Bu yaşamaklar. Nasıl yorucu.
9/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 50. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:05
“Her şeyden kaçabilir insan, mutluluğu erteleyebilir, sevinci saklayabilir, uykuyu öteleyebilir, nefreti dizginleyip kıskançlığı perdeleyebilir ama acıyı öteleyemez; yalnızca gerçekten bıçağın keseceği, kırığın hissedileceği zamanı görmeniz, duyumsamanız, seyretmeniz yeterlidir. Kan akar, kalp kırılır, acısı olabildiğince heybetli şekilde yaşanır. Yaşayacağım acılardan emin, yürüyordum.” s.112 Acılara yürüyor korkmuyorum, korkmuyorsun, korkmuyorlar.. “Kaybedenler her zaman kaybediyor. Bu masada kazanan yok. İki kaybeden bir kazanan etmiyor. Ben niye kaybettim, bilmiyorum. Kaybetmiş hissediyorum.” s.119 Bu his bazen insanın yakasını asla bırakmıyor. Orada öylece broş ya da kravat gibi duruyor. “Kalabalıktan sıyrılıyorum, kalabalığı sevmiyorum. İnsanlardan olabildiğince çabuk kurtulmaya çalışıyorum. Ayaklarımın üzerinde durmalıyım. Hiç kimseye muhtaç olmamalıyım. Ne maddi ne de manevi.” s.90 Hepimizin yegane arzusu bu di mi ama? Sonra da ne kadar yalnızım diye hayıflanmak da bizlerin eseri. “Yürüyorum. İnsanların etrafımdan akıp geçtiğini görüyorum. İnsanlar var; nefes alıyorlar, konuşuyorlar, adım atıyorlar, görüyorlar, bir amaç uğruna savruluyorlar. Bir şeylerin etrafında pervane olup ömürlerini tüketmekte beis görmüyorlar. İnsanlar var; acılarıyla, sevinçleri ve adını koyamadıkları duygularıyla varlıklarını anlamlandırmaya çalışıyorlar. Bir dünya düşlüyorlar; o dünyayı yaşamak için çabalayıp dururken, bir kanat çırpışı kadar zamanda ömürleri geçip gitmiş oluyor. Tahayyül ettikleri dünyayı gerçekleştiremiyorlar. Tahayyül etmek, hayale kanmak yetiyor insanlara.” s.89 “Bazen o duygu gelir, yakama yapışır; her şeyi mahvetme, yok etme, yıkma düşüncesi. Yıllardır içimde büyüyen bir kaçma hadisesi. Nereye, neden, niye, nasıl? Mutlak mecburiyetler dünyasında, farklı bir
YaşamaklarCaner Almaz · Everest Yayınları · 2021204 okunma
9/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:06
VADİDEKİ ZAMBAK (Roman) HONORÉ DE BALZAC 1799-1850 yılları arasında yaşamış, realizm (gerçekçilik) akımının en etkili temsilcilerinden biri kabul edilen Fransız yazar Honoré de Balzac’ın başyapıtlarından Vadideki Zambak romanıyla hem yazarı hem de eserini tanıma yolculuğumuza devam ediyoruz. Vadideki Zambak, gerçekleşmeyen bir aşkın insan hayatını nasıl şekillendirdiğini anlatan etkileyici bir romandır. Aşkın yalnızca kavuşmak olmadığını; bazen vazgeçmek, beklemek ve fedakârlık yapmak anlamına geldiğini son derece zarif bir şekilde ortaya koyar. Bu yönüyle aşkı en hüzünlü ve en ince biçimde anlatan romanlardan biri olarak değerlendirilebilir. Romanın başkahramanı ve anlatıcısı Félix’tir. Çocukluğunda annesinden sevgi görmemiş, yalnız ve kırılgan bir karakterdir. Annesinin zoruyla katıldığı bir davette evli ve aristokrat bir kadın olan Henriette ile tanışır ve ona derin bir aşkla bağlanır. Henriette ise Kont de Mortsauf ile mutsuz bir evlilik sürdürmektedir. Ruhsal olarak Félix’e yakınlık duysa da ahlaki değerleri ve toplumsal sorumlulukları nedeniyle duygularını bastırır. Roman boyunca Félix ile Henriette arasında yoğun fakat platonik bir aşk yaşanır. Eserde tutku ile görev arasındaki çatışma, ideal aşk, fedakârlık, toplumsal baskı ve insan ruhunun karmaşıklığı son derece gerçekçi bir dille işlenmiştir. Félix’in hayatına daha sonra giren İngiliz kadın Lady Dudley ise Henriette için hem fiziksel aşkın hem de kadınlık kimliğinin farkına varılmasını sağlayan güçlü bir rakip olarak karşımıza çıkar. Anlatıcı, yaşananları mektup tekniğiyle aktarır. Romanın sonunda ise Félix’in hayatındaki üçüncü bir kadın devreye girer. Bu kadının Félix’e yazdığı mektupta Henriette ve Lady Dudley daha gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirilir. Üstelik bu değerlendirmeler, bir
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202553bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Roma da sıradan bir gezide neler olabilir ki?
