Kur’ân’a göre Hz. İbrahim, Allah inancına gözlem ve aklî çıkarımla ulaşmış (En’âm, 6/75-79); başta babası olmak üzere (Meryem, 19/43-44) bütün kavmiyle, onları düşündürmek ve kendi yanlışlarını fark ettirmek için sorular sorarak mücadele etmiştir. Yani Sokrat’tan yaklaşık 1500 yıl önce, bugün ona atfedilen “soru sorarak gerçeği fark ettirme” yöntemini, Hz. İbrahim Ur –ya da Ura– halkına uygulamıştı.
Sayfa 49 - Ketebe
"Üretken olmamı engelleyen bir tavşan deliğine düştüğüm zamanların yaklaşık %75'nin, telefonuma bakmaktan kaynaklandığını fark ettim."
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7. yüzyılda, imparatorluk sarayına İmparatoriçe Wu Zeti­an (saltanatı 690-705) hükmediyordu; Çin tarihinde Hüküm­ran İmparatoriçe unvanını alan tek kadın oydu. Wu, saraya İmparator Gaozong'un (saltanatı 649-83) odalığı olarak gel­di, ama birkaç yıl içinde imparator, imparatoriçesini kov­arak onun yerine Wu'yu geçirdi. Bir kez imparatoriçe olunca, Wu, tüm muhaliflerini saf dışı etme sürecini başlattı ve kocası 660'ta inme geçirince, kontrolü tamamen eline aldı. Kocası 683'te öldü, ama Wu iktidarını sürdürdü. Bazılarının kanısı­na göre, en büyük oğlu Li Hong'u (652-75) öldürttü ve sonra, diğer bir oğlunu, yani Veliaht Prens Li Xian'ı (653-84) sürgü­ne gönderdi. Başka bir oğlunu daha azletti ve en küçük oğlu Ruizong'u (saltanatı 684-90, 710-12) kukla imparator olarak tahta geçirdi. 690' da kendisini, yeni bir Zhou Hanedanının imparatoru olarak ilan etti. Yaşı 80'e ulaşan ve hastalıklı olan İmparatoriçe Wu, nihayet 705'te bir darbeyle devrildi ve oğlu Zhongzong (saltanatı 684, 705--10) yeniden tahta geçti, ertesi yıl da Wu öldü. Bazıları, onu, Çin tahtını gasp eden kötü bir kişi olarak görmüştür, ama onun kararlılığından ve siyasal sezgisinden pek kuşku duyulamaz.
“Komünist rejimlerin çökmesi ve bazılarına göre “neo-liberalizmin zaferinin ilân edilmesi”de durumu değiştirmemiştir. Her demokraside devlet ekonomide de en büyük güçtür. Bununla beraber, liberal demokrasilerde ekonomi tam mânâsıyla, yüzde yüz oranında devlet kontrolüne girmemiştir. GSYİH'dan alınan pay ölçü alınırsa, devletin ekonomideki payı bakımından demokratik ülkelerdeki ortalama %50 civarındadır. Bu yüksek bir orandır ama meselâ %75 olmasından veya totaliter ülkelerdeki gibi %90 (faşizm) yahut %100 (sosyalizm) olmasından iyidir. Demokratik ülkelerde korunma derecesi değişse de mülkiyet hakkı vardır ve kullanılmaktadır. Teşebbüs özgürlüğü mevcuttur ve yaşamaktadır. Vergi idareleri nispeten şeffaftır ve vergilemenin bir tür teröre dönüşmesi idari şikâyet ve hukukî mücadele yoluyla şu veya bu ölçüde önlenebilmektedir.”
Sayfa 55 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
GÖZ TEMASI: BEN DE İLGİLENİYORUM
Dünyada İngilizce konuşanların %75'i, İngilizceyi ikinci dil olarak konuşmaktadır.
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Mugire b. Şu’be (radıyallahu anh) bir kadınla evlenmek istiyordu. Hz. Peygamber’e geldi ve düşüncesini açtı. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “O kadını gördün mü?” dedi. Muğire: “Hayır, Ya Resulullah görmedim” dedi. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) : “Git ve onu gör, çünkü görmek; birbirinize ısınmanız için daha iyidir” buyurdu. (Müslim, Nikâh, 74,75; Tirmizi, Nikâh, 5; İbn Mace, Nikâh, 99)
Din