Belki de bütün mesele yeniden bakabilmekte gizli... Yeniden göğe bakabilmekte, yeniden bir ağacı fark edebilmekte, yeniden Kur'an-ı Kerim'i diri bir hitap olarak okuyabilmekte ve bu çağın büyük karanlığı içinde hâlâ bir âyet arayabilmekte...
...bugün insanlığın yaşadığı kriz, yalnızca ekonomik veya siyasi değildir; daha derin bir varlık, yani ontolojik krizidir. İnsan ne olduğunu unutmaya başladı. Teknoloji büyüdü ama insan küçüldü. Malumat arttı ama hikmet azaldı. Kalabalıklar çoğaldı ama yalnızlık derinleşti.
77. Derken o dişi deveyi tepelediler ve Rablerinin emrine karşı azgınlık ettiler ve dediler ki: "Hey Salih, sen gerçek peygamberlerden isen, bizi tehdit etmekte olduğun o azabı getir de görelim!"
78. Bunun üzerine onları "o korkunç sarsıntı" yakaladı da, vatanlarında çökekaldılar.
79. Yüz çevirdi de onlardan Salih, "Ey toplumum, ben size Rabbimin elçi olarak bana verdiği mesajı bütünüyle ilettim ve öğüt verdim, hayrınıza çalıştım. Ve fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz!" dedi.
Bugün modern insanın problemi, aslında hakikati hiç duymamış olması değil, duyduğu hâlde onunla yüzleşmek istememesidir. İnsan artık hakikati bilgi olarak tüketiyor fakat hayatına indirmiyor. O yüzden çağımız “çok bilen ama az yaşayan” insanların çağıdır.