümüze 14 hikâyesi ulaşmıştır. Bu hikâyelerden Türk toplumunun yaşam tarzını, örf, âdet ve ananelerini öğreniyoruz. Bu bilgiler ışığında Türklerin İslamiyet'i kabul süreçlerinde kendi töre ve âdetlerini, yeni benimsedikleri İslamiyet ile bir potada eritişlerine ve Türk-İslam sentezinin içerisinde muhafaza edilen Orta Asya - Türkistan kültürüne şahitlik ediyoruz. Değişik varyantlarıyla 14. yüzyıla kadar uzanan hikâyelerinde Korkut Ata, hikâyelerdeki deyimiyle "soy soylayan, boy boylayan" olarak olayları bize aktarır. O, yalnızca bir anlatıcı değil; soy ağacı söyleyen, hüküm veren ve toplumsal düzeni inşa eden bilge bir töre koyucudur. Millet hafızası olarak konumlanan Dedem Korkut; Türk tarihinin ve edebiyatının izinin sürüldüğü, Türk dilinin canlı bir şahididir. İşte bu konumuyla Dede Korkut, Türklerin sözlü ve yazılı kültürü arasında kurulan bağın en nadide örneğidir. Dede Korkut'un üstlendiği misyon, Türklerin İslamiyet öncesi inanışları ile Tanrı bağının radikal bir kopuşla terk edilmediğini gösterir. Aksine bu köklü miras, İslamiyet'in potasında eriyerek tasavvufi unsurlar hâlinde varlığını sürdürmüştür. Dede Korkut Hikâyeleri; Orta Asya'dan
Edebiyat
Dede Korkut HikayeleriAnonim · Yeditepe Yayınevi · 201813,3bin okunma
8/10
·364 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:50
“Aptal olmamak, bilgeliğin başlangıcıdır.“ Horatius Eserin yazarı Christoph Martin Wieland (1733-1813), Alman mütercim, şair ve de yazar. Mütercim olarak Shakespeare'in 22 tane oyununu Almancaya ilk defa çevirip yayımlamıştır. Kendisinin en mühim eseri ise okumuş olduğum Abderalılar romanıdır. Abderalılar, ilk defa 1774 senesinde tefrika edilmeye başlanıyor ve kitap olarak da ilk baskısı 1781 senesinde yapılıyor. Abderalılar için felsefi unsurlar da içeren bir tarihî roman diyebiliriz. Zâten Wieland'ın kendisi de bu eseri için "Dahi İle Dar Kafalılar Üzerine Bir Felsefe Romanı" ifadesini kullanıyor Abdera, malûm olduğu üzere bir Yunan antik şehridir. Milattan Önce 7. asırdan itibaren tarihî kayıtlarda yerini alıyor. Abdera halkının karakteri tarif edilirken öne çıkan özellikleri için şunlar söylenir: Çabuk parlayıp çabuk sönen, dar kafalı, dar görüşlü, çoğunluğun güldüğüne ağlayan ve çoğunluğun ağladığına gülen, tuhaf takıntıları olan, kendilerini akıllı zanneden, bilge biriyle karşılaştıklarında onu yermeye çalışan değişik bir millet. Meselâ Abderalı bir düşünür olan Demokritos'un bunlardan çekmediği kalmıyor. Eserde de geçtiği üzere Demokritos, bu dar kafalara laf anlatamadığı için şehrin ücra bir yerine gidip orada yaşamaya çalışıyor ama Abderalılar kendisini orada da rahat bırakmayıp sık sık ziyaretine gelip tuhaf sorularla rahatsız etmeye devam ediyorlar. Hatta bu da yetmiyor ve devrin meşhur hekimi Hippokrates'i davet edip ondan Demokritos'u deli ilân etmesini bile istiyorlar. İşte Wieland, bu eserinde, Abderalıları mizahi bir üslup ile hicvederek anlatıyor. Yazarın bu dar kafalı insanları psikolojik olarak tahlil edip, tasvir etmesi oldukça başarılı. Zâten metni okuduktan sonra da anlıyoruz ki aslında Abderalılar hâlâ yaşıyorlar ve onların neslinden
AbderalılarChristoph Martin Wieland · Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları · 1992146 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
'Olumsuzlama aynı zamanda, itiraf etme biçimidir.'