3/10
·336 syf.··
2025 71. kitabı
İnsanların bu kitabı çok övdüler ben de bu kitabın kapağını ve yazarı çok sevdiğimden aldım. Konusu ilgi çekiciydi ama mantık hataları ile doluydu. Örneğin anakarakter zamanda yolculuk yapıyor ve kendini MS 79 Romasında buluyor. Bir tünelde geçiyor tünelde telefonu çalışmıyor. Ana karakterin arkadaşı da “Bu tünelde mağarada 21. Yüzyıl aletleri çalışmaz.” Diyor ama mağarada tünel artık her neyse el feneri çalışıyor. Yahu el feneri 21.Yüzyıl aleti değil mi? Meşale deseniz olmaz mıydı? Neyse işte ana karakterimiz MS 79 yılının Romasında buluyor kendini. Ama ne Roma MS 79 dediğime bakmayın ütü basmak tabiri, saç maşası, günümüz hizmetçi kıyafetleri kullanıyor. Ya kitapta MS 79 yılının Romasında bildiğimiz trampetli bando takımı var. Daha bunun gibi bir sürü mantık hataları var. Ben mantık hatalarına takılan biriyimdir. Özellikle de tarihi fantastik romanlarda.Bir de zengin Romalıların şişman tasvir edilmesi. Antik Roma da şişman varsa da çok az vardır. Bazı karakterlerin hikayeleri daha iyi anlatılabilirdi. Örneğin Leo ve Rom ya da Mirabella. Ya Mirabella neden o palyaço balıklarının gözlerini yiyor. Ona sihirli güçler mi veriyor, gençlik mi güzellik mi veriyor? Hiçbir sebebi yok. Ayrıca palyaço balıkları göz yaşı dökmez. Hele kanlı hiç…Yazar balıkların sihirli olduğunudan falan da bahsetmiyor. Ya ana karakterin Fen lisesine gitme Anadolu lisesine gitme olayı çok oldu bittiye getirilmiş. Sonu güzeldi bazı karakterlerin hikayesi güzeldi ama kitap çok saçmaydı. Okunur mu? Bence kesinlikle okunmaz.