8/10
·75 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:22
Bir insanın antika saray saatlerini tamir etmekte ustalaşmış olması yeterince ilgi çekiciyken, böyle bir oyunu da yazabilmesi... :) Şule Gürbüz okumalarının başladığı yer tam olarak burası olabilir. Hafif dozda barındırdığı mizah ve karakterlerin çocuksu duygu durumlarıyla neredeyse Mercier ile Camier kıvamında bir eser. Tiyatro yapıtlarında aradığım, olabildiğince beni o koltuğa oturtup, sahnenin ışıkları sönünceye dek oyuna dahil edebilmesi... Çok az yerde kopuşlar yaşansa da, başarılı bir eserdi. Çok derinden, yüzeysel anlatıma, acıdan sevince, kahkahadan gözyaşına anlık geçişler, felsefi metaforların sarsıcı etkisi... Hayranlıkla okudum. 'Yaşlı İhtiyar' Beckett'ın neredeyse bütün eserlerinde görebileceğimiz, yardıma ihtiyacı olan duygusal gel-gitler yaşayan ama en güçlü cümleleri, en sıradan olayların içine gizleyen, yaşlı bilge arketipine yakın bir karakter. Her konuda üstünlüğünü ilan etmiş ama bu üstünlükten hazzetmeyen, düş ve gerçeğin sınırlarını yitirmeye cesaret edebilmiş biri. Merkezde bulunuyor... Yaşlı ve genç kadın karakterlerinin, yaşam ve ölüm üzerine bizde bıraktıkları etki çok kıymetli... Hizmetçi: başlarda gerçekten Yaşlı adama refakat eden bir hemşire olduğu fikrine kapılabilirsiniz, çıkarımları ve akıllıca sözleri size 'evet sanırım bir çıkış noktası buldum dedirtse de' oyunun sonlarına doğru fikriniz değişebilir. Susan Sontag; "Yaşama gücümüzü delilik kaynaklarımızdan alırız." derken, anlamlı bir tespitte bulunmuştu. Uyum gösterebilme becerisi deliliğin bir biçimi değil de nedir? Belki bize hiç beklemediğimiz cümleleriyle şaşırtan insanlar onlara dayatılan zihinsel normların üstünlüğünü reddedenlerdir. 1950’lerde psikoz tanısı konulan vakalar modern zamanın gayet sağlıklı bireyleri kabul ediliyor. :)
Tiyatro
Ne Yaştadır, Ne Başta Akıl YokturŞule Gürbüz · Boyut Tiyatro · 1993242 okunma
Puan vermedi·280 syf.··
2026 52. kitabı
·
65 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:18
الحمد لله، الحمد لله، الحمد لله، والصلاة والسلام على نبيه ﷺ، السلام عليكم ورحمة الله وبركاته. Öncelikle belirtmeliyim ki bu, hayatımda en uzun sürede bitirdiğim nadir kitaplardan biri oldu. Gerek aynı anda birçok kitap ve konuyla meşgul olmam, gerekse kitabın beni pek sarmamış olması süreci uzattı. Genel anlamda güzel bir kitap. Fakat okurken 3-4 kez dönüp dönüp kitap kapağına baktım ve "Ben gerçekten 'Müslüman Kadının 24 Saati' kitabını mı okuyorum?" diye kontrol ettim. Kitabın adını gördüğüm an, kafamda; beş vakit namaz öncesi ve sonrası zamanımızı uhrevî açıdan faydalı olacak şekilde nasıl değerlendirebileceğimiz, gece ibadetlerimizin nasıl olması gerektiği, 24 saatte belki 24 ibadet... hadisler, ayetler ve sahabeden örnekler ışığında anlatılan bir kitap canlandırmıştım.. Ancak 280 sayfalık kitapta 7-8, en fazla 10 kadar delile yer verilmiş. Delil yetersizliği bende maalesef bir doyumsuzluk hissi oluşturdu. (Çok zengin