Son Bakış KöprüsüNehir Aydın Gökduman · Timaş Genç Yayınları · 202541 okunma
Geç kalınmış okumaaa
10/10
·153 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
"Eğer bir gün hayatınızın sonuna geldiğinizde, karşınıza bir cin çıksa ve size, şu ana kadar yaşadığın hayatı tek bir saniyesini bile değiştirmeden sonsuza kadar tekrar tekrar yaşayacağınızı söylese ne hissederdiniz?" Cevabınız ne olurdu? Yaşanmış bir hayatı aynı evrende, aynı şartlarda sadece yine sen doğarak yaşayacaksın. Cevabı kişisel diye düşünüyorum. Hayatı zor şartlar altında yetişmiş birine sorarsanız muhtemelen kabul etmeyecektir. Kendi ile barışıp, yaşadıklarının yaşam çizgisinde varoluşunu, pişmanlıklarını onaylayan birine sorarsanız kabul edecektir. Her yük kendine özgü bir döngüde sırtımızda. Bana sorarsanız ben yeniden aynı hatalar ve pişmanlıklarla var olmayı isterdim. Çünkü onlar bana ait duyguların ve deneyimlerin bütünü olarak bir ben misali bedenimde. Sadece şunu yapabilirim ve tavsiyesinde bulunabilirim ki; bir şeyi yapmadan önce iki kez düşünmeli insan. Seçeceği yolu, kuracağı bağı, sevdiğini söylemeyi… iç dökülüp ruh temizlenmesi yaşandığına göre şimdi gelelim kitabımıza… Öncelikle baştan söyleyeyim; tam bir felsefe kitabı. Hikaye eleştirilmiş psikolojik kitapları çok sevdiğimi daha önce söylemiştim zaten. Tekrar etmiş olayım. Hoş okumayanlar bilemeyecek benim bunu tekrar ettiğimi. 79 yaşında felsefe profesörü Murat geçirdiği kalp krizinin ardından kendisine hastane odasında bulur. Bedeni uyur fakat zihni hala çalışmaktadır nietzsche’nin cini olarak beliren gizemli bir ses ona şu soruyu sorar: “Bengi dönüş’ün” o ağır yük yükünü tüm pişmanlıklarınla acıların ve sevinçlerinle kabul eder misin? (felsefesini araştırın derim yazarsam çok uzun olacak) çocukluğunda terk edilmiş olan Murat, yaraları, büyük aşkı ihaneti ve affedemediği anıları. Burada geçmişe yolculuk başlar. İrdeler düşünür hesaplaşır. Devamını anlatmayacağım. Gönülden tavsiyemdir.
İnsan ve Duygular
Nietzsche’nin CiniBülent Yüney · Mythos Kitap · 20254 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2026 11:50
𝕂𝕚𝕥𝕒𝕡 𝕐𝕠𝕣𝕦𝕞𝕦 Baş karakterimizin( ismi zikredilmemiş kitapta) kanser olduğunu öğrenip doktoruyla olan konuşmalarıyla başlıyor kitap, sonrası mahalleden ailelerin isteğiyle, fikir alınmaksızın yapılan apar topar bir nişan ve sonrasında yaşanan dramatik bir son... İlknur'un yaşadığı travmatik olayın etkisi ve baş karakterin bu evliliği sürdüremeyeceği kaygısıyla atılan nişanın ardından sırra kadem basan İlknur ve baş karakterin savruluşu ve eski mahallesine geri dönüşünü konu almış. " Bazen öyle sanıyor ki insan eskisi gibi olabilir her şey olmaz hâlbuki..."(syf.79) Çok spoiler vermek istemiyorum. Sonu hiç tahmin etmediğim bir ters köşe oldu. Yazar kalemini yine yalın ama etkili biçimde konuşturmuş, tek eleştirim keşke bir tık daha uzun olsaydı, çok boşlukta kalmış bir son gibi geldi bana. Yine severek okuduğum bir Tarık Tufan kitabıydı, tavsiyemdir.
Hayal MeyalTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20207,2bin okunma
Puan vermedi·164 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 01:14
Yazarla tanışma kitabım oluyor Rüzgârın Şarkısını Dinle. Aynı zamanda yazarın da ilk romanıdır.Bu sebeple akıcı ve sade bir üslupla yazılmış yani bir çırpıda okuyabilirsiniz.1970-79 yılları arasında yirmili yaşlarında üç kadınla yaşadığı ilişkileri konu alıyor kitap.Baktığınızda etkileyici hiçbir olay örgüsü yok.Yazar olay örgüsünden ziyade boşluk hissi, duyguların geçiciliği ve melankoliyi hissetmesini istemiş okurun. Kitapta kadın figürlerinin yansıtılış şekli ve cinsellik içeren yerler olmasını rahatsız edici buldum. Hatta +18 bir kitap olduğunu düşünüyorum. Güzel alıntıları olan bir kitaptı yine de. Okuyup okumamak konusunda sizler karar verin. Çookk sevdiğim bir kitap olduğunu söyleyemeyeceğim ama yazarın diğer kitaplarını okumak ve değerlendirmek istiyorum. Kitapla ve sevgiyle kalınız:))
1000Kitap
Rüzgarın Şarkısını DinleHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20207,4bin okunma