bir kitap olabilirdi) Eksik yönlerinden biri de bazı fikirlerin farklı ifadelerle 2-3 kez tekrar edilmesiydi. Bu durum kitaba devam etme hevesimi kırdı ve bitirme sürecini oldukça uzattı. Son olarak, kitabın adı! Eğer ben kitabın içeriğine uygun bi at seçmiş olsaydım "Kolay ve Sürdürülebilir Program Yapma Kılavuzu" ismini tercih ederdim. Artıları:𓍯 Sanırım yazarın ilk kitabı ve buna rağmen anlatım dili oldukça güzel. Üç çocuk annesi olmasına rağmen programlı ve düzenli bir hayat sürmesi, İslami etkinliklerde aktif olması ve ayrıca kitap yazmış olması takdire şayan bir başarı. Maşallah, bârekallah. Ayrıca Yazarın yer, yer kendi hayatından örnekler vermesi ise kitabı daha samimi ve son sayfalarda, daha teşvik edici kılmış. Anlatılanların teoride kalmayıp yaşanmış tecrübelerle desteklenmesi, okurken daha sıcak bir his uyandırıyor. Yazara
Müslüman Kadının 24 SaatiBilge Arslan · Tahlil Yayınları · 2025300 okunma
Kişisel görüşlerim değişti gibi
8/10
·336 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 00:00
Evet, bu kitabı yaklaşık bir buçuk haftadır okuyorum. Kitap gayet hızlı okunuyor eğer sınav haftasında olmasaydım daha erken bir vakitte bitirirdim. Önemli olan anlayarak okumak diyerek kendimi avutuyorum. Kısaca kitap hakkındaki spoiler içermeyen görüşlerimi belirteyim.Bence ortalama bir polisiyeydi.Konu olarak tek farklılık emekli ajanların ana karakter olmasıydı.Eğer öyle olmasaydı çok rahat 6-7 verirdim.Karakterlerin yaşlarının büyük olması asla sıkıcı değildi.Bilge topluluğu konuşuyormuş gibi hissettim.-Ingrid lütfen stalk taktiği verir misin?-Onları okudukça büyümekten korkmamam gerektiğini fark ettim.Kitabı kendi açımdan polisiye ve psikoloji olarak sınıflandırıyorum.Bu türlere ilginiz varsa okuyun derim,pişman olmazsınız. Gelelim spoiler içeren bölüme Kitabın bazı kısımlarının geçmişten bazı kısımlarının gelecekten olması hoşuma gitti.Normalde bazı yazarlar iki bölümde ele alıyor kitabı.Yarısı full geçmiş,kalan yarısı şimdiki zaman şeklinde oluyor.Ben bu hâlini tercih ederim.Akışı bozmadan bizlere bilgi veriyor ve biz de öğrendiğimiz bilgi ile yeni teoriler üretiyoruz.Harika!Jo'yu okurken eğlendim.Karakter geçişleri de iyiydi bölümler arasında ama Diana çok az konuşmadı mı?Biraz daha dünyayı onun gözünden okumak isterdim.Çünkğ şimdi ondan o kadar da nefret edemiyorum.Sonuçta biz resmen bütün olayı Maggie'nin ağzından dinledik.Maggie ile yıldızlarımız bir türlü çakışmadı nedense. Okurken yaptıklarını mantıksız bulmadan edemedim. Evet yeterince mantıklı bir karakter ama bazen aşırı ihtiyatsız davranıyordu. Emekli olunduğunda kariyerin neye dönüşebileceğini gördüğümde ufak bir krize girdim. Ben ne yapacağım hâlâ bilmiyorum. Bilgelikle dolu zaman bize yolumuzu gösterir herhalde xaxax. Bella'nın nasıl canavara dönüştüğünü adım adım izlemek tüyler ürperticiydi.
Duygu ve Düşünce
Casuslar SahiliTess Gerritsen · Doğan Kitap · 2024771 